Bu gece kör bir sessizlik vardı. iç çığlıklarımdan kulaklarım sağır oluyordu. Sus diyordum bir gece daha sus. Susmamakta kararlıydı.
Bu iç çığlıklarım keskin bir şekilde canımı, bedenimi yakan bir pişmanlığın sesleriydi. Gitmelerimin ayak sesleriydi bunlar.
Geçmiş yaşantımda acımadan arkama dönüp bakmamamın cezasını çekiyordum. Haksızlığı da, yalnızlığı da ona devredip çekip gitmelerimin cezasını kesiyordu bana hayat.
Buna katlanmalıydım ama dayanma gücüm kalmamıştı. Her an, her dakika aynı sahneler film şeridi gibi gözümün önünden akıp gidiyordu.
Sonra pişmanlığıma zoraki müziği davet ediyordum..
'yarim senden ayrılalı hayli zaman oldu. gel.. gel.. '
Kıymet bilmemiştim. Çok sevmişti. Çok değer vermişti. 'Bahçen kuş sevinçleriyle inlerdi.. üşüyorum ha.. bırakma ellerimi' derdi.
bıraktım..
'bak gözümden akan yaşım ahu revan oldu. gel.. gel.. '
Şimdi başkasınındı. bu pişmanlık için artık çok geçti. hem de çok geç ..
ve artık saat acımın sokağın tavanı kadar olduğu saatti. dayanamıyordum. bütün cümlelerim boğazımda düğümlenmiş.
'böyle mi olur küsüp gitmek'
nasıl da acıyordu canım. benım uzun zamandır hiç canım yanmamıştı ki.. bu acıyı kaldıramayacaktım .
'yetiş namazım kılmaya.. seni seven öldü. gel.. gel.. '
yapılanlar için duyulan pişmanlıksa bir önemi yoktur çünkü artık geçmişin akışında kaybolmuş ve bir döngünün elemanı olmuştur.eğer yapılamayanlar için duyulan pişmanlıksa eğer imkan varsa ve şartlar uygunsa yapılsın ki o da geçmişteki bir döngünün elemanı olmasın.
--spoiler--
öyle yürekten seviyorsan
aklı başından atacaksın
kimi yanında arıyorsan
önce içinde bulacaksın
--spoiler--
pişmanlık,aklı başımdan atamadığım için,yanımda aradığımı içimden kovduğum için.
iyiki kelimesini unutturur. insanın içini kemirir. bir insanın başına gelebilecek en kötü şeydir. geri dönüşü olmayan bir şeyi istemek ne kadar kötü. zamanı geri saramamanın verdiği acı da cabası. yerinde sayar durursun.
'ah' çektiren durum
çoğu zaman yanlış kişiyi seçmenin verdiği duygu *
karar anları önemlidir, bir kenara not edilmelidir, son 'keşke'nin dudaktan çıktığı andır.
bilmediğin dilde bir şarkıyla veda, bilmediğin notalarla, başka kadınla şarkısıyla...
sonuçlarını düşünmeden hareket eden insanların kaçınılmaz sonlarında kendini bulduğunda yerde dizlerinden akan kanları silmek için avuçlarını açtığında ellerinde sahte ellerden ve koskocaman bir boşluktan başka bir şey bulamayacak şekilde bir sabah nasıl uyanır? nedir onu bu hale getiren? nasıl binbir umut ölür? gün gün ölse binbir gün yapmaz mı? biz binbir gün yaşadık mı? yaşadık.. biz onunla 2190 gün yaşadık. eksiğiyle fazlasıyla 2190 gün.. tek tek saysak, tek tek hatırlasak ve tek tek unutsak sonra.. Tanrım, bu yazdığım kelimeler düşmese parmaklarımdan, kalbimde bu ağrı olmasa adını her andığımda, geleceğine dair böyle derin endişeler taşımasam.. keşke her şey.. her şey farklı olsa..
pişmanlık duymamak gerek verilen kararlar üzerine.
çünkü verdiğin kararlar o zamanın en doğru kararlarıydı derim ben.
sizi kahretmekten başka işe yaramazlar. uzak durun.
olabildiği kadar en uzakta siz olun.