Olmayan bir soykırım üzerinden ısrarla demokrasi ve ''hümanizm'' dersi vermek isteyen ve avrupai takılan bayan kişisi. Sürekli bir ben hümanistim ağızları bir laflar birşeylerle iki kıdım bilgisi ve sıfır inandırıcılıkla ortalarda takılmaktadır. Fakat yıllardan beri yapılan son derece nefret dolu ve acımasız eleştirilere karşı hala ayakta kalan ülkesini savunmak namına hiçbir şey yapmayan hanımefendi.
her reklam arasında kostüm değiştiren ve beni giderek heyecanlandırmakta olan acaba ne zaman üstsüz çıkacak diye tarihin arka odasına katlanmama neden olan ve lisede iken içki masasında misafirler ve aile babasının siyasi konuları tartışmları esnasında çoktan yatması gerektiği halde yatmamamış olan ve mevcut siyasi sohbete büyük bir heyecanla ve "ulan acaba yanlış bir şey söyler miyim?" in tedirginliğini de sesinde taşıyarak konuya kaynak yapmaya çalışan ve etraftaki yetişkinlerin çabasını kırmamak için dinledikleri fakat pekte ciddiye almadıkları toy hatun.
tarihin arka odası programında ezik kalmamak için her seferinde "benim okuduğum o kitapta", "onu ben de okudum", "ama okuduğum o kitapta öyleydi" vs. gibi cümlelerle kendini okuyan, bilen, kültürlü, tarihi yalamış yutmuş göstermeye çalışan ama aslında bir bok bilmeyen bayan.
türk tarih literatürüne yayınlarıyla büyük katkılar yapmış hiç kimsenin katılımcı olarak bulunmadığı bir 'tarih' programına gelmeden önce, işine olan saygısı nedeniyle bir kaç 'okuma' yapan, ve her akademik tartışmada olması gerektiği üzere tartışmalar sırasında bu okumalarına referans vermeye çabalayan, ancak uludağ sözlüğün erkek egemen kafaya sahip yazarlarınca 'yeni yetmen mankenler kadar ilginç' ve 'bir bok bilmeyen' olarak aşağılanan oyuncu.
Solculuk nutukları atıp solculuktan zerre anlamayan yeni yetme. Bide ermenicidir kendinisi. 523 bin türkünn öldürüldüğünü duyduğunda ağladığı hiç görmedim ama bir ermeni için ağladığını gördüm
(bkz: millet haini olmak)
tarihin arka odası adlı programda neden konuk oldugunu anlayamadıgım insan. konu mankeni desen ortada bir defile yok . zeki , osmanlı tarihini seviyor desen benim ortaokula giden kardeşim yanında filozof kalır. güzel izleyici çekmek için çıkarıyorlar desen o kadın için o programı kimse çekmez.
ermenilere karşı takınılan tutum ve kullanılan söylem tartışılırken "dün beş tane şehit verdik" diye atlayan erhan afyoncu'ya "ne ilgisi var?" diye karşılık vermesi, gözünü toptan ayırmadığının kanıtı.
hakkında yapılan yorumların çoğunun makyajı, fiziksel güzelliği veya aksanıyla sınırlı olması ise onun niteliksizliğinin değil, genç bir kadının onlardan daha mantıklı konuşmasını hazmedemeyen, ama buna karşı verebilecek cevabı da olmayan, ataerkil kültürle yoğrulmuş kitlenin ezikliğinin göstergesidir.
pelin batu'nun sevimsizliğinin kadınlıkla ilgisi yoktur aksine dile getirdiği basit söylemlerde dahi kadınlığını kullanması alçaltıcıdır.
birazcık aksan yapan herkes entelektüel bu ülkede ve fazla şımartılmasından ileri geliyor herhalde, biraz eleştirince çemkiren çirkefe dönüşmesi o dudak büken şirin, güzellik kumkumasının.
edit: ermenici gibi salak saçma yorumlara destek olmasındır söylediklerim. dediğim gibi bu kadının söyledikleri birazcık beyni olan herkesin düşünebileceği şeylerdir, söyledikleriyle değil şekilciliğiyle problemim vardır.
ermeni konusunda hüngür hüngür ağlayan, ama aynı dönemler türklere yapılan katliamlardan bahsedilince hiç bir tepki göstermeyen, hristiyanlık konusunda engin bilgi sahibi fakat islamiyet konusunda türbelere mum yakmayı islami şart zannedecek kadar bi haber tuhaf bir kadın.
Birde rumeli göçmeniymiş kendileri şahsen göçmenliğimden utandım. özellikle geçen haftaki tartışmasından sonra. Sözde Ermeni soykırımını tanımış olan kesimin boğazda yapmış oldukları eylemi göklere çıkarırken, erhan afyoncu'nun bu gün 5 şehit verdik onlar için neden bir anma yapmıyorlar demesine ne alaka diyerek bu düşüncemi körüklemiştir.
Türkiye'de ermeni düşmanlığı var diyenlere selam eder önce bir otobüse atlayarak beyazıt'a gitmelerini ve kapalıçarşı'da Türk, ermeni yanyana çalışan esnaflara göz atmalarını rica ederim. Eğer kendilerini bu da kesmez ise hemen kapalıçarşı'nın ilerisinde, çembelitaşa giden yol üzerindeki atölyelerde hep beraber çalışan, gülen, eğlenen ermeni ve türk gençlerine de göz atabilirler.
Bütün bunlardan sonra birde erivan'a gidip tek türk evi bulabilecekler mi bir baksınlar. evi de geçtim türkçe tek kelime kullanmaya yeltensinler. Eğer sağ kalır iseler gelip burda kim kime düşmanmış bir bahsetsinler bakalım. Bu bayan arkadaşımızın eline fırsat versek ilk fırsatta ermeni soykırımını kabul edeceğine adım gibi eminim.
içinde bulunduğu toplumu aşmış,hatta yıkmış,alıp başını gitmiş ilginç bir oyuncudur. tarih proğramına yazılıya çalışır gibi gibi gelen,hayatında hiç açık oturum veya tarih proğramı izlememiş insanları ''Elizabeth'' söylemiyle ekrana bağlayan oyuncudur.