politika

entry88 galeri8
    59.
  1. bölümdeki ilk dersimde şu soru sorulmuştu. "politika nedir?" ben de gayet kendimden emin bir şekilde şu cevabı vermiştim: "politika insanları yönetme sanatıdır." hoca bu cevabı biraz daha açmamı isteyince, devam ettim "politika, insanları uygun bir amaç doğrultusunda, uygun bir çatı altında idare etme işidir. politikacılar da bir nevi kitlelerin çobanıdırlar."

    şimdi neredeyse bölüm bitmek üzere. ve benim bu soruya vereceğim cevap o kadar değişti ki.

    bence politika artık insanları yönetme işi falan değil. olamaz da... 21. yy insanı, yönetilebilecek insan türüne girmiyor. bu çağda insanlar artık yönetilemez. her kim ki onları yönetmeye kalkışırsa, bunun bedelini eninde sonunda öder.

    evet, demokrasinin pek yaygın olmadığı bir dönem için, ilk yapmış olduğum tanım uygun düşerdi. insanlar, kutsiyeti mutlak, ilahi bir meşruiyeti olduğuna inandıkları monarklar tarafından kelimenin tam manasıyla "yönetiliyorlardı". monarkların elinin yetişmediği yerlerde daha düşük mevkiden temsilcileri, onun adına bu işi yapıyorlardı. monark, halkı mutlu etmekle yükümlüydü. halk da monarka itaat etmekle...

    ama günümüzde politika, olsa olsa bir "uzlaşma sanatı ve icraatı" olarak tanımlanabilir. çünkü artık insanlar öyle kolay boyun eğmiyorlar. bilgi kaynakları neredeyse sınırsız artık günümüzde. iletişim ağı çok güçlü. canı isteyen hemen herkes, çok ufak bir çabayla fransada, ingilterede, abd'de neler olup bittiğini görebiliyor. bir zamanlar tamamiyle devlet elitinin, bürokratların ve diplomatların himayesinde olan diplomasi bile, artık halkın ilgi alanına girebilmiş durumda. doğru veya yanlış, herkes suriyede, filistinde olanlar hakkında ahkam kesebiliyor. ülkesinin takınacağı tavır hakkında yorumlarda bulunabiliyor. bu insanları artık nasıl yönetebilirsiniz ki?

    bu yüzden bu dönemin anahtar kelimesi "uzlaştırma"dır. aslında bunu türkiyenin yakın geçmişini incelediğinizde de görebilirsiniz. milli görüş, gerek söylemleri itibariyle, gerekse de çatısı altında topladığı insanların düşünceleri bakımından radikal sayılabilecek bir partiydi. sorun şuydu ki, karşılarında da en az kendileri kadar katı bir kitle, cumhuriyetin değerlerini korumak için kendilerine savaş açmışlardı. baktığınız zaman, gerek adalet partisi, gerek anap, gerek dyp, gerekse diğer merkez sağ partiler; bu "islamcı ya da milliyetçi" kitlelerle uzlaşı sağladıkları oranda başarılı olabildiler. ancak uzun yıllar sonunda milli görüş, ciddi anlamda yenilgiye uğradı. ve onun küllerinden de akp doğdu.

    abye hristiyan kulübü diyen, abdyi ve israili terörizmle suçlayan, eline ilk geçen fırsatta müstehcen olduğu gerekçesiyle heykel yıkan milli görüş gitti; yerine türk siyasetinde büyük bir uzlaşım sürecini getiren akp geldi. eğer akpnin yakaladığı başarının sırrını gerçekten merak edenler varsa, 2002 ile 2008 arası dönemi iyi incelesin derim ben. makarna kömür edebiyatı yapmaktan, yılmaz özdil tespitleri sıçmaktan çok daha akıllıca olur böylesi.

    işte o akp, merkez sağa yaklaşabilecek kitlelerin önemli bir kısmının desteğini ve sempatisini kazandı. aynı dönemde asker ve baykal chpsi, kriz yaratmakla ve akpyi türlü entrikalarla alaşağı etmekle uğraşınca, akp ciddi bir tepki oyunu da arkasına alarak gücünü artırdı. aslında o dönemin akp kadrosuna bakarsanız, çok farklı kitleleri uzlaştırma ve kendi çatısı altında toplama konusunda ne kadar ümit verici olduğunu da daha yakından görürsünüz. gerçekten de, o dönemin akpsi, iki hükümete yetecek kadar geniş ve güçlü bir kadroyu içerisinde barındırıyordu. ve yine o akp, vesayet rejimine son verdi, kürtlerin sorunlarına değindi (sırf bu sorunun varlığını kabul etmesi bile büyük başarıydı), sadece söylemde kalmış olsa bile dış işlerinde komşularla daha sıcak ilişkiler kurma niyeti göstermesi... işte tüm bunlar uzlaşının sadece toplum düzeyinde değil, olabilecek tüm cephelerde geçeceğinin işaretiydi ki, aynı dönemde ilk sivil anayasaya yönelik talepler de artmıştı.

    akpnin bundan sonraki dönemi ise, türkiyeyi yönetme arzusunun güçlendiği dönem olarak görülebilir. gezi eylemlerinde, uzlaşı yerine eski usul yönetme teknikleri tercih edildi. adeta eski tabirle "isyan bastırıldı". hükümet şimdi aynı siyaseti alevi sorununun çözümünde de kullanmaya çalışıyor. benzer bir şekilde, cemaat ile olan kavgada da hükümet güç yetirme yarışına girdi. cemaat kadroları tasfiye edildi, halen de edilmekte. adeta cadı avı başlatıldı. tıpkı george orwellin animal farmında olduğu gibi, iktidara ters düşen hemen her şey dış mihrak bağlantılı olmak ya da art niyetli olmak, kandırılmış olmakla suçlanıyor. iktidara yönelik tüm yolsuzluk eleştirileri, tüm iddialar, ya yok sayılıyor, yada karşı propagandayla susturuluyor.

    şimdi bakkalım, kim haklı çıkacak? 3 sene önce "politika yönetme sanatıdır" diyen ben mi, yoksa şimdi "politika uzlaşma sanatıdır" diyen ben mi? çünkü eğer birincisiyse, akp iktidarının bu süreçten çok da yara almadan, daha uzunca bir müddet kendi iktidarını başarıyla sürdürebilmesi gerekiyor. yok eğer ikincisiyse, akp iktidarı tıpkı geçmişte uzlaşmayı beceremeyen koalisyon hükümetleri gibi, tarihe karışacaktır yakın bir gelecekte. ama tabi siyasette her zaman üçüncü bir yol olduğunu da unutmamak lazım.
    0 ...
  2. 58.
  3. küçümsenmiş bir aşığın öfkesi kadar sert yapılmalıdır. politika bir manipülasyon sanatıdır. acımasız olmalıdır. bu iş çok iyi yapılmalı ki insanlar mutsuz olmasın. mesela biri size yalan söylüyor bunu biliyorsunuz ve mutsuz oluyorsunuz. ama iyi bir yalancı sizi söylediği güzel yalanlara inandırıyor ve mutlu oluyorsunuz. inanmaya bakın. zaten mutluluk şartlardan bağımsız gelişen bir histir, tıpkı ölüm döşeğindeki bir adamın gülümseyebilmesi gibi.

    şimdi biraz William Shakespeare bize yardımcı olsun. din bir politika malzemesidir 'Şeytan bir günah işleteceği zaman, işe, bu günahı kutsallık zırhına sarmakla başlar.' bana bakmayın siz politikacılara, badem bıyık bırakanlara, cuma namazına gidenlere, selamın aleyküm diyenlere inanın. çünkü inanmak mutlu eder, uyuşturur. fakat şunu unutmayın ki 'Gerçek, yerin yedi kat altında da olsa bir gün ortaya çıkacaktır.'
    0 ...
  4. 57.
  5. hiç bir şey söylemeden cevap vermektir.
    0 ...
  6. 56.
  7. herkesin yapamayacağı ama herkesin en azından bireysel olarak gerektiğinde yaptığı...

    --spoiler--
    + müdürümden nefret ediyorum...

    - aa naber işler nasıl raporlar bitiyor mu? cuma gününe yetişmesi gerekiyor.

    + hazır bile müdür bey. sizi asla yarı yolda bırakmayacağımı bilmeniz gerekiyor. :-) ehe...
    --spoiler--

    buna ikiyüzlülük diyebilirsin zaten karşılığı politikadır. çıkarın için her şeyi yaparsın ideolojin yoktur görüşün yoktur çıkarların vardır. Gerektiğinde düşmanımın düşmanı dostumdur diyebilirsin. Politika bundan ibarettir.

    işte o yüzden Türkçülük siyaset üstüdür işte o yüzden Türkçü bir siyasi parti yoktur! işte o yüzden türkçüler eğilip bükülmez ve kalıplara sığmaz... istiklal marşının dizelerinde gençliğe hitabede saklıdır bizim politikamızda siyasetimizde! gerektiğinde tam gerektiği anda...

    --spoiler--
    Ey Türk istikbalinin evlâdı! işte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!
    --spoiler--
    2 ...
  8. 55.
  9. Politika, yunanca kökenli bir kelimedir.
    Poli, çok; tika, yol demektir.
    Siyaset ile aynı anlama gelmektedir.
    2 ...
  10. 54.
  11. bir kişinin iyi bir şey yaptığı zaman, başka partilerin yaptığı o iyi şeyi gözden ırak tutarak o kişinin değerini düşürmeye çalışma döngüsüdür.
    0 ...
  12. 53.
  13. “Politika, insanları kendilerini ilgilendiren şeylerden alıkoyma sanatıdır.” -Paul Valéry
    0 ...
  14. 52.
  15. kelime anlamı çok yalandır. fazlasını söylemeye de gerek yok zaten.
    0 ...
  16. 51.
  17. aristo'nun devlet yönetimiyle ilgili yazdığı kitap.
    0 ...
  18. 50.
  19. aristo bu eserinde, spartalıların kadınlara geniş haklar tanıyıp, değer vererek, kendi istikballerini tehlikeye attığını ve bu tutumların doğru olmadığını söyler. hocası platondaki kadın-erkek eşitlikçiliğinin aksini savunan aristo, sparta'nın çöküşünü buna bağlar.
    0 ...
  20. 49.
  21. "Politika, kan dökülmeden yapılan savaştır. Savaş ise kanlı bir politikadır."

    mao zedung.
    0 ...
  22. 48.
  23. 47.
  24. Nietzsche güç istenci der. Politika sadece siyasi bir terim değildir. Karısından üstünlüğü kanıtlamaya çalışan koca da politikacıdır.
    0 ...
  25. 46.
  26. Devlet işlerini idare eden düzenleyen ve yürütmeye dair tüm etkinliklere verilen görüş.
    0 ...
  27. 46.
  28. 45.
  29. 44.
  30. herkes politikacılardan şikayet eder. herkes onların rezil olduklarını söyler

    iyi de bu politikacıların nerden geldiklerini sanıyorlar? gökten düşmezler, başka bir boyuttan gelmezler..
    amerikan ebeveynlerinden, ailelerinden,evlerinden okullarından, kliselerinden, iş yerlerinden, üniversitelerinden geliyorlar ve amerikan vatandaşları tarafından seçiliyorlar. yapabileceğimizin en iyisi bu millet.
    ortaya koyabileceğimiz bu kadar. sistemimizin ürettiği budur;

    'çöp giriyor çöp çıkıyor'

    eğer vatandaşınız bencil ve cahilse liderleriniz de bencil ve cahil olur. koşullar hiçbir şekilde iyileşmiyor. sadece her seferinde yeni bencil ve cahil amerikan nesilleriniz oluyor.
    bu yüzden belki de rezil olanlar politikacılar değildir. belki de başka reziller var elde, halk gibi.. evet halk rezil

    alın size güzel bir seçim sloganı:
    halk rezildir,umutlarınızı siktiredin..

    çünkü bu gerçekten sadece politikacıların hatasıysa nerede bu bütün alnı açık, zeki, bilinçli insanlar?
    nerede bu akıllı dürüst,zeki amerikalılar? taşın altına elini sokacak, ülkeyi kurtaracak ve yolu gösterecek?

    bizim ülkemizde böyle insanlar yok.

    "herkes alışveriş merkezinde. kıçını kaşıyor, burnunu karıştırıyor, bel çantasından kredi kartını çıkartıyor ve gidip ışıklı spor ayakkabısı alıyor.''
    1 ...
  31. 43.
  32. ''yalan söyleyin, mutlaka inanan çıkacaktır''
    nazi almanyası propaganda bakanı joseph goebbels (1943)

    ''zamları halkın sağlığı için yaptık''
    türkiye cumhuriyeti başbakan yardımcısı bülent arınç (2011)

    işte budur.
    0 ...
  33. 42.
  34. --spoiler--
    Bir politikacı işini kaybetmemek için her şeyi yapar. Hatta vatansever bile olur. - William Randolph Hearst
    --spoiler--
    0 ...
  35. 41.
  36. O zamana kadar politikayı büyük merkezlere mahsus, büyük meselelerin etrafında ve her şeyden evvel bir fikir dâvası addeder­di. Fakat bu kısa yolculuk ona asıl politikanın bu küçük şehirlerin, para kudreti, iş imkânı sahiplerinin yüzlerinde, tok seslerinde, ağır baş sallayışlarında toplanmış, dış taraflarından bakılınca bir felâke­tin artığı gibi görünen bakımsız eşraf konaklarının, mağazaların, dükkânların, ardiyelerin malı olduğunu anlatmıştı. Politika toprak­tı, pazardı.

    teslim - Ahmet hamdi tanpınar
    0 ...
  37. 40.
  38. 1975- 1980 yılları arasında yayın yapan günlük gazete. ilkin sosyal demokrat bir çizgide yayın yapan bu gazete daha sonraları o dönem illegal konumda olan türkiye komünist partisi nin legal yayın organı haline gelmiştir. genel yayın yönetmeni ve o dönem yayınlanmaya başlanan savaş yolu dergisinin kurucularından ali ihsan özgür 1978 yılında ülkücüler tarafından kaçırılarak öldürüldü. gazetenin birçok yazarı tck 141. ve 142. maddelerden yargılandı.
    0 ...
  39. 39.
  40. çoğu insanın halen daha tertemiz, skandalsız, yalansız, pir-u pak adamların elinde yürümesi gerektiğine inandığı hede. hayat kadınlarının bakire olması ne kadar mümkünse işbu istek de o derece gerçekleşebilir.

    (bkz: oldu gözlerim doldu)
    0 ...
  41. 38.
  42. poli yunanca da toplum demektir yani polietika toplumu insanı yönetmek demektir bizde bunun karşılığı siyasettir seyis kökünden gelir ve tımar etmek anlamına gelir. Ahmet safak böyle söylüyor...
    0 ...
  43. 37.
  44. 37.
  45. bir anlayışa göre, politika toplumda yaşayan insanlar arasında bir çatışma, bir mücadele ve kavgadır. insanlar yaradılışları, sosyal ve ekonomik durumları bakımından değişik fikirlere ve değişik çıkarlara sahiptir. aralarındaki düşüne, çıkar ve psikolojik eğilim farklılıklarından doğan çatışma politikanın temelini oluşturur.
    0 ...
© 2026 uludağ sözlük