otobüsün tıklım tıkışık dolu olduğunda, inmen gereken durakta inememek. insana çok koyuyor yahu, kapıya ulaşmak için savaş veriyorsun, pardonlar, ricalar, minnetler havada uçuşuyor engelleri aşıyorsun, bir iki etten duvar kalmış önünde bir nefeste bitecek derken tısss sesi ve kapı kapanıyor. (bkz: küfür ederken ağzın yamulması)
bağıra bağıra bir şeyler geveleyen çocuklar, sürekli telefonla konuşan göbekli 60 yaş üstü amcalar, sürekli kendine yer verilmesini isteyen çirkefleşmiş büyükler, yanına oturup muhabbet kurmaya çalışan teyzeler..
apış arası kokması.
başını koyduğun peçetemsi sarı güya hergün değiştirilen kumaş parçası
bir şey isteyince anasına küftetmiş gibi bakan homurdanan muavin
burnunu karıştıran şoför
susmak bilmeyen otobüs teyzesi.
ağlayan ve altına yapıp otobüsü kokutan bebek
kucağına kadar yatan ön koltuk
arkadan taciz eden ayak.
gün boyu eşek gibi çalışmanı müteakip otobüste biraz kestiririm umuduyla koltuğuna yerleştikten sonra altın gününden dönmekte olduğu apaçık belli olan teyzeye yer vermek zorunda kalmandır.
saymakla bitmez bu sebepler. ama en başında ne kadar nefret etsende binmek zorunda olman gelir, tabi bunu da şoförden başka kimsenin görmediği ortadaki boşluklar takip eder, 3. sırayıda rahat etmek için gerçekten var olan boşluklara ilerlemeyen yurdum insanı takip eder, ama bi liste yapmaya kalksam buna klavyenin pili yetmez burda keselim.