türkiye'de bireysel kota gibi bir sistem altında tüm yamyamların çalışması nedeniyle pazarlamacıların ciddi bir elegant görüntüsü olmayışı ve aksine hepsinin çingene usülü bu kavramı entegre etmesi beni üzmektedir sayın sözlük.
Pazarlama, satış destek stratejilerinin tamamıdır aslında.
Çizgi altı ve çizgi üstü tüm faaliyetleri kapsar. Pr'la desteklenir, sosyal medyayla ballandırılır.
10 küsur senelik işim.
Türkiye'de zor tam manası ile icra etmek. Lakin elimden geleni yapıyorum.
Okullarda pr, reklam, pazarlama hepsi çok farklı şeyler gibi öğretilir, sakın kanmayın.
Pazarlama adı altında bir iş yapıyorsanız, tüm bunların hepsini yaparsınız. Artı üstüne fazlası da eklenir.
- bir yere gidersiniz ve güzel bir kız görürsünüz. yanına gidip "merhaba, ben çok zenginim, benimle evlenir misin ?" derseniz bu direk pazarlamadır.
- bir yere gidersiniz ve arkadaşınız güzel bir kızın yanına giderek kıza sizi anlatırsa bu reklamcılıktır.
- bir yere gidersiniz ve güzel bir kız yanınıza gelerek sizinle evlenmek istediğini söylerse bu markanın kendini göstermesidir.
- bir yere gidersiniz ve güzel bir kızın yanına gidip "merhaba, ben çok zenginim, benimle evlenir misin ?" derseniz ve kızdan bir şamar yerseniz bu müşteri geri bildirimidir.
- bir yere gidersiniz ve güzel bir kızın yanına gidip onunla evlenmek istediğinizi söyledikten sonra kız sizi kocasıyla tanıştırırsa bu arz & talep eksikliğidir.
- bir yere gidersiniz ve güzel bir kızın yanına gidip onunla evlenmek istediğinizi söylemeden hemen önce karınız gelirse bu yeni pazarlara girme riskidir.
"satış yapmak her zaman satın almaktan daha üstündür" sözü ile gaza gelip, yıllar önce kariyer yapmaya başladığım keyifli ve inanılmaz yorucu departmanın ismidir.
bankacılık ve finans'ta 2. yarıyıl 1.sınıfta öğretilen enterasan bir ders amaç bankacı değilde tüccar yetiştirmek sanki birde dersinize zengin bir fabrikatör giriyorsa sene sonunda okulu bırakıp ticarete atılma fikri kafanızım bir ucunda bulunmalıdır.
Pazarlama, temel işlevi itibariyle, araştırma yapar, bir talep yakalar, tüketici beklentilerini pazarlama hamuru içinde şekillendirir ve ürün/hizmet üretimini gerçekleştirecek üretim-satış faaliyetlerini tarif eder.
pazarlama iletişimi de bu tariften hareket ederek tüketici ile haberleşir: "bak bu ürünü al, senin gereksinimlerini bu ürün karşılıyor." bu iletişim sürecini yaşatırken tüketicinin neden o ürünü/hizmeti alması gerektiğini masaya yatırır.
o ürüne/hizmete bir algılama süreci yaşatır. tüketicinin bu algılamayı kendi yaşam biçimi ile özdeşleştirmesini bekler. kısaca, ortada bir öykü vardır.
ve bu öykünün tarafları vardır. ürünü/hizmeti üretenlerle bunları alanlar.
satıcılığın meslek olması iki yüzlülüğün yalancılığın ve kandırma yeteneğinin ahlak olarak kabul edilmesi sıradanlaştırılması ve doğru gösterilmesidir.