(bkz: become a legend) moduyla beni benden almış oyundur. drogba tarzı bir forvet yaptım, senegalli, adı da niang.
ilk sezonumda fransız st etienne takımıza transfer oldum. sezon boyunca 34 gol attım, gol kralı oldum, yılın oyuncusu seçildim, aynı zamanda olimpic lyon'un ardından ligi ikinci bitirmemize rağmen yılın takımı seçilmemize büyük katkıda bulundum. milli takıma seçildim, 3 gol attım ama senegalli arkadaşlarım bana çok pas atmayınca milli takımdan soğudum.
st etienne'de de bana çok fazla pas atmadılar. hatta attığım gollerin birçoğunu bireysel yeteneklerim sayesinde attım. buna rağmen 16 tane de assit yaptım. ama kıymetimi bilmedi teknik direktör. sağ veya sol açık oynattı, arkadaşım ben drogba tarz son adam oynamak istiyorum dedim, benden iyi mi bilicen dedi. başkanla konuştum, biz karışmayız o işlere, burası türkiye ligi mi kardeşim dedi. neyse dedim, ilk gelen transfer teklifinde premier lige aston villa'ya transfer oldum (not: premier ligin lisansının alınmaması nedeniyle üzülenler, edit modundan takımın formasını da ismini de revize edebilirler. formadaki reklama kadar)
aston villa'da şu an ligin 5. haftasını bitirmiş bulunmaktayız. bu süreçte lider chelsea'nın 2 puan gerisinde ikinci sırada bulunmaktayız. amacımız da takımımızı şampiyon yaparak manchester united'a tarfnsfer olabilmek.
pes 2010'da başladığım oyunda, ilk iki sezonumu porstmouth'da geçirdim. burada 14 gol attım ve takımım ligi 3. bitirdi. ardından beni manchester city keşfetti ve bu takıma transfer olarak çok başarılı 3 sezon geçirdim. 2 şampiyonluk ve 1 uefa avrupa ligi şampiyonluğu yaşadım. 3 sene üst üste asist kralı oldum, t.direktör maalesef beni defansif midfield oynattı.
neticesinde burada da t.direktörle anlaşamadığım için gelen teklif üzerine everton'a transfer oldum. 2 sezon burada başarılı bir şekilde oynadım, ancak burada da hem asist hem de gol kralı olduğum için götüm kalktı, beni forvet oynatın dedim, boyun kısa, premier lig güçlü olmayı gerektirir, sende bu güç yok, sen çelimsizsin dediler, defansif midfield oynatmaya devam ettiler. ayrıca kontraataklarda bana pas vermemelerine sinir oluyordum. ayrılmayı kafama koymuştum.
derken sezon bitti ve hayallerimin takımı manchester united'e transfer oldum. sanki harbiden transfer olmuştum lan sözlük, çok mutluydum. 29 yaşına kadar oynadım ve 5 lig şampiyonluğu, 5 şampiyonlar ligi şampiyonluğu, milli takımda 2 dünya şampiyonluğu ve 1 avrupa kupası şampiyonluğu yaşadım. bu 5 senede 2 sefer gol kralı, 3 sefer de asist kralı oldum, 165 sefer maçın adamı seçildim. 3 sefer dünyada yılın oyuncusu seçildim.
hatalar zinciri burada başladı işte. bir dönem oyundan sıkıldım. her sene üstün başarılar ve şampiyonluklar beni sıkıyordu artık. dedim biraz da farklı takımlarda şansımı deneyeyim. ajax'da gelen teklifi kabul ettim ve rekor trasfer ücreti aldım.
yarım sezon oynadım, ilk yarı sonunda takımımı 11 puan farkla hollanda liginde açık ara lider yaptım. neyse ilk devre bitti, ara transferde, üstün başarılarıma rağmen ajax benle devam etmek istemedi. inanamadım, yarım sezonda 29 gol atmıştım, beraberliğimiz bile yoktu bırak mağlubiyeti.
bana az alkmaar sahip çıktı. sen iyi bir arkadaşımızsın, gel beraber çalışalım dedi, okey dedim, devre arasında transfer oldum. ajax'a sinir olmam neticesinde deli gibi çalıştım, ajax'a lig maçında 9 tane gol attım, ayrıca bütün maçlarımızı kazandık ve az alkmaar'ı ikinci yarıdaki çıkışıyla şampiyon yaptım.
inanılmazlıklar devam ediyordu. lig bitiminde alkmaar bana transfer teklifi yapmadı. evet yapmadı. kendimi terkedilmiş hissetmiştim. neler oluyordu? yaşım ilerlediği için mi böyle olmuştu. beni isteyen tek takım hollanda ligindeki heerenveen isimli ne idiğü belirsiz takımdı. mecburen kabul ettim. diğer takımlardaki gibi onlar da beni defansif oynattı, hatta bir maçta stoper bile oynadım, neler olduğuna inanamıyordum, bir insan bu kadar düşebilir miydi?
transfer sezonu başladı ama avrupanın hiçbir hatırı sayılır klubü bana transfer teklifi yapmıyordu. dandik takımlarda basit bir orta saha oyuncusu olarak kariyerime devam ettim, jübile bile yapamadan 33 yaşında futbola veda ettim.
bu sene aynı hatalara düşmeden devam edeceğim lan sözlük, geçen yıl pes 2010'da onca güzel kariyeri berbat ettim, bu sene uyandım, başarılı olup real madride transfer olmak tek hedefim ve dünya malını düzüp mutlu bir hayat sürmek.
hileleri ve hataları artan oyun .
ara pası atarsanız defans saçma saçma hareketler yapar.
belli tuşlarla ve güçlü takımla bilmeseniz bile yenilmez olursunuz.
benim anlamadığım 2009 dan beri süre gelen gerileme daha iyi olması gerekmiyor muydu?
oyunu analogla oynamanın imkansız oldugu pes in 2011 modeli. ps 2 ile başladıgım we ve pes serilerinde hep analogla oynayan beni digtal pade çevirtmiş oyundur. şut çekerken analogla yön vermeniz çok zor, yön vermeden şut çekerseniz de daglara taşlara gidiyor.
futbol oyunlarında yeni bir devrimdir bu oyun. pes 2010'u uzun süre oynayan bünyelerde başta alışkanlıklar yapılamadığından sinir bozucu gibi gelse de alışıldığında oynamaya doyulmuyor. pes04 den pes05 e geçiş gibi efsanevi bir değişim olmuş. fifa ile kıyaslama olayına hiç girmiyorum bile.
efsane ol seçeneği insanı resmen kitleyen oyun.sabaha kadar çekirdek gibi bırakmak isteyip bırakamadığım ilk sezonumda zaten sadece onların oynadıgı maçları yedek kulubemden ızledıgım menejare ana avrat sövdüğüm oyundur.bildiğin gerçek la adam almıyor oyuna mal mal izliyorsun oyunu ama kadroya girmeye başladıktan sonra gerçek tadı veriyor ne yalan söyliyim, he birde ilk sezon 65 te oyuna girip 69 çıkarılablirsiniz hazırlıklı olun.
en zor pes serilerinden biri. eskiden pas ayağa giderdi şimdi nereye attıysan oraya. ayrıca pasları da güç ile orantılı olarak atabiliyorsunuz. en beğendiğim yeniliklerinden biri de oyuncunun sendelemesi, tabi sendeledikten sonra topu tekrar almak ayrı bir zevk. "cupa santander libertatores" de farklı bir tarz katmış. ilave içerik bölümüne bakarsanız, toplanan puanlarla oyuna değişik stiller katma şansına da sahip olabilirsiniz(çuvaldan,kartondan top vs.). en nihayetinde pes, fifa serileriyle arasındaki farkı hayli açmış durumda.
yavaş yavaş sevilebilecek oyundur. artık yardıra yardıra gidemediğimiz için en azından sol baş parmaklar kızarıp ezilmiyor.
gerçekçiliğe fazla yaklaşmışlar. hala çapraza uzun arapası veremiyorum, adam yetişene kadar top taca çıkıyor. biraz daha yavaş atıyım diyorsun. senin ki gidene kadar rakip kapıyor topu. uzun çapraz arapaslarında sıkıntı var. en çok hoşuma giden de artık pasların yönlerini ve süratini oyuncunun belirlemesi. böylelikle, artık gariban topçuya nere attın lan topu ipnetor diyemiyoruz. hakem aşırı soft. gole giden adama kaysan da, kırmızı vermeyebiliyor.
1.02 güncellemesinde irlanda ile hollanda nın kitleri yanlış sunulunca güncelleme pakedi konami tarafından yeniden yayınlanmıştır. siz gene indirin ilave içeriği, orjinal falan olmamasından değil o. oyuna açtıkça sürümünüz 1.0 a düşüyor olayı değil yani.
güncellemelerde yeni şampiyonlar ligi modu takımları vs diyordu, indir dedik, bursasporu gene göremedik. bunu yaşayan ben miyim bir tek bilemeyeceğim ama şu anda inatla bursasporu tanımayan oyundur efenim.
çoluk çocuk oyunu. eşşek kadar oldunuz hala ben seni yendim o beni yendi.
ulan en son ataride vardı o kollar. o zamanlar oynardık, çocuktuk.
şimdiki gençliğe bakınca... gerçekten kayıp bir gençliğe sahibiz.
patch gelince become a legend a baştan başlamak farz oldu tabii. bu sefer farklı bir kariyer seçimi sunarsa iyi olur. racing santander sıktı artak.
bal modunda kanat oyuncusu olmak biraz zorlaşmış. zira omuz omuz mücadeleler ve fırfırlı ortaların şiddetini iyi belirlemek gerekiyor. onun dışında hoca sizi başlarda ne mevki olursanız olun başka mevkilerde de deniyor ki defans cidden çok sıkıcı. yani gereksiz olmuş dc nin açılması ki fifa bir de be a goalkeeper eklemiş cidden anlamsız. bu oyunda sanırım orta sahanın iki yönünü de oynamak kadar zevklisi yok. tabii defansa yardımcı olmak da gerektiğinden stamina istemekte. arapaslarının ise forvete ulaşması ve golle sonuçlanmasını izlemenin değeri tartışılmaz.
ayakkabıların ise oyuna nasıl etki ettiğini 2-3 seneden sonra yeni yeni kavrıyorum. ayakkabılar sizim mevcut puanlarınızı kısıtlamıyor veya maksimuma taşımıyor. onlara sadece + değer katıyor. misal 78 olan süratlenmeniz ayakkabının süratlenmeye etkisi 1 puan diye 75 e sınırlanmıyor. 1 puan üzerine ekleniyor. veya şuta 4 puan katıyorsa bunun etkisi de 4 puan oluyor, 82 lik şut puanınızın 81.2 sini kullanabiliyorsunuz olayı değil yani. 82+4 gibi veya bu ayakkabı puanlarının oyuncu puanlarına etkisi ne kadarsa o kadar eklenmesi durumu. kısaca bir k sabiti olup olmadığını bilmiyorum. ancak k sabiti 1 ise saçma bir durum söz konusu bana göre. sonuçta sabri ye Nike T90 Laser III ü giydirsen ne yazar giydirmesen ne yazar. +5 puan shoot accuracy mi alacak, hadi canım oradan sen de.
maç içerisinde adam seçilmediğinde oyuncu kendi kafasına göre oynuyor. bu bir özellik midir değiştirebilir mi bilmiyorum, aradım bulamadım. sözlük sen biliyorsan bir el atıver.