Sıkış tıkış otobüsün körük kısmından kapiya dogru ilerlemek icin "pardon şöyle gecebilirmiyim" dediginiz ter kokan adamin tip tip bakip hallam yaa diye söylenmesi. Ulan caninimi istedik inecez işte.
duracak düğmesine basmış olmanıza rağmen şoförün durağı geçmesi, kapı açıldıktan sonra tam inerken şoförün gazi köklemesiyle kendinizi dışarı atıp şoförün sülalesini gözden geçirilmesi gibi olaylardır. Ama otobüste uyurken kafayı sürekli cama çarpmak diye de apayrı bi dünya var.
bir keresinde arka kapıdan binmiştim, önümde bir hatun var, kız bana bakıyor ben kıza otobüs sağa sola döndükçe kız değdiriyor bana böyle bir hoş oluyor ne oluyor lan bana böyle diyorum. ne oluyor bilen varsa beri gelsin.
not: beri gelenler kız olsun.
edit: arka kapıdan binmemin nedeni, otobüsün tıklım tıklım dolu olmasıdır. **
havaalanına gitmek üzere e-11 otobüsüne binmiştim. bunu geyik olsun diye söylemiyorum yanıma izmirli bi kız oturdu. telefonda yok bornova, otobüs, saat 6da oradayım filan diyodu. neyse bilen bilir bu iett otobüslerinin önünde bel seviyesinde tutunmalık bi demir var. bu kız iyicene uzandı dizlerini de oraya dayadı. burada sorun yok ben cam kenarındaydım kafamı çevirdim yolu izledim. la baktım bi 10 dakika sonra kızın dizi bacağımın üzerine düştü. sonra öteki dizi de üstüne. otobüs tem de sağa viraj aldıkça kızın kafası da düştü. horul horul uyuyo. napsam bilemedim şimdi uyarsam ayrı bi dert uyarmasan sapık derler. hiç siklememeye karar verdim. başımı çevirdim yolu izledim. son sevgilimden sonra bir yıldır kimseye de dokunmamıştım zaten. baya baya ereksiyon aldı başını gitti. öyle olduğuna çok şaşırmıştım.
neyse biraz dişimi sıktım sert bi frenden sonra kız birden uyandı biraz mahcup olarak pardon, çok özür dilerim filan dedi gülümsedim önemli değil dedim.
velhasıl kelam beni iyi biri sandı heralde. zor bi yolculuk oldu.
istanbul a ilk kez gelen bir arkadaşla iett biletlerimizi aldık,otobüs sırasına geçtik.kapılar açıldı insanlar yavaş yavaş binmekte eminönü otogar seferi yapan otobüse. önümüzdekilerin çoğunun akbili olması sebebiyle herkes basıyor,öttürüyor geçiyor içeriye.buraya kadar herşey normal,sıkı durun...sıra arkadaşa geliyor ben hemen arkasındayım.önündekilerin birşeye bastığını gözlemleyen arkadaş elindeki iett biletini basacak yer arıyor,tabi bulamıyor ve o müthiş diyolog;
a:arkadaş ş:şoför b:ben
a-abi nereye basacam?
ş:onu basmıyosun şu kutuya atıyosun.
(arkadaş bileti kutuya atar ve)
a:şimdi nereye basacam abi?
ş:gel bana bas ak. hasta mıdır nedir yaa??
arkada ben kopuyorum hayatımda hiç o kadar güldüğümü hatırlamıyorum.ama bitti mi bitmedi,
orta sıralarda ayakta bekliyoruz
a:şoför hep beni kesiyo ak.
b:birine basma diye seni kolluyo olum
otobuste bir iki bos koltuk vardi. derken bir adam bindi ve bos koltuklardan birine oturmak uzereydi ki, diger oturan kisi ayaga kalkti, gerisini diyalog halinde aktariyorum:
+ beyfendi siz oturcaksaniz, ben kalkiyorum.
- nasil?
+ beyfendi ben yanyana oturamiyorum.
- neden beyfendi?
+ rahatsi oluyorum. huylaniyorum beyfendi. hatta bu koltugun bosalmasini bekledim.
(bu sirada otobus hareket halinde ve ikisi de hala ayakta)
- beyfendi oyle sacmalik mi olur?
+ valla sirf bu yuzden sehirlerarasi seyahatte bile tekli koltukta gidiyorum.
- siz bilirsiniz, musade edin oturayim.
dedi ve oturdu. diger hiyar da ayakta yolculuga basladi.
bi iki durak sonra.bi cift indi ve ikili bos koltuga bizim hiyar oturdu. otobustekiler guluyor tabi. bi durak sonra da bikafin bindi ve bizim hiyarin yanina oturdu. herkes izliyor tabi ne olacak diye. bizim hiyardan cit yok, ses bile. cikarmadi. az onceki adam lafa girdi:
- az once benle oturamiyodun, noldu simdi.
+ beyfendi o oyle degil.
- nasil degil lan.
+ lan mi? beyfendi uslubunuza dikkat edin. ben erkeklerle oturunca rahatsiz oluyorum.
(yandaki kadin sok icinde olaylari izliyor)
- o nasil is kardesim, sapik misin sen!
+ hayir beyfendi. sadece erkek temas edince rahatsiz oluyor, kendimi kotu hissediyorum.
- nasil kotu?
+ sanki zevk aliyormusuz da bilerek dokunuyormus gibi.
( butun otobusten auuuvv, waau, aaaa, ooo sesleri ve kahkalar)
tabi kadin dayanamadi kalkti.
ben de yanimdaki adamla goz goze geldim, gulumsedik. artik sevisiyoruz.
izmir'den istanbula gidiyorum. cam kenarı diye aldığım biletin hakkını verip cam kenarına oturdum. 5 dakika sonra acayip tipli ama iyi niyetli olduğu belli olan bi adam oturdu yanıma. bi çantadan laptop ve 2 tane playstation kolu çıkardı.
- fifa yapar mıyız dostum ? dedi.
akabinde içimden '' oha lan bu nası bi teklif, benimkini de çıkarayım counter strike yapalım '' diyecektim ki, otobüste kendimi kaybetmekten korktum. '' hadi hadi '' '' dostum pusu yok ''.
neyse kabul ettim. bi laflar söylüyor ki, ''beni bugüne kadar yenen yok desem yeridir, kimseye yenilmem kolayca'' falan. buna bi koydum 2-0. barçayı almış bide. aga olay takımda olsa sadece, hey yavrum.
'' ya ısınmadım, bir tane daha yapalım '' dedi. amenna. bir daha yendim. sonra yine yaptık yine yendim. keyfim yerine geldi, hosttan bi kahve istedim. art arda yendikten sonra şöyle bi şey söyledi bana;
- bilader benim kolda sorun var aslında, şu basmıyo bak.
- değiştirebiliriz istiyorsan ?
kolları değiştirdik, 3-1 yendim. ilk gölünü attı bana. galibiyet serilerine devam ederken, bunun morali iyice bozuldu, yüzü düştü, sinirlendi, pis pis bakmaya başladı. ''artık bir tane maç verme zamanı geldi, yoksa laptopu, kolları toplayıp çantasını alıp küsüp gidecek, yetmedi otobüs motobüs dinlemeyecek skcek bizi '' dedim içimden ve bi maç verdim kendisine. 2-1.
ve işte bu skor benim bütün yolculuğumu etkileyecekti, kim bilebilirdi ki bunu ?
bi başladı ki, ''nasıl yendim, ee kola yeni alıştım'' gibi muhabbetlere susmuyor anasını satıyım. ulan 25 yaşında adam olmuşsun biraz olgunlukla karşıla yenilgiyi di mi, ne diye ego yapıyon ?
vermez olaydım o maçı. '' bir daha yapalım '' dedi. sıkılmıştım. reddetmek istemedim ki, maça başlayıp gol yollarını zorlayıp, bloklar arasına sızdığım anda, futbol'un ne kadar enteresan bir oyun olduğunu anladım.
- aga alıyon messiyi öyle gidilmez hep ama bence.
- messi çok iyi ama yav.
- çook.
hemen akabinde de pili bitti laptopunun. bi rahatladım, koydum kafayı ömer üründül'ü düşündüm, yattım. cam buharlanmıştı.
kimse yanlış anlamasın öncelikli olarak, ne zaman doğu bölgelerine yolculuk etmem gerektiğinde bindiğim otobüslerde hep o tarafın teyzeleri neden lahmacun alır yanına yolda yemek için tabi o leş olmuş soğuk lahmacun kokusu mest eder insanı, birde ayakkabı çıkartanlar yok mu vay vay vay
yanınızda oturan teyze'nin sizi bir görücü edasıyla süzmesi.
sapık mısın teyze sen!
ön koltukta oturan herif'in sapık çıkması.
muavin'in telefon numarasını yazıp, vermesi.
yaban domuz'una çarpmak ve otobüs'ün ön kısmının tamamen gitmesi.
az daha ölüyoduk, yan taraf uçurum...
ankara'da, maltepe'den mamak'a gidilmek için binilen otobüste yaşanmıştır.
4 kişi vardı otobüste ve boş olan arka koltuğa oturdum. ilk defa gidiyorum mamağa ve telefondan verilen tarife göre bir mağazayı geçince ilk durakta inip arayacam ve arkadaş beni alacak oradan. neyse...
otobüs bi sonraki durakta durdu, 2 kişi bindi, tam dikkat etmedim ama içerdeki 2 kişi yerlerinden kalktı ve başka koltuklara oturdu. zaten herkes koltuğunda tek oturuyor, niye böyle yaptılar anlamadım. gülümsedim ufaktan ve devam ettik. sonraki durakta 3 kişi bindi, bu sefer oturanların 4 tanesi koltuklarını değiştirdiler (bu kısımdaki ve sonraki saylardan eminim çünkü takip ettim). şaşırdım ve güldüm olanlara. yolcularda lise bebeleri değil ki eğleniyorlar desem, teyzede var yer değiştirenlerin arasında, gençte var. neyse...
otobüs yine hareket etti. ben bi sonraki durağı beklemeye başladım bu sefer. kendi kendime de gülüyorum bu arada. sonraki durakta 5 kişi bindi ve içerdekilerin 6 tanesi yer değiştirdi. ben gülmeye başladım ama bi yandanda sağa sola bakınıyorum. kamera falanmı var diye. çünkü olanların hiçbir mantıklı açıklaması yok. bende gruba uydum ve pencere kenarından, koltuğun ortasına geçtim. devam ettik...
sonraki durakta otobüs durunca 3 kişi ayağa kalktı yine yer değiştirmek için ve ben dayanamadım bastım kahkahayı. ama öyle böyle gülmüyorum. arka koltukta kendimden geçtim resmen. durakta binen 8-9 kişide dahil tüm yolcular arkasına dönmüş bana bakıyor ve ben debelenerek gülüyorum arka koltukta. cık cıklayanlar, terbiyesize bak bakışları vs. gırla gidiyor ama durduramıyorum kendimi. yanağımı ısırarakta olsa durdurdum kendimi ama hala gülüyorum içimden.
neyse yine hareket ettik.
içeride fazla boş yer kalmadığındanmı yoksa benim hayvan gibi gülmemden mi bilmiyorum, diğer durakta yer değiştiren olmadı. herşey normale döndü.
2010 da oldu bu olay ve o günden beri "bu yolculuk bi kamera şakasıydı ve videosu çekildi" hissi vardır bende. sık sık aratırım google da. olanlara hiçbir açıklama getiremiyorum çünkü.