programında dilin kirletilmesi hakkında konuşurken yaklaşık şu cümleyi kurmuş olan güzel hatun:"hani bu dile yabancı kelimeler katıyolar ya, hani sofistike ediyolar ya dilimizi.."
kendisini himayem altına almak istiyorum. ahmet hakan coşkun adındaki sakallı tavernacıda ne buldu bilemem ama, onu aydınlatabilir, gerçeği bulmasını sağlayabilirim... hafifçe eğilip o yelkenvari kulaklarına fısıldayarak söyleyeceğim şu cümle onu kendisine getirecektir; '' mağrur olma pelin, senden büyük bülent ersoy var ! ''...
farkli bir dunya baloncugunda yasadigini dusundugum, belki turk siyasi tarihiyle ilgili ufacik birseyler bilse de turk kulturu hakkinda hic birsey bilmeyen ve bunu marifet sayabilen vasifsiz oyuncu.
sizi düşündüm biraz
sizi ve ellerinizi
vakit gece yarısından az ötedeydi
geceyi giyinip,
cüzdanıma birkaç şiir sıkıştırdım
her an size acıkabilirim diye..
sahil boyu yürüdüm sanki
dudaklarıma takıldı bütün eski şarkılar
fasıl muhabbetlerinde sabahlayan çocukluğumu hatırladım
rakı kokan kahkahaları
uykusuz coşkuları
dilimin ucuna gelip de bir türlü söyleyemediğim seviyorum’ları
çok sonraları öğrendim
asıl sarhoşluğun,
sevdada olduğunu..
siz bilmezsiniz
ilk defa hüzzamla seviştim ben
inkar etmeyeceğim,
rast’la da kırıştırdım
eh biraz da hicaz’la
ama ne olur kıskanmayınız
onlar hala var hayatımda,
siz başkasınız..
gözleriniz mesela
hani o soyarcasına bakan
hüzün bile gülümsüyor gözlerinizde
hüzün dahi sevdalı
sonra sesiniz
duyduğumda yüreğimi alıp da yanınıza kaçıran
haberim olmadan dünyaya geliyor bütün şiirler
büyütmekte zorluk çekmiyorum lakin
kelimelerimin babası olur musunuz..?
sizi düşündüm biraz
sizi ve sözcüklerinizi
üşümemek için kendime sarıldım
ve silkinip attım üzerime yapışan yufka yürekli vedaları
bir deniz vakti sizin için doğdum sanki
adımı haykırdı bütün deniz kabukları
adımı haykırdınız sanki
size ulaştığımda rüzgar saçlarımdaydı
rüzgarım saçlarınıza bulaştı
siz bilmezsiniz
biraz da mahcuptum beklettiğim için
çağırdığınızı duysam,
hemen gelmez miydim..?
sizi düşündüm biraz
sizi ve yüreğinizi
vakit gece yarısından az ötedeydi
yolların sizinle kısaldığını öğreniyordum
acemiydim
şaşkındım
yorulmuştum
avuçlarımda titreyen sevgimi dudaklarınıza götürdünüz,
size vuruldum..
sizi düşündüm biraz
sizi ve yine sizi
sakıncası yoksa yanıtlayın ne olur
birkaç sene önce
neredeydiniz..?
habertürk' de bir programda izlediğim, sinirlerimi bozmuş şahsiyet. ermenistan' da çok sıcak karşılandığını, çok iyi ağırlandığını söylüyor. ne bekliyordun pelin? adamların duymak istemedikleri şeyleri söylemezsen, herşeye 'evet siz haklısınız' dersen tabiki yollarına gül dökerler. de bakalım 'aramızda yaşanan kötü şeyler vardı ama soykırım diyemezsiniz buna' nasıl karşılarlar seni. bizde de bir ermeni çıksa 'herşey yalan, soykırım falan yok ortada bitsin bu tatsızlık' dese, biz de o ermeni vatandaşı bağrımıza basarız pelin hanım.
kitlelerce bu kadar kıskanılmasına anlam veremediğim bir kızcağız. sanırım ona biçilen role uyup bir "büyükelçi'nin sosyetik kızı" profilinde davransaydı çok daha iyi olacaktı. hem böyle soykırım falan da karıştırmazdı, değil mi?
boş teneke çok ses çıkarır sözünün takipçisi olan insan.. len yıllardır ingilizce okuyoruz, mezun da olduk ama hala ingilizce rüya göremiyoruz arkadaş! devlet bir şey yapsın kardeşim şuna!
4buçuk dil bilirmiş, ana dilinin ne olduğundan emin değilmiş, zira rüyalarını ingilizce görüyormuş bu da ingilizce olmasının kuvvetle muhtemel olduğunun göstergesiymiş... türkçe telaffuzunun gerçekten kayık olmasını, r leri yuvarlayarak söylemesini ingilizce telaffuzuna alışmış olmasına bağlamıştım fakat ingilizce telaffuzunun da tam bir felaket olduğu görmüş bulunmaktayım. elizabeth hurley elizıbeh hööörl diye okunmaz, ööö ler de aslında o kadar yuvarlak değildir hiçbir dilde...
sürü* kelimesini kullanması sebebi ile murat bardakçı tarafından defalarca tepkilenen ve konuşma aralarına ağzından kaçırdığı ingilizce cümle, kelimeler ile tiye alınan güzel hatun kişisi.