imparator değil devlettir imparator olsaydı fethettiği yerleri sömürür taş üstünde taş bırakmazdı zate bu kadar hoşgörülü olduğu iÇin hak etmediği bir sonla karşılaştı.
harbi imparatorluk.
osmanlı neslinden olmayışıma rağmen tarihe baktığımda neyi görüyorum biliyor musunuz? osmanlı'yı haçlılar değil, orta asya'daki akrabaları en çok zayıflattı. hatta islam'ın bayraktarlığını yapmış bu devlete en çok müslümanlar ihanet etti. safeviler sonrasında ise araplar. ama izleri tarihten silinmedi elbet. osmanlı orta doğu'dan tasviye edildi, şimdi o yüzden hiçbirinin burnu boktan çıkmıyor. kemalizmi yüceltmek için osmanlı'ya söven sahtekarlar biraz olsun tarihlerine saygı duysunlar. çünkü kabile devletleri zalim olan tarihteki figürlerini kayırmışlardır. size kanlı olduğu kadar şanlı bir tarih bırakan bu insanlara sövmenin bir amacı olabilir o da ya islam'a düşmansınızdır, genelde öyledir zaten; ya da osmanlı çok kafanıza vurmuştur kuyruk acınız vardır. nitekim osmanlı'dan kuyruk acısı olan sahtekarları da görüyoruz, her ne kadar cumhuriyet ağızlarına sıçmış olsa da kraldan çok kralcı olurlar. nitekim kadim bir tarih kanla yazılır. kız istemeye gider gibi bir hakimiyet anlayışı tarihte hangi devlette hangi imparatorlukta var? çünkü düşman ortak. bizim türkleri anlayamıyorum elinizde islam gibi bir değer varken salak salak ideolojilerin peşindesiniz. osmanlı'ya bok atacağınıza; içinizdeki hainliği az da olsa törpüleyin belki de adam yerine konursunuz.
peşinen faşistlerimize not: ırsi olarak türk değilim. çok da bir eksikliğini görmedim. hadi eyvallah.
zamanında çok iyi şeyler yapmış olmasına rağmen kanuni sonrası dönem giderek fiyaskoya sürüklenmiştir. ve sonunda bilimin önüne öğrenilmemiş din geçmiştir. sonuçlarınada halk katlanmıştır.
emperyalist olduğunu herkes bilir. koskcoa empire/imparatorluk. değinmek istediğim konu "osmanlı sömürgeci değildi" sözü. osmanlı sömürgeci bir devlettir.
sömürge için tdk ve vikipedia ne diyor:
"sömürgecilik, genellikle bir devletin başka ulusları, devletleri, toplulukları, siyasal ve ekonomik egemenliği altına alarak yayılması veya yayılmayı istemesi, müstemlekecilik, kolonyalizm (tdk sözlüğü) sömürgeciler genellikle sömürdükleri bölgelerin kaynaklarına el, iş gücüne, pazarlarına el koyar ve aynı zamanda sömürgeleri altındaki halkın sosyo-kültürel, dini değerlerine baskı uygularlar."
1) sömürgecilik, genellikle bir devletin başka ulusları, devletleri, toplulukları, siyasal ve ekonomik egemenliği altına alarak yayılması: osmanlı yayılmacı bir devletti. başka ulusların siyasal bağımsızlığını yok etti ve bunların başına merkezden memur ve yönetici atadı.
2) sömürgeciler genellikle sömürdükleri bölgelerin kaynaklarına el, iş gücüne, pazarlarına el koyar: bunu da yaptı mı osmanlı? yaptı. yayılmacılığın sonucu olarak pazarları ele geçirdi, bazen devlet tekeli uyguladı ticarette vs.
"aynı zamanda sömürgeleri altındaki halkın sosyo-kültürel, dini değerlerine baskı uygularlar": osmanlı'da müslüman olmayanların daha fazla vergi ödemesi, çocuklarından birini devlete vermesi birer baskı değil mi?
4-5 senede bir çok çocuklu ailelerin en güçlü çocukların alıp taa başka diyarlarda savaşa götürmek bir sömürü değil mi?
osmanlı gayet de empreyalist, sömürgeci bir devletti. bunu onu kötülemek için söylemiyorum, yaratılan o "muhteşem iyi dünyanın en insancıl imparatorluğu osmanlı" mitine karşılık vermek için yazdım.
kılıçlarla savaşırken at üzerinde eline su dökemeyen askerlerin , teknolojik ve sanayi gelişimlerin yaşanmadıgı dönemlerde üstün bir tutum ve yönetim sergileyen lakin dünyadaki gelişimlerde her alanda geri kalarak bu yarışta arka saflara düşerek etkinligini yitiren bir imparatorluktur.
halkı dinini yaşamak için şeriatı isterken hiç biri yenilikçi olmamış cıkan gelişmeleri takip etmemiş , ve böylece parçalanma sürecine girmiştir.
pek bir becerisi olmayan imparatorluk.
tek şansı savaşçı türklerin toprakları içinde bulunmasıdır.
bu savaşçıları cephenin en önlerine sürmesi sayesinde kazandığı savaşlarla sınırlarını genişletmiş hazinelerle kendini geliştirmiş fakat ulaşabileceği en büyük sınırlara ulaşınca tek kazanç kaynağı savaş gelirleri olduğu için yıkılma sürecine girmiştir.
anadolu türklerini ciddi anlamda çok kullanmış ve onlara çok da eziyet etmiş imparatorluktur.
edit: beceriden kastım üretkenliktir. ciddi anlamda bilim, fikir, sanayi üreten bir imparatorluk olsa küçücük kalıp kurtarıcıya ihtiyaç duymazdı zaten.
ha islami olarak da çok islamcı bir imparatorluk olduğunu düşünmüyorum yapılanları ve olanları görünce.
pek becerisi olmayan imparatorluk. sadece 3 kıtaya hükmetmiş, nice zafer kazanıp nice kafir toprağını türk ve islam güneşi ile aydınlatmış o kadar. ne yapmış ki? evet.
en büyük becerisi, doğu roma imparatorluğu*'nun kurumlarını güzel bir şekilde muhafaza ederek, üç kıtaya hükmeden bir imparatorluğu 600 yıl ayakta tutabilmiş olmasıdır.
selçuklu mirasıyla yoğurduğu bu gelenekçiliği, ilk hükümdarlarının, özellikle de fatih sultan mehmet'in basiretinden kaynaklanmaktadır.
genel kanının aksine islamla bir alakası olmayan ancak siyasi olarak değerlendirilecek olursa başarılı bir imparatorluk.
siyasi başarıları herkesin malumu zaten,
islamla alakası olmamasının sebeplerine gelince;
- islam dini babadan oğula bir yönetim şeklini onaylamaz,
- islam dini 1 kişinin ağzından çıkanların kanun olmasını onaylamaz,
- islam dini harem sistemini onaylamaz,
- islam dini fetih sistemini onaylamaz,
- islam dini kadı sistemini onaylamaz,
- islam dini kulluk sistemini onaylamaz,
- islam dini sultanlığı onaylamaz,
- islam dini evlat katlini onaylamaz,
siz bakmayın devletin bekası masallarına, kadı hükmü masallarına, islamı yayma masallarına vs.
her ne kadar atalarımız da olsa, bizim devletimiz de olsa islamla alakası olmayan siyasi bir devlettir.
beşikteki bebeyi, görevinde başarısız paşaları, isyan eden askeri vs. boğmak veya kellesini almak islam adına değil koltuğu koruma adına yapılır, yapan günahkardır.
çünkü islam bir insanı öldürmeyen hiç kimse ama hiç kimsenin öldürülmesine cevaz vermez.
hareme 100 lerce kadını doldurup her gece biriyle olmak islam adına değil cinsel zevkleri tatmin adına yapılan bir davranıştır.
çünkü islam da evlilik esastır ( yazılı olması, şahit önünde olması gerekmez ayrıca allah'ın şahitliği yeterlidir) ve sayısı tektir.
esasen 1 erkeğin 4 kadınla evlenebilmesi mümkün olmakla birlikte çok ağır hatta imkansız denebilecek şartlara bağlanmıştır. eş rızası ve mutlak eşitlik gibi.
kaldı ki insanların mutlak eşit davranamayacağı da kuran'da belirtilmiştir.
kadı hükmü islamı değil vicdani bir uygulamadır.
çünkü islama göre aslolan kadının değil allah'ın hükmüdür.
ayrıca yine islam dinine göre kadılık denen bir sistem yoktur. yani peygamberler dışında hiç kimse allah adına hüküm veremez. en son peygamberinin ölümünün üzerinden ise 1400 yıla yakın bir zaman geçmiştir.
kadılık sistemi osmanlı sultanlarının gerek vicdanlarını rahatlatmak gerekse de halk üzerinde adalet etkisi yaratmak adına uydurulmuş bir sistemdir. zamanına göre ileri bir sistem olması yani diğer devletlere göre adil ve hızlı yargılamalar yapması islami olmadığı gerçeğini de değiştirmez maalesef.
ayrıca ferman daima yüce padişahındır. ferman karşısında kadının da boynu kıldan incedir. ferman aleyhine kararlar veremez, verirse kellesini kurtaramaz.
islamı yayma, islam bayrağını her yerde dalgalandırma adına fetihler yapma da açıkcası askere gaz verme, disiplin altında tutmadan başka bir şey değildir.
çünkü islama göre hiçbir şekilde size savaş açılmadıkca saldıramazsınız.
islami savaş her zaman savunma savaşıdır, oysaki osmanlı çöküş dönemine kadar hep saldırı savaşları gerçekleştirmiştir.
fetih kültürü islamdan değil türklükten gelen bir gelenektir.
peygamberin mekke'yi fethi bir örnek değildir, çünkü zaten mekke'de yaşayan ancak inançları nedeniyle topraklarından kovulan bir topluluğun yaşadığı yere geri dönmesidir mekke'nin fethi.
özetle;
günümüzde çokça dile getirildiği üzere osmanlı dini bir devlet değildir.
zaten temel devlet prensiplerinin hemen hiçbirinin islamla bağdaşan bir tarafı da yoktur.
siyasi olarak çok başarılıdır, 3 kıtada bayrağını dalgalandırmıştır, dünyaya hükmetmiştir bir dönem evet ancak asla islam devleti olmamıştır.
birçok başarılı türk devletinden sadece birisidir.
islam devleti değildi demişken ilginçtir: islam devletleri soy kütüklerini islam peygamberi muhammed'e bağlar iken osmanoğulları soylarını oğuz kağan'a dayandırmışlar ve bir türk sıfatı olan han kelimesini çökene değin kullanmışlardır. bu osmanlı türk değildi diyenlere de ayrı bir kapak tabi.
varolduğu dönemde, avrupa'da müslüman denilince herkes bunun türk demek oldugunu sanıyordu.
bu durumda bu devleti türk olmamakla suçlamak ayıp olmuyor mu?
osmanlı, imparatorluk değildi. imparatorluk, batı insanının büyük devlet deyince kafasında canlanan şeydir. bundan dolayı onlar her büyük devleti imparatorluk diye adlandırırlar. batılıları anlarım da, kendi devletini batılıların kategorizasyonuna göre idrak edenleri anlamam.
tarihin en büyük imparatorluklarından biridir. bir çok ulusu milleti tek bayrak altında düşüncelerine dini degerlerine zarar vermeden yöneten belkide dünyada hoşgörü insancıllık ne demek ögreten atalarımızdır.
yıkılmasaydı demokratik, çoğulcu sisteme yavaş yavaş, sindirerek, halkı dejenere etmeden geçiş yapacaktı* ve belki de günümüzde hala süper güç olmaya devam edecekti.
asimile edici ve dışlayıcı bir geçiş yaptığı için, yaklaşık 80 yıl boyunca hala krallıkla yönetilen sömürü altındaki arap ülkeleri gibi yönetilmiştir türkiye cumhuriyeti. darbelerle, türlü siyasi oyunlarla ülkenin gelişmeye başlaması 2000 li yıllara kadar ertelenmiştir.
Yikilmasaydi su an ki birlesik kralik benzeri bir yonetimle yonetiliyorduk. Buna demokrasili monarsi diyelim. Bugun nasil ki birlesik krallikta kralin kralcenin bir vasfi kalmamissa, olsaydi osmanlida da padisahin bir vasfi kalmayacakti.
tamam biz de çok zeki insanlar değiliz ama tarihten bahsederken şöyle olsaydı/olmasaydı şeklinde konuşulmayacağını cümle alem bilir. siz neyin kafandasınız?
kendi varisleri tarafından tehdit olarak görülüp tarihe terkedilmiş bir imparatorluk. cumhuriyet'in ilk yılları için anılması tehlikeli görülmüş olabilir ama bence bugün bu devlete dair izlerin üzerine işemeye çalışmak çok saçma. sistemi olan, bilmem kaç milyon metrekarede hüküm sürmüş, devlet geleneği köklü bir yapıyı incelemek tarih severler için çok büyük bir nimet. kıymeti yurtdışına çıkılınca bir nebze anlaşılıyor. herif üç kuruşluk tarihini ballandıra ballandıra anlatırken biz modernizme kadar tarihin her devrinde iz taşımamıza rağmen kem küm.
iddia edildiği gibi mevcut krallıkla yönetilen, sömürü altındaki doğu ülkeleri gibi olmayacaktı. aksine bu şekilde, tarihini ve özünü inkar eder bir geçiş yaptığı için yaklaşık 80 yıl boyunca o bahsi geçen ülkeler gibi yönetilmiş ve modern ülkelerden oldukça geri kalmıştır. darbelerle siyasi hükümetler devamlı yıkılmış, demokrasi gelişememiş, ülke dış güçlere peşkeş çekilmiş ve daima sömürü altında yaşamıştır türkiye 80 yıl boyunca.
resmi kayıtlarda kuruluşu 1299 olarak geçse de, beylik olarak 1302 yılında koyunhisar savaşı'ndan sonra kurulmuştur. başta 40 çadırlık bir aşiret olduğu söylenir. çevre beyliklerle barış politikası izleyerek hem onlardan kız verme yoluyla toprak satın almış, hem de bu arada bizans yönünde sınırlarını genişleterek islam dünyasının desteğini almıştır. bu sayede diğer beyliklerden daha kalıcı olmuşlar ve hepsini tek çatı altında toplamışlardır. uzunca bir süre fetih politikasıyla avrupa sınırlarını zorlamış, orta çağ boyunca zaferden zafere koşmuştur. fethettikleri yerde insanların inanış ve yaşam biçimlerine müdahale etmeyerek olası isyanların önüne geçmiştir. gelin görün ki teknolojinin gelişmesi ve osmanlı'nın bu olaya tam olarak adapte olamaması yıkımına zemin hazırlamıştır. askeri alanda kaybedilen her mücadele, masabaşında 2 misliyle zarara uğratmıştır devleti. tımar sistemi çürümeye yüz tutmuş, yolsuzluklar artmış, padişahların bir kısmı şahsi menfaatlerinden başka şeyi umursamaz hale gelmişti. hal böyle olunca doğal olarak bir otorite boşluğu oldu ve imparatorluk yıkım sürecine girdi.