necmettin erbakanın kızıyla beraber olan adamla çıkıyorumuş!!!
ee? yani. size ne? ahmet hakanı sevmezsin etmezsin, benim için nötrdür. lakin senden benden daha çok kafası çalışan bir adamdır. (tekrar düşündüm benden değil, ama bunu bu kadar kafaya takan insanlara da şaşıyorum doğrusu)
o da değil bu biraz şey gibi. hani kendinden küçük birileriyle çıktığın zaman hep buna şaşıran denyolar vardır ya bu tepki bana o dönemleri çağrıştırdı. garip.
bugünkü şengül balıksırtı -sabah magazin müdürü- mansur forutan'ın bu ilişkiyi ifşa eden yazısına dair manita sözcüğüne takılmış. ayıplamak için öyle bir yırtınıyor ki vay efendim manita basit kızları anlatmak için kullanjılırmışta, mansur forutan'ın yanında sevgilisi varken birisi böyle hitap etse nasıl bir tavır takınırmış.
SAnırım günaydın gazetesinin magazin müdürü ama kendi ekinde yazanlardan habersiz. yoksa Ayşe özyılmazel'in her 3 köşe yazısında ortalama 6 tane manita sözcüğünün geçtiğinden bihaber olmazdı. TAbii ayşecik hıncal'ının biricik kankasının manitası unutmuşuz..
yazılı veya görsel basında her rastladığımda konu her nasılsa okuduğu kitaplara gelen, bir sürü kitaptan söz eden ancak okuduklarını anlayıp anlamadığı konusunda ciddi şüphe uyandıran kadın.
hoş bir hatundur.. fhm dergisine zamanında verdiği pozlar da ayrıca hoştur.. iyi bir sinema izleyicisidir ama yer aldığı sinema filmlerinden sonra bu kanım değişme eğilimi göstermektedir..
(bkz: dün gece bir rüya gördüm)
(bkz: komiser şekspir)
konuşurken araya ingilizce sözcükler sıkıştıran hanımefendidir. kasten mi yapıyor bilmiyorum ama çok itici oluyor. gençlere vereceği tavsiyelerden biri de bu olsa hiç fena olmaz;
tarzını falan es geçip sadece gülüşüne hasta olunası kişilik. inal batu'nun kızı. aşırı bilgi yüklemesi ve fazla güzellik dolayısıyla tanrıça moduna giren hatun.
sosyalizme özenen bağdat caddesi tiki kızlarımızın artık biraz karta kaçmış versiyonu. deniz gezmiş'in hayasızca pop ikonu haline getirildiği bir ülkede trend liberalerizmden yana olsaydı muhtemelen sosyalist değil liberal olacaktı. bu kadın televizyonlarda boyundan büyük kelimelerle konuşup ahkam kestikçe aklıma, evindeki kitaplıkta hoş duracağı için kalın, renkli kitaplar, cilt cilt ansiklopediler stoklayan sonradan görme insan modelleri geliyor nedense..
can dündar'ın neden isimli programında ha ağladı ha ağlayacak bir ses tonuyla ve ilkokul kompozisyonu giris paragrafi $eklinde konu$masıyla tanıdığım ki$i.
kendisi hakkında daha önce hiç bir fikrim yok, zira kendisini ilk defa görüyorum. gudik dizilerde falan oynuyormuş. eğitimi çok sağlammış, yabancı dili varmış, yurtdışında eğitim görmüş, çok kitap okurmuş, bogazici tarih vs..vs..
ambalaj bu kadar sağlam, etiket bu denli yüksek görününce insanın gözü zarftan ziyade mazrufa da kayıyor hafiften. tamam cilt kısmı güzel. ama içerikte bir şey yakalayamadım. kız çıktı konuştu. ne dedi. koca bir boş küme. acaba çok önemli mesajlar verdi de ben mi kaçırdım. bunları söylemek için yukarıda saydıklarımızı yapmaya gerek mi var. camdan cama konuşan yaşlı teyzelerde söylüyor bunları. sanki uzun bir paragraf okumuş programa gelmeden önce, can dündar birden sorunca afalladı. her paragraftan birer cümle söylemiş gibi. sayın dündar'da "sizi dinliyorum ve anlıyorum" tarzı bakışlarla izlemeye başladı kendisini ki değmeyin keyfime.açtım göbeğimi başladım kaşımaya ve gülmeye..