hadi la çohoş ol diye bi entari daha şeyettiriyom sana, kullan; kullanmadığını da sakla sonra kullanırsın.
tanım: şeytan'ın canı sıkıldığında çocuklarını sikermiş sözünün içsel yansımasının yarattığı nevrotik gülerüz kobradır.
böyle bir başlık ve böyle bir entry girmiştir. karmasındaki "zeka sorunu var" ibaresinden ve sözlüğün en çok ukte verenlerinden biri olmasından zihin yapısını ve sahip olduğu boş zamanı idrak edebiliyoruz.
gel gelelim mevzuya;
öncelikle ortaçağ ne alaka, kur'an 1400 yıl önce gönderildi bunu anlayamadık. hem bilim çağındasın, bilimin kaynağı araştırmaktır bundan bihabersin. neden mi ? çünkü araştırsan kur'an'ın indirildiği yılları ve varaka'nın yaşadığı zamanı bulursun.
peygamberimizin hanımı hz. hatice, avvam'ın oğlu huveylid'in kızıdır. varaka da huveylid'in oğlu nevfel'in oğludur. yani amca çocuklarıdır. peygamberimiz de hz. hatice ile islamiyetten önce evlenmiştir. bu nedenle varaka peygamberimizin evine gelip giderdi.
varaka bin nevfel arif bir zat idi, kahin idi. kahinden kasıt bilgiler ve ilim ışığında kahinlik. bu zat islam peygamberi gelmeden ona iman etmişti. ama yetişemedi, yoksa ilk müslümanlardan olacaktı.
peygamberimize cebrail inince "sana gelen namus-i ekber'dir, cibrildir." dedi. rahip bahira gibi o da mekke'de 571 yılında ibrahim peygamberin soyundan bir peygamberin zuhur edeceğini biliyordu. ama o kişinin sürekli evinde misafir olduğu muhammed bin abdullah (asm) olduğunu bilmiyordu.
cebrail olayından sonra "ömrüm yetse sana ilk inananlardan olurdum" dedi. peygamberimizin halkı tarafından memleketinden kovulacağını ve hicret etmek zorunda kalacağını haber verdi. "o günlerde sana yardımcı olmak isterdim." dedi. bilindiği gibi peygamberlik ilk vahiy'in hemen ardından gelmedi. o arada varaka bin nevfel vefat etti.
"öncelikle ortaçağ ne alaka, kur'an 1400 yıl önce gönderildi bunu anlayamadık. hem bilim çağındasın, bilimin kaynağı araştırmaktır bundan bihabersin. neden mi ? çünkü araştırsan kur'an'ın indirildiği yılları ve varaka'nın yaşadığı zamanı bulursun.."
tartışma hakkında fikir beyan etmeden sadece şunu söylemek istedim. ortaçağ denilen dönem 3'e ayrılır. karanlık çağ da denilen erken ortaçağ, 476 ile 1000 yılları arasındaki döneme verilen isimdir. avrupa tarihi'nin bir dönemini teşkil etse de zamandan ve coğrafyadan bağımsız olarak ilkel skolastik zihniyeti de temsil eder bu dönem. islam dünyasında bu dönemde düşünce nispeten daha rasyonel olsa da zaman içinde aynı kafa yapısına düşülmekten kurtulunamamıştır. "hem bilim çağındasın, bilimin kaynağı araştırmaktır bundan bihabersin." cümlelerini okuyunca dayanamadım müdahil oldum.
sözü edilen ortaçağ yakın ortaçağ. peygamber devri. evet bilimin kaynağı araştırmaktır. sözü edilen, bahsi geçen entry okunsa anlaşılır bir durum var ortada, hem kaynak ayağına kadar gelmiş. kavilmler göçü ile başlayan ortaçağ'dan bahsedilmiyor olsa gerek.
hem müdahil olunacak o kadar yanlış bilgi ve ağır ithamlar var iken bir çağ aralığına takılmak ne garip.
"kavilmler göçü ile başlayan ortaçağ'dan bahsedilmiyor olsa gerek."
ortaçağ batı roma imparatorluğu'nun sona ermesiyle başlatılır 476 yılıyla. http://tr.wikipedia.org/w....C3.B6k.C3.BC.C5.9F.C3.BC kilise'nin toplum üzerindeki egemenliği erken dönemde güçlenmiş, skolastik düşünce bu çağda ortaya çıkmıştır. erkeni geçi de farketmez zaten başlamış işte, bu dönemin tamamına ortaçağ diyoruz. zaten önemli olan takvimdeki sayılar değil zihniyet. müdahil olma gereğini hissettiren şey, ortaçağ'ın zaman olarak peygamber dönemine denk gelmediğinin zannedilmesiyle ortaya çıkan bilgi yanlışıydı ki bunun söylenmeye çalışan şey açısından da bir önemi yok. ayrıca tartışılan şeyi de çok anlamsız bulduğumu hemen belirteyim zira peygamber dönemine ait en güvenilir sanılan rivayetler bile tarihi belge kesinliğinden uzaktır. bunlara bakılarak herhangi bir çıkarım yapmak, bir tez ortaya atmak veya bir tezi çürütmeye çalışmak gerçek namına bir anlam ifade etmez. evet vaktim bol, napayım. ego tatmini yönü de var işin tabi, deyip kaçıyorum. iyi eğlenceler dilerim.
aslında şu ilginç durum kendisi hakkında yazanları da yazılanları da açıklamaya yeter de artar bile,
"aklı hala ortaçağda kalmış cahildir." yazdığı için ortaçağın ne olduğunu bilmiyor entrysi yazılıyor. bir başkası da ortaçağdır işte tam diyerek anlatınca çağlara takılmayalım deniyor.
bakın koçlar öncelikle ortaçağ dediğiniz tarih kavimler göçü sonrası roma imparatorluğunun ikiye ayrılması ile başlayıp istanbul'un fethine kadar olan zaman dilimini kapsayan süreçtir.
ilkokul 4. sınıftan itibaren bu bilgiler öğretilir.
dolayısıyla islamiyetin ortaya çıktığı tarih de bu zaman dilimi içerisinde olduğundan bunu ortaçağ olarak tanımlamak gerek. ama siz bu islamiyetin ortaya çıkışını atom çağı olarak görmek isterseniz sorun yok...
devam edelim.
varaka bin nevfel denilen zat hatice hanım'ın amcasının oğludur. zaten bunu ben de belirttim;
(bkz: varaka bin nevfel/@protest sanayici)
lakin amcasının oğlu olmasının yanı sıra aynı zamanda eski nişanlısıdır da. pek tabi şakirt tayfa bu sıfatlardan eski nişanlılığı pas geçip amca oğlu kısmını sahiplenmekte. bugün bile insanlar amca kızı-teyze kızı ile nişanlanıp evlenebiliyor. o dönemde de böyle olması çok mu garibinize gidiyor?
bir başka iddia da "kutsal değerleri mizah konusu yaptığım" yönünde.
şimdi hz muhammed'in siyasi nedenlerle ebu bekir kızı aişe ile evlenmesi, sonra osman'ın yavuklusu olan ömer'in kızını almak için ayet indirtmesi, ilk eşi hatice'nin babasını kandırması normal de, bunları yazınca "mizah konusu" demek nasıl bir kafanın ürünü?
siz istiyorsunuz ki kimse bir şey yazmasın.
kimse bu tip çarpıklıklardan söz etmesin...
geçelim.
bir diğer arkadaş da kuran'da okyanus akıntılarından, balık çeşitlerinden, göğün ve yerin 7 kattan oluştuğundan vesaire vesaire den bahsetmişler cevaben.
yani bu bilgiler yalnızca kuran-ı kerim'de geçiyormuş.
hey yavrum hey.
kuran daha ortaya çıkmadan 3000 yıl önce sümerler gökyüzünü gözlüyorlardı, okyanus akıntılarından mısır, yunan ve roma kaynakları bahsediyordu kuran'dan yüzlerce yıl evvel.
(bkz: kuran da suların karışmama mucizesi/@protest sanayici)
söylediklerini söylemeyeceği ortamlar olduğunu ve bu ortamlarda söylediklerinin söylenemeyecek hale getirilmesinin sebebinin de zamanında söylemek istedikleri şeyleri söylemeyenler tarafından yaratılmış olduğunu biliyor muyuz? daha açık mı yazayım?
müslüman kendisinin dile getiremediğini dile getirenden korkar.
kısa ve öz, bildiğin patron. sen ne kadar götünü yırtarsan yırt ne kadar çok çalışırsan çalış ne kadar fazla kazandırırsan kazandır beynindeki para hırsı zerre azalmayacak olan işveren.
çek çük, senet sepet işlerini zamanında yapacan o allah'ın garibanlarını mübarek günde parasız bırakmayacan hacı, nasıl ki bindiğin bilmem kaç paralık arabanın senedini aksatmıyorsun, nasıl ki çalışanını yeri geldiği zaman "siparişler yetişmiyor" ayağına fazladan çalıştırıyorsun, parasını da zamanında vermesini bileceksin aga. allah hidayet etsin ne diyelim.
(bkz: #17323889) sıkıntı anlaşılmıştır. bütün sorun, osmanlı'nın safevileri yenmesiymiş meğer.
bıraksaymış anadolu şiileşseymiş, osmanlı türk olarak kalacakmış...
ben kanuni döneminin sonundan özdemir paşa örneğini veriyorum,
arasam daha da bulurum,
o hala 1517 diyor. ne diyeceğimi bilemiyorum.
şimdi safevilerin isminden mi başlayayım ne kadar "türk" olduklarını irdelemeye,
yoksa bugünkü iran'ın veya azerbaycan'ın silme "türk" olmaları yanında bizim öyle olmamamızdan mı?
uzatmayacağım;
en çok güldüğüm şeylerden biridir, atsızcıların kızılbaşlık davası...
olum yavuz ne lan?
atatürk'ün dersim'de yaptıklarından ne haber?
(#17321275)buradaki ironiyi, ortaokul 3 seviyesindeki bir insan dahi algılayabilir pekala. vurgulanmak istenilen şey, "osmanlı'nın türk kimliğinden sıyrılarak ümmetçi kimliğe bürünmesi ve devşirme sistemi sayesinde bir türk düşmanı haline gelmesi"dir.
her girdiğimiz entry sonrası ilkokul 5 yardımcı ders kitabı seviyesinde açıklama yapacaksak işimiz var...