yarım dönem 3 öğrencili bir sınıfım oldu bu sene şimdi ise atama bekliyorum. ilk öğretmenlik deneyimim bu çocuklarlaydı.ücretli öğretmen olarak yaptığım bu 4 ay bana çok şey kazandırdı. benim öğrencilerim ileri düzey otistik ve zihinsel engelliydi. en küçük öğrencim okula benle merhaba dedi ona konuşmayı öğrettim. artık anne diyor baba diyor. e harfini tanıyor yazıyor. kendimle belkide ilk defa gurur duydum. sürekli takıntılar halinde sayıklayan bir çocuk 4 ay sonunda ''çişim var anne yemek anne gel '' gibi bir çok kalıbı öğrendi. Çocukla vedalaşırken uyduruk bir karne verdim kağıt parçası sandı boyamaya kalktı. hayatımda verdiğim en değerli karneydi.
öğretmen olmaktan tad alamıyorsanız özel eğitimde en az yarım dönem çalışın hem halinize şükredin hem de bir işe yaradığınızı görün. bu deneyimin en kötü yanı şu oldu gerçekten bu çocukların tertemiz yüreklerini görünce insanlığımdan ve dünyadaki çöplükten utandım. otistik demekte bir beis görmüyorum otistik bence hakaret değil bir canın sizden daha özel olduğunu belirten daha temiz olduğunu anlatan bir sıfattır.
otizmin farkındaydım artık içindeyim. bence bozukluk falan değil bu çocukların sadece becerileri biraz geride yoksa hepimizden daha insanlar.
dıkıl dıkıl dıkıl dıkıl...
edit: ayrıca şurada bilmeden etmeden araştırmadan yaşamadan yazmayın otizmli çocuklarda ileri seviye zeka olayı çok düşüktür keza normal zeka oranıda bu çocuklarda otizmle eşlik eden zeka geriliği ve epilepsi bulunur. Öyle filmlerdeki çocukları görüp heves etmeyin yok öyle bir dünya okyanus cennetindeki dafu kadar bile olamıyor bu çocukların yüzde 80 i. gerçekler acıdır bu böyle dostlar. ha şu istatistik doğrudur bu çocuklar diğer normal gelişim gösteren çocuklara göre daha güzel yüzlü olurlar ama bu bir şans değil kesinlikle handikaptır. ülkemizde ne sapıklar var istismara açık oluyor atipik otistiker özellikle kız olanları.
Otizm, fizyolojik hatta psikolojik bir rahatsızlıktan çok sosyalleşememe, topluma ayak uyduramama, iletişim kurmada sorun yaşamadır...
Günümüzde, titizlikle hazırlanmış özel eğitim ve tabii ki sevgi ve sabırla, asgari düzeye indirilerek, uyum kolaylaştırılabilmektedir..son derce hassas ve kırılgan yapıya sahip olmalarından kaynaklı, sabır ve şevkat en önemli iki unsurdur...
Kısa süreli, kendi iç dünyalarına, misafir kabul ettiklerinde, inanılmaz güzel dakikalar geçirebilir, sizi şaşırtabilir, sevginin gücüne bir kez daha tanık olabilirsiniz...
bir öğrencim vardı, kocaman gözleri, benim rimelle bile ancak yarısına getirebileceğim upuzun siyah kirpikleri vardı. Ama o gözler çok boş, anlamsız bakıyorlardı.
Gözlerimizi buluşturamazdık bir türlü.
Bir anormallikti elbette.
Arkadaşına zarar verdi bir gün. Hatasını anlaması için bir köşede sandalyede oturtup bekletecektim. Ne varki sandalyeyi görür görmez koca gözleri açıldı. Oturmamak için direndi. Çünkü sandalyenin rengi "sarı" idi.
Çocuklara meyvelerini yerken izlemeleri için çizgi film açtım. Bizim berkay çizgi filme öyle bir kaptırdı ki kendini, sesimi duyurabilmek için televizyonu kapattım.
Aynı donuk gözlerle etrafına baktı.
Ailesi ile konuştum, rehabilitasyona yönlendirdim ve iki gün sonra beni adeta yıkan haber ile geldiler.
Berkay "otistik"ti.
Nedenine gelecek olursak, televizyondu.
Sadece basit bir televizyon bir insanın hayatını böylesine değiştirebiliyordu işte.
Hem de kalıcı olarak zihnini biçimlendirerek.
otizm bir hastalık değildir. ömür boyu sürer. otizmin nedeni halen bilinmiyor. kalıtsal ve çevresel faktörlerin, birlikte etkileşiminin neden olduğu düşünülmekte. buna ek olarak bazı nörolojik farklılıklar üzerinde duran çalışmalarda var. otizm tanısı vermek için zeka geriliği aranmaz. yani tanının ölçütlerinden birisi zeka geriliği değildir. her otizmli birey zihin engellidir diye bir şey yok. aynı şekilde izlediğiniz filmlerdeki gibi çok zeki olacaklar diye bir şey de yok. otizmi yeneceğini tedavi söyleyen, iddia eden bütün tedavi ve rehabilitasyon yaklaşımları, para tuzağı. istismar. inanmayın. otizmin tek bir tedavisi var o da özel eğitim. genel olarak yanlış bilinen noktalara değinmek istedim. daha fazla bilgi almak isteyen mesaj atabilir.
Bir kromozom eksik yada fazla, ne farkeder ki dedirten garip "hastalık".
Yakın bir arkadaşımın kardeşi otistik. Ama bakıyorum, benden daha mutlu. Hastalığı daha iyi anlamak isteyenlere ilginç ve müthiş bir gerçek hikayeden uyarlanmış film tavsiyesi: Temple Grandin.
ABD’de yapılan ve Amerikan Medical Association (JAMA) dergisinde yeni yayımlanan bir araştırmaya göre, gebelik öncesi ve gebelikte alınan folik asidin otizm riskini önemli oranda azalttığını saptandı. Araştırma kapsamında, Omega 3 yağı ile diğer mineral ve vitaminlerin hamilelikte ya da öncesinde alınmasının ise otizm üzerinde herhangi bir etkiye sahip olmadığı belirlendi. Daha önceki çalışmalarla folik asidin otizm riskini azalttığı biliniyordu ve gebelik öncesinde kadınlara folik asit takviyesi dünya genelinde yayıgın olarak kullanılıyordu. Ancak yeni çalışma mevcut verileri desteklemenin yanı sıra folik asidin etkisini de tam olarak göstermiş oldu.
Otizmli çocuklara biraz olsun destek olmak istiyorsanız, büyük harflerle TOHUM yazıp 5290'a SMS olarak gönderin. Ülkenin önde gelen otizm kuruluşu TOHUM'a 10 lira bağış yapacaksınız ve paranız hayırlı bir işe gitmiş olacak.
edit: bir sms'ye soygun diyen gerizekalılar ancak bu sözlükten çıkardı zaten. Bu tür dingiller için de bir toplama kampı yapılmalı ki hepsi bir arada eşelensin, etrafı zehirlemesin.
otizm bir hastalik değildir. hastalik olsaydi eğer tedaviso falan olurdu. otizm diger bir tabirle farkındalıktır. zaten sadece otizm diye konulan bir tanida yoktur. kisi su tanimlardan birini alarak otizm çatısı altina girebilir. bunlar: asperger sendromu, atipik otizm, ret sendromu ve başka türlü adlandıralamayan farkındalık.
sanilanın aksine otistik bireylerin sadece yüzde 10 u üstün zekali sinifina girer ve genelde aspergerli olarak tanimlanirlar. diğer geri kalan yüzde 90 ı da zihinsel engelli olur. yani normal bir zekaya sahip otistik bir birey diye bir sey yoktur.
birde daha otizme nelerin yol açtiği bilinmemektedir. yalniz genetiğin yol açtığı sanılmaktadır ama hangi genlerin sebep olduğu bilinmediği için önceden alınabilecek bir önlem henüz yoktur.
nesneleri ve yüzleri beyin ayrı ayrı bölgeleri yoluyla ayırt edermiş ama bu otistik kişilerde ayırt özelliği olmazmış. o yüzden belli yüz mimiklerini ayırt edemedikleri için, karşı tarafa bön bön bakma durumları oluşabilirmiş kimi zaman.
endüstri ülkelerinde hızla artan bir fonksiyon bozukluğu. son 20 senede hastalık yüzde 600 artış gösterdi. bilim adamları
bu çocukların yüzde 70 inde miğde bağırsak hastalıklarının olduğunu tespit ettiler ve otizme bir bakterinin yol açtığı kanısı
kesin olmamakla beraber güçlenmektedir.
yüksek fonksiyonlu otizm, atipik otizm, diğer türlü sınıflandırılamayan otizm gibi alt tipleri, bu spektrumdaki çocukların tanılarının gecikmesine ve uygun eğitim/danışmanlık hizmetlerine ulaşımın zorlaşmasına sebep olabilir.
sosyal etkileşimi, dil gelişiminde sorunlar hissettiğiniz ya da tekrarlayıcı hareketleri olan çocuklarla karşılaştığınızda lütfen bir çocuk psikiyatristine yönlendirin.
bir de iki nisan, dünya otizm günü, haydi o gün hep beraber mavi giyinelim!
Hakkında hastalıktır denmiş, gelişimsel bozukluktur denmiş. bu bir hastalık değil.
19 Yaşındaki otizmli bir genç kız 16 farklı müzik aletini çalabiliyor, şarkı söyleyebiliyor. Güzel sanatlar lisesini bitirmiş, güzel sanatlar fakültesine hazırlanıyor. Bu haberi izlerken ben, bitmiş cips pakedini kenarından yırtmış içinin baharatını yalamakla meşguldüm. Kimin hasta olduğunu tartışmayalım istersen.