üzerinde yaşadığımız dünya bizim daha iyi ya da daha kötü olmamıza göre iyi ya da kötü olacaktır. aşk'ın gücü burada işe karışır, çünkü sevdiğimiz zaman, olduğumuzdan daha iyi olmak isteriz her zaman.
müthiş diye tabir edebileceğimiz kurguları vardır.anlatmak istediğini öyle farklı ve güzel anlatır ki onu okuduktan sonra hayran kalmamak düşük ihtimal.
''ve düşlerinin peşinde olduğu sürece
hiçbir yürek kesinlikle acı çekmez...''
3 kez akıl hastanesinde tedavi görmüş, cunta yönetimi zamanlarında tutuklanmış işkenceye uğramaktan kriz geçirir gibi üstünü başını paralayarak kurtulmuştur.
--spoiler--
hayatımızda çekiciliğine kapıldığımız bir sürü problem olur, kalbi okşayan ama problem olmaktan başka işe yaramayan ve vazgeçmek istediğimiz ilişkiler, alışkanlıklar, istekler gibi. önemli olan çözüme odaklanmaktır, bizi çözümden uzaklaştıran problemin içindeki güzelliğe değil.
--spoiler--
(bkz: #8554050) nolu entryimde yazdıklarıma ilaveten;
--spoiler--
YAŞAMIN iLKESi
Eğer bir gün yolunuzu kaybederseniz bir çocuğun gözlerinin içine bakın.
Çünkü bir çocuğun bir yetişkine her zaman öğreteceği üç şey vardır:
*Nedensiz yere mutlu olmak,
*Her zaman meşgul olabilecek bir şey bulmak,
*VE elde etmek istediği şey için var gücüyle dayatmak.
--spoiler--
PAULO COELHO
işte böyle bir yazar. daha materyalist şeyler söyleyen, yazan insanları beğeniyorum ve dahası insanlığın da buna ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. coelho' nun hikayeleri bana fazla hayalperest ve iyimser geliyor. kitabı kapatıp gerçek hayata döndüğünüzde hayatın hiç de öyle olmadığını görüyorsunuz.
dünyaca tanınan başarılı ve iyi bir yazardır, ancak ben pek tutmam bu coelho' yu.* kitaplarını okursunuz, mutlu olursunuz, gaza gelirsiniz ama sonra? sonrası yok, hepsi o. sabun köpüğü gibidir verdiği umutlar, hissettirdiği duygular. modern dünyada geçerliliği yoktur. mataryelizm üzerine kurulu bir dünyada işe yaramaz yazdıkları, dahası sizin bu materyalist dünyadan sıyrılıp nasıl onun anlattığı hikayelere gidebileceğinizden de bahsetmez ve en önemlisi zaten bir şekilde bu materyalizm anaforundna kurtulursanız paulo coelho gibi yazarları okumanıza da zaten gerek kalmaz.
--spoiler--
Aşk benimle konuştu:"Ben her şeyim ve aynı
zamanda hiçbir şeyim. ben rüzgarım ve kapalı pencerelerden ve kapılardan
içeri giremem," dedi....Ve ben de aşka :"Ama ben sana açığım,"
dedim.Ve aşk bana dedi ki:"Rüzgar havadan yapılmıştır. evinin
içinde hava var ama her yer kapalı. mobilyalar tozla kaplanacak, rutubet
... resimleri bozacak ve duvarları lekeleyecek. sen nefes almayı
sürdüreceksin, benim küçük bir parçamı tanıyacaksın, ama ben bir parça
değilim, ben her şeyim, ve sen bunu asla bilemeyeceksin
--spoiler--
--spoiler--
"hiç bir şeyi geri almayı bekleme, yaptıkların için takdir edilmeyi bekleme, ne kadar zeki olduğunun keşfedilmesini bekleme ya da aşkının anlaşılmasını. daireyi tamamla. gururlu, yetersiz ya da kibirli olduğun için değil, sadece artık onun senin yaşamında yeri olmadığı için. kapıyı kapat, plağı değiştir, evi temizle, tozdan kurtul. geçmişte olduğun kişiyi bırak ve şu anda kimsen o ol!"
--spoiler--
hikayeleri genelde şöyledir: zengin ama mutsuz bir insan olan X'in başına glen felaketle hatı baştan aşağı değişir. Zamanla felaket olarak nitelendirdği olay onun hayatının en büyük içsel yoluculuğuna dönüşür.
Leonardo da Vinci; "Son Aksam Yemeği" isimli resmini yapmayı düşündüğünde büyük bir güçlükle karşılaştı... iyi'yi isa'nın bedeninde, Kötü'yü de isa'nın arkadaşı olan ve son akşam yemeğinde ona ihanet etmeye karar veren Yahuda'nın bedeninde tasvir etmek zorundaydı... Resmi yarım bırakarak bu iki kişiye model olarak kullanabileceği birilerini aramaya başladı. Bir gün bir koronun verdiği konser sırasında, korodakilerden birinin isa tasvirine çok uyduğunu fark etti. Onu poz vermesi için atölyesine davet etti, sayısız taslak ve eskiz çizdi. Aradan 3 yıl geçti. "Son Akşam Yemeği" neredeyse
tamamlanmıştı, ancak Leonardo da Vinci henüz Yahuda için kullanacağı modeli bulamamıştı... Leonardo'nun çalıştığı kilisenin kardinali, resmi bir an önce bitirmesi için ressamı sıkıştırmaya başladı. Günlerce aradıktan sonra Leonardo; vaktinden önce yaşlanmış genç bir adam buldu. Paçavralar içindeki bu adam sarhoşluktan kendinden
geçmiş bir durumda kaldırım kenarına yığılmıştı. Leonardo; yardımcılarına adamı güçlükle de olsa kiliseye taşımalarını söyledi. Cünkü artık taslak çizecek zamanı kalmamıştı.
Kiliseye varınca yardımcılar adamı ayağa diktiler. Zavallı,başına gelenleri anlamamıştı.
Leonardo adamın yüzünde görülen inançsızlığı, günahı, bencilliği resme geçiriyordu...
Leonardo işini bitirdiğinde, o zamana kadar sarhoşluğun etkisinden kurtulmuş olan
berduş; gözlerini açtı ve bu harika duvar resmini gördü. Şaşkınlık ve hüzün dolu bir sesle şöyle dedi: "Ben bu resmi daha önce gördüm..." "Ne zaman?" diye sordu Leonardo da Vinci, o da şaşırmıştı... "Üç yıl önce" dedi adam. "Elimde avucumda olanı kaybetmeden önce... O sıralarda bir koroda şarkı söylüyordum. pek çok hayalim vardı. Bir ressam beni isa'nın yüzü için modellik yapmak üzere davet etmişti..."
iyi ve Kötü'nün yüzü aynıdır...
Her şey insanın yoluna
ne zaman çıktıklarına bağlıdır... *