garip bir sıkıcılığının olmasının yanı sıra bir de çamaşır yıkayarak tam pazar günü havasına girip iyice kendime işgence ettiğim en antipatik iki günden birisi.bir diğeri (bkz: çarşamba)
dışarıya stres atmak amacıyla çıkan şahıs için haftanın en yorucu günüdür. sokaklar tıka basa dolmuştur ve adım atacak yer yoktur. o kalabalık arasında adım atmaya çalışmak dahi beyni yormaya yetmektedir.
öğrencilik hayatında pek sevilmez bugün nedense sıkıcı bunaltıcı gelir hep, geçse de bitse yeni hafta başlasa dersiniz ya da cumartesi hiç bitmesin de pazar olmasın diye düşünürsünüz. ama öğrencilik hayatı bitip de bir baltaya sap olup iş hayatına atıldığınızda inanılmaz çekici gelir , dört gözle beklersiniz tüm hafta boyunca hele bir de haftadaki tek tatil gününüz ise...
haftanın hem en güzel hem de en kötü günüdür. tatildir ama ertesi gün iş , okul , ...vs vardır ve de bunun için hazırlık yapılmalıdır. genel olarak bacakların uzatılarak televizyon karşısında mayışılmasıyla son bulan gündür. herşeye rağmen en güzeldir , adı bile yeter.
acaba televizyonda bir şey var mıdır düşüncesiyle kumandaya sarıldığınızda süheyl-behzat uygur kardeşlerin "şahane pazar" adlı yüzyıllarca süren, tanımlaması imkansız programıyla karşılaşıp daha da daraldığınız gündür.
evde oturulmasi gereken gündür. nitekim pazar günü herkes dışarıya çıkmaktadır, yapacağınız her türlü program birileri tarafından daha önce yapıldığından ortada kalırsınız... en iyisi pazar günü evin keyfini çıkarıp , hafta içi gezme işini yapmaktır. *