her şeyi ile pahalı olan bir şehir.. ucuz otel bulmak ne kadar da zormuş arkadaş.. ha eğer ki; "fatal lan ben biliyorum ucuz otel istersen söylerim" diyen beri gelsin..
nedenini tam olarak bilmiorum. sanirim kanalizasyon sistemindeki bir aksakliktan dolayi, her gittigimde felaket kokan sehir, oyleki kokudan gezesim gelmiyor.
en büyük özelliği çok iyi lanse edilmiş olması. süper pazarlanmış, allanmış pullanmış şehir...istanbul ve paris, her iki şehirde de bir süre bulunmam hasebiyle, istanbulun parise ezici üstünlüğü olduğunu söyleyebilirim.
19 y.y. ikinci yarısında tamamen yıkılıp, sömürgecilik kazanımları olan latin amerika ve afrika dan getirilen altınlar ile tekrar imar edilen şehirdir. afrika ganimetlerinin latin amerika dan getirilenlere göre daha değerli olduğu ve soyluların binalarında daha fazla tercih edildiği bilinir.
sevgili ile gidilmesi gereken yerdir. yemişim roma'yı venedik'i, bu şehrin verdiği hissi başka bir yer veremez diye düşünüyorum. biz iki sap gezdik ona rağmen güzeldi bak.
ayrıntıya girmiycem. romantikliğini bilmem ama gayet gereksiz bi şehir kanımca. benim için paris paris yapan şey orada tanıştığım insanlar.
(bkz: hayatımın dönüm noktası)
Paris'i gezmek için araba kiralamak kötü bir fikirdir. Trafik yoğunluğunun yanısıra özellikle turistik mekanların etrafında park yeri bulmak güçtür. Bu sokaklar arabanın icadından çok önce inşa edildiğinden, arabayla gezinti için uygun değildir. Parislilerin çoğu da bu yüzden araba sahibi değildir. Paris'de yürüyüşe çıkmak yaşanabilecek en büyük zevklerden biridir. Eğer kendinizi sayısız cafe ve dükkana girmekten alıkoyabilirseniz tüm şehri bir iki saat içinde baştan sona geçmek mümkündür. 2012'ye kadar şehrin merkezinin tamamen yürüyerek, bisikletle veya metroyla gezilebilecek hale getirilmesi planlanmaktadır. Bir kaç yıl içinde ise 1. 2. 3. ve 4. bölgelerin trafiğe tamamen kapatılması düşünülmektedir.
Gidilecek mesafenin iki duraktan az olduğu durumlarda, metroya binmektense yürümek şehri tanımak açısından en iyi seçim olacaktır.
bu amına kodumun memleketinin havasını sikeyim arkadaş. bir gün bakıyoruz güneşli, sonraki gün sağnak yağış var diyor.. yanımıza ne alıp gideceğiz lan biz ibneler..
kimi kez kendini kaybedercesine şanzelize'de alışveriş yapmak, kimi kez quarter latin'de kahve yudumlamak, kimi kez ise bir fransız asilzadesine bonjour demek, kimi kez ise kitapçılarda kaybolmaktır...
paris diyince yüzümde bir tebessüm oluşuyor. söylecek pek bir şey yok aslında. herkes gidiyor herkes anlatıyor. ama paris nasıl bir yer biliyor musunuz. herkese kendini farklı hisssetiren ve farklı bir hikaye anlatan bir yer. evet romatik evet büyüleyici evet evet onların hepsi doğru. aşk şehri. şanzelize de salınırken, notre damme meydanında aniden yağmur yağınca vs romantizim doruklarına ulaşabilirsiniz. avrupanın hiç bir yerinde olmayan barok mimarisi. harika bir yer. cepte de biraz para taşar kim tutar sizi. ama ben biraz fazla kaldım suburblara da gittim. aman dikkat, hayat romantizimden öte de yaşanıyor. gözlerinizi açın.
hediyelik eşya satan yerlerdeki ürünlerin altı üstü sağı solu kontrol edilmelidir.
şu güne kadar paristen 3 şey aldım. ikisi çin malı biri türk malı çıktı.