çocukluğumun favori çizgi filmidir.
geçenlerde al baştan izleyeyim bunu dedim, 8 yaşındaki kardeşim de geldi yanıma, aldım kanatlarımın altına.
arkadaş grubunda pikaçuya karşı charizardı desteklediğim zeka yaşına inerek: ehehe meheh bak bunun gibi çizgi film izlememişsindir ha falan diyordum. üç beş dakika izledi çocuk, gözlerini devirip uff bu ne saçma şey dedi sıvıştı, o an yeminle gözüm karardı sözlük, tükürükler saça saça; kızım prenses sofia mı mantıklı, buz karısı elsa mı mantıklı ha dedim, def ettim odadan, yeni nesil bitmiş azizim.
açtım charizard-magmar kapışmasını, izleyip huzura erdim.
(bkz: charizard magmar kapışması)
hani bir ara bu çizgi film nedeni ile iki çocuk uçacaklarını sanarak kendilerini pencereden aşağıya atmışlardıya ha işte o çocuklar büyümüş beyler. bir tanesi rapçi olmuş diğeri içine kapanmış. habertürk haber yapmış okuyabilirsiniz detayları.
Çizgi film gerceklerinde okuduğuma göre aslında pokemon diye bişey yok tamamen ashe'in hayal gücünü kullanarak uydurduğu bir hikaye. Aslında ashe'in bir kedisi var ve elektrik carpması sonucu ölüyor ashe de hayalinde onu böyle canlandırıyor.
ash'in dünyaca ünlü bir pokemon antrenörü olmak için yola çıktıktan sonra yaşadığı maceraları anlatan çizgi film. yeniden izlemeye başladım. bu kadar güzel bir çizgi film olamaz ya.
çizgi dizisi bittiği vakit bütün mahalle dışarı çıkıp pokemonculuk adı altında birbirimize dayak atmamıza vesile olan yüce oyun, çizgi film, manga serisi.
ben hep sikörtıl olurdum. genelde çarizard, bılastoyis, maçhamp, hitmonçen nickli abilerden dayak yiyip dağılmamızla sonuçlanırdı.