dünyadaki en kötü aşk türüdür efendim. sen onu düşünmeden 1 dakika bile duramazken onun seni sallamadığını bilmek, onu gördüğünde elin ayağın birbirine dolanması, karnına giren sancı.. kendinize acı çektirmekten başka bir şey değildir. tabi mazoşistseniz durum farklı.
sevmek hiç sevilmeden korkunç güzel, aşk dediğin karşılıksız olmalı demiş bir şair ama ben kendi deneyimlerimden yola çıkınca güzel kısmına değil korkunç kısmına katılıyorum.
~~onu onsuz yaşamak, attığı adımı takip etmene rağmen iz bırakmamak, kötürüm kalsa hiç gocunmadan bakabileceğini hissetmek, bir gülüşünü bir kelimesini en az bir hafta hazmetmeye çalışmak, onu gördüğünde kalbinin ağzından fırlamasına engel olamamak ... Ama herşeyin sonunda onu ne kadar sevdiğini itiraf ettiğinde hiçbir şey olmamış gibi sana bakıp sadece gülmesine ve altı senenin boşa gittiğine sebep olan aşkın en lanet olası pasif hali...
üçüncü peronda beklettin
zaman ömrümün ikinci vardiyesi
vakarlı bir duruşla bekledim
sanki benliğim müzmin bir vaka
yine konumun son vagon
umursamazlığın yine üstünde
vakit ise akşam üstü
bedenimde istem dışı titreklik
yaydığım enerjide
aşkın kendisi var karşılığı yok
benim gözüm trenin son vagonunda
senin bakış açında ben yokum
tesellim yine seni görebilmek
ben değil nice benler aşkı böylede sevdik
yaşadığımız aşkın adı platonik.
herkesin özellikle okul yıllarında başına bir kere geldiğini sandığı aşk türü. aslında çoğunuki platonik aşk değildir. gidip en iyisinin bulup sonra açılamamaktır.
gerçeğiyse çok farklıdır bunun aslında platonik aşk gerçek bir kişiye duyulmaz. hayalidir o ister istemez. gidip en çekici bedeni bulup onun içine istediğin ruhu yerleştirmektir. hiç gelmeyecek birini beklemek gibidir platonik aşk.
önce görürsün. hani insanın hayalleri olur ya hayallerinde bir adam olur, işte onun kadar tatlısını görürsün. izlemekten asla sıkılmazsın. sonra tanırsın yavaş yavaş. onun hakkında her şey sana keyif verir. durmadan hayal kurarsın hakkında. olur ya insan hayatını düşünür bir hayat çizmiştir kendine sonra o hayatın her karesine onuda sığdırır. sanki beraber mükemmellermiş gibi olur ama aslında hepsi birer hayaldir.
platonik aşk asla iyi bir sonuç da vermez. ya hiç bitmez hayatına kim dahil olursa olsun unutamazsın. unutmak için yapmadığın iş kalmaz bazen günde iki üç adamla birlikte olursun yine rüyanda onu görüp ağlayarak uyanırsın. ya da ona ulaşırsın yıllarca sevdiğin seninle olur ama sonradan anlarsın ki ulaştığın sadece bir bedendir. içinde senin yarattığın o mükemmel ruh yoktur.
o aşk hayatını değiştirir. resmen onu görme onu tanıma üzerine bir hayat kurarsın. o neredeyse bilirsin oraya gidersin onu görmek onunla olmak için her şeyi verirsin. ama untanırsında göz göze gelince hemen elin ayağın dolaşır. böyle devam eder yıllarca bir halt da olmaz işte.
ayna karşısında ağlayarak artık açıl, artık söyle de ne bok oluyorsa olsun dersin ama onu görünce donup kalırsın yine. her gece allah'a dua edersin artık olsun diye sonrada ona güzel bir hayat vermesi için.
ve durmadan için içini yer sen onu bu kadar severken, kimse senin kadar sevemeyecekken. günün birinde oruspunun teki gelip üzecek onu diye. o senin hayatının en önemli en sevilen en ihtiyac duyulan insanıdır sense onun hiçbir şeyi.
normalde günlük dilde kullanılan anlamımının dışında karşılıksız aşk değil karşılık beklenmeyen aşk anlamındadır. bilinçten bağımsız olana gidiş yani tinseliğe doğru eğilimdir.burda önemli olan sevgidir.
ne yaşadığını bilirsin,
nede öldüğünü,
sadece sen varsın şimdi kalbimde,
ıslak kaldırımlarda gözlerim pencerenin önünde,
senin nöbetinde,
gam yüklü bulutlar anlatıyor sana olan sevgimi,
bilmiyorsun ama sen değil mi.,
duymuyorsunda bu söylediklerimi ne tuhaftır bu gidişat,
aslında seviyorsun sende belki beni ayda yılda karşılaşıp görüşsekte,
bitmeyecek bir tutkunun esiri oldum,
kara gözlerin unutturduğu bir adamım şimdi ben,
geçmeyecek bu hüsranın sesi içimde hep sürecek,
senden bana kalacak bir acılı mirasın varisiyim,
yaşayan bilir ancak bu duyguları,
kalanı ne anlar ne bilir gamsız deyyuslar onlar,
bu aşkın acısını yüreğinden yaşayana sor güzelim beni,
gör o zaman neler çekmişim,nelere yanmışım,
bitecek mi dediğin bilecek mi dediğin şeyin sonu gelmiyor,
yoruluyorsun bu gizemi yolun yokuşunu çıkarken,
eskiden bihaber yeniden bihaber yaşarsın,
sonuçta hep boşa yaşar boşa çabalarsın,
kimse senin anlayacak değil ki,
anlayana gitte bi sor hele bi sor hele,
sana anlatacak bu aşkın dayanılmaz acılarını,
unutulmayacak geçmişte kalsa,
bir hazan güneşi misali,
gözlerinde kayboluşlarını,
hiç izlemesende bu güneşin batışlarını,
sevgilinin gözlerinde,
hayaldesin çünkü sen unutmayacaksın,
o kara gözlerin,
can alıcı bakışlarını...