pelin batu'nun sevimsizliğinin kadınlıkla ilgisi yoktur aksine dile getirdiği basit söylemlerde dahi kadınlığını kullanması alçaltıcıdır.
birazcık aksan yapan herkes entelektüel bu ülkede ve fazla şımartılmasından ileri geliyor herhalde, biraz eleştirince çemkiren çirkefe dönüşmesi o dudak büken şirin, güzellik kumkumasının.
edit: ermenici gibi salak saçma yorumlara destek olmasındır söylediklerim. dediğim gibi bu kadının söyledikleri birazcık beyni olan herkesin düşünebileceği şeylerdir, söyledikleriyle değil şekilciliğiyle problemim vardır.
ermenilere karşı takınılan tutum ve kullanılan söylem tartışılırken "dün beş tane şehit verdik" diye atlayan erhan afyoncu'ya "ne ilgisi var?" diye karşılık vermesi, gözünü toptan ayırmadığının kanıtı.
hakkında yapılan yorumların çoğunun makyajı, fiziksel güzelliği veya aksanıyla sınırlı olması ise onun niteliksizliğinin değil, genç bir kadının onlardan daha mantıklı konuşmasını hazmedemeyen, ama buna karşı verebilecek cevabı da olmayan, ataerkil kültürle yoğrulmuş kitlenin ezikliğinin göstergesidir.
tarihin arka odası adlı programda neden konuk oldugunu anlayamadıgım insan. konu mankeni desen ortada bir defile yok . zeki , osmanlı tarihini seviyor desen benim ortaokula giden kardeşim yanında filozof kalır. güzel izleyici çekmek için çıkarıyorlar desen o kadın için o programı kimse çekmez.
Solculuk nutukları atıp solculuktan zerre anlamayan yeni yetme. Bide ermenicidir kendinisi. 523 bin türkünn öldürüldüğünü duyduğunda ağladığı hiç görmedim ama bir ermeni için ağladığını gördüm
(bkz: millet haini olmak)
türk tarih literatürüne yayınlarıyla büyük katkılar yapmış hiç kimsenin katılımcı olarak bulunmadığı bir 'tarih' programına gelmeden önce, işine olan saygısı nedeniyle bir kaç 'okuma' yapan, ve her akademik tartışmada olması gerektiği üzere tartışmalar sırasında bu okumalarına referans vermeye çabalayan, ancak uludağ sözlüğün erkek egemen kafaya sahip yazarlarınca 'yeni yetmen mankenler kadar ilginç' ve 'bir bok bilmeyen' olarak aşağılanan oyuncu.
tarihin arka odası programında ezik kalmamak için her seferinde "benim okuduğum o kitapta", "onu ben de okudum", "ama okuduğum o kitapta öyleydi" vs. gibi cümlelerle kendini okuyan, bilen, kültürlü, tarihi yalamış yutmuş göstermeye çalışan ama aslında bir bok bilmeyen bayan.
her reklam arasında kostüm değiştiren ve beni giderek heyecanlandırmakta olan acaba ne zaman üstsüz çıkacak diye tarihin arka odasına katlanmama neden olan ve lisede iken içki masasında misafirler ve aile babasının siyasi konuları tartışmları esnasında çoktan yatması gerektiği halde yatmamamış olan ve mevcut siyasi sohbete büyük bir heyecanla ve "ulan acaba yanlış bir şey söyler miyim?" in tedirginliğini de sesinde taşıyarak konuya kaynak yapmaya çalışan ve etraftaki yetişkinlerin çabasını kırmamak için dinledikleri fakat pekte ciddiye almadıkları toy hatun.
Olmayan bir soykırım üzerinden ısrarla demokrasi ve ''hümanizm'' dersi vermek isteyen ve avrupai takılan bayan kişisi. Sürekli bir ben hümanistim ağızları bir laflar birşeylerle iki kıdım bilgisi ve sıfır inandırıcılıkla ortalarda takılmaktadır. Fakat yıllardan beri yapılan son derece nefret dolu ve acımasız eleştirilere karşı hala ayakta kalan ülkesini savunmak namına hiçbir şey yapmayan hanımefendi.
türkiye'deki oyunculuk çıtasının yeri konusunda fikir verebilecek en iyi örneklerden biridir. bu bayanın bu ses yönetimi ile nasıl oyuncu olduğu tarafımca hep merak konusu olmuştur(başka işim yok sanki). oyunculuk malumunuz sadece mimikler ve replik ezberleme değildir. düzgün konuşmak da gerekir. yanlış anlaşılmasın, şiveden bahsetmiyorum. kendisi sürekli kelimeleri yanlış telafuz etmekte, yutmakta, yarım bırakmakta ve özellikle sesli harfleri tonlarken olduklarından çok başka sesler çıkarmaktadır. bir oyuncunun ses yönetimi eğitimini almaması mümkün müdür? sanırım mümkün özellikle bu ülke türkiye ise. çünkü yeterli işte sinema sektörümüzde bu kadarıyla var olmak. üstelik talep edilen ve rağbet gören bile olunabilir.
tarihin arka odası programindaki halini "ormanda çiçek toplarken kaçırılan güzel bir prensesin, tarih sohbeti adı altında iki kişi tarafından gaddarca, işkenceye maruz bırakılması" diye tanimlamis nuray mert. cuk oturmus.