insanı yavaş yavaş ele geçiren, iliklerine işleyen lanet olası duygu selidir.
sonra gün gelir, karşındaki seni reddeder. ne kadar üzülse de, kırıcı olmamaya çalışsa da...
binanın kolonları birdenbire yıkılır.
çoktan ele geçirmiştür çünkü bünyeyi.
hayat onun üzerine kurulmuştur.
kolonlar o'dur.
ve o seni istemez.
işte o zaman binanın çöküp çökmemesi şansa kalmıştır.
biri gelip tekme atsa yıkılacaktır bina.
belki de yıkılmak için bir darbeye bile ihtiyaç duymayacaktır.
en azından ben, çöküyorum.
belli bir yerden sonra insanın nasıl davranacağını, ne düşüneceğini bile karıştırmasına sebep olan duygu. psikolojiyi bozar, hayatın içine eder, her şeyin tadını yok eder. saftır, temizdir ama yemişim böyle temizliği.
önce anlayamazsın. ulaşamayacağın için bir takıntı mı yoksa gerçekten o çaresiz derde mi tutulduğunu. ama gerçekler acıdır zamanla cevap bulur sorular. hergün her an her saniye aklında olunca bir insan,görmesen bile kalbin atıyorsa onun için her saniye,sevmese bile seni,hatta sevse bile bir başkasını,bilmiyorsa bile adını,sen onun adını sayıklayarak uyuyorsan eğer,rüyalarında bile ulaşmaya çalışıyorsan ona bunu adı aşktır... hemde platonik aşktır. kapanmayan bir yaradır. siyahtır. acıtır. acıdır.
arkadaş çok boktan bir durumdur, yıllar geçer sen sikindirik bir konuda bile onunlar iletişim kurabilmek için bir taraflarını yırtarsın, o o konudan bir bok çakmasa bile, sonra da gelir sözlüğe yazarsın.
şöyle ilk görüşte aşk hikayesini andırır.gördüğün gibi beğenirsin inceden hoşlanırsın bi süre sonra adeta tapar ne var ne yok her şeyiyle ilgilenmeye başlarsın belki birkaç arkadaşın da 'ya geçen gün bir konuşmasına tanık oldum mantıklı da' dediğinde dahi 'evet, ağzını oynatınca ses çıkıyor değil mi çok hoş abi' dedirtecek kadar saplantı haline getirip uzaktan uzağa ağzını sulandırırsın veya bu kişi aslında arkadaşındır bir dönem aklın bulanır ergen duygularına kapılıp içindeki aşka düşüverirsin.sonra ne mi olur?öyle çok güzel falan olmaz çoğunlukla, tamam bazen mükemmel olabilir ama o bazenler genelde hollywood da olduğu için bizim mahallede görülmez.sizin oraları bilemem tabi.neyse bir de bu aşık olduğun tip platoniden haberdarsa değme keyfine.efendime söyliyim bi kasınmalar, hafiften kabarmalar sanki biri şişiriyor insan evladını; seni gördükçe.indir havasını 'seni seviyorum ya da pardon sevdiğimi sanıyordum ne kadar baltayım değil mi, gittim senin gibi bir oduna saplandım!' deyip çık işin içinden kes eziyeti sonra da naber hacı, olum, abi... gibi lise son kanka hitaplarını da kullandığında tamamdır, buruşmuş balona döner.
ama sonra dersin ki 'neler yapıyorum ben ya seviyorum ulan!'.diyeceğim o, uyuşturma beynini topla kafayı bak önüne ama ne yapacağını biliyorum tüm doğruları düşünüp yine yanlış olanı seçeceksin, hadi yanılt beni!
''önüm
arkam
sağım
solum
o be''
tüm platonik aşıkların mutlu olması dileği ile.
(bkz: tuttum seni dilek)