Hazreti Ebû Bekir: "Mal hırsızlarda, silah sokakda, karar acizlerde olursa, orada düzen bozulur."
06 Eylül 2012 Perşembe 14:18Bu haber 675 kez okundu
Savaş uçağı denize düşürülüyor, helikopter yamaçtan yuvarlanıyor, asker dolu sivil minibüs uçurumu boyluyor, Foça'lar, Antep'ler, Şemdinli'ler ve Beytüşşebap'lar birbiri ardına geliyor, askeri taburlara gündüz gözüyle saldırılar düzenleniyor.. Artık şehit sayılarını takip edebilmek için neredeyse güçlü bir hafıza gerekiyor. Hatay - Urfa hattında ne idüğü belirsiz silahlı gruplar cirit atıyorlar.. Dün gece Afyondaki cephanelikte meydana gelen patlama ise, hiçbir bahane ve sebeple açıklanamayacak derecede tam bir facia ve fiyaskodur..
Tüm olup bitenlerin sorumlusu mevcut hükümet ve onun emrindeki asker ve sivil bürokratlardır. Gelinen durum, ayan beyan milletin ve topraklarımızın, artık korunup, gözetilemediğidir..
Türkiye'nin yazgısı, başka ülkelerin çıkarlarına ve hükümetteki partinin kişisel menfaatlerine bağlanmıştır..
Bağımsızlığımız, onurumuz ve güvenliğimiz ileri derecede tehdit ve tehlike altındadır. Yurtseverler, onur bayrağını dalgalandıramadığı sürece de, zafer kazanmak olası değildir..
Hazreti Ebû Bekir, sanki Türkiyenin bu halini anlatıyor: "Mal hırsızlarda, silah sokakda, karar acizlerde olursa, orada düzen bozulur."
Afyon şehitlerimize Allah'tan rahmet, acılı ailelerine başsağlığı ve sabırlar dilerim.
Osman Pamukoğlu
Hak ve Eşitlik Partisi
Genel Başkanı
bir kaç klavyesi sağlam counter strike mastürbatörünün utanmadan başımıza mareşal ilan ettiği, terörün en had safhada olduğu yıllarda üstün cesaret madalyası alması ile övünen, bugün terörün bu hale gelmesinde çok büyük rol oynayan, bu işi kan ile çözebileceğine inanan, oy oranına bakılırsa siyasette on başı bile olamayacak eski tsk paşasıdır.
aslanım, siyasette mareşal görmek istiyorsan referandumlar dahil son 7 seçime bakacaksın!
siyasi görüşüm itibariyle bana en uzak noktada duran eski paşa, yeni siyasetçidir. bu başlık altında da bunu defalarca yazdım, neyse...
ancak bugün geldiğimiz noktada söylediği bazı şeylerin neredeyse tartışmasız doğrular olduğunu Görmemek için kör ya da akılsız olmak gerekiyor. "Kürt sorunu" diye adlandırılan şeyin siyaseten çözülmesi gerektiğini savundum hep, o zamanlar insanlar vatan haini gözüyle bakardı bunu savunanlara. Ancak diğer bir gerçek de bu sorundan bağımsız noktalarda da hareket eden pkknın yarattığı terörün durdurulması gerektiği. Bunun çözümü de ancak Osman pamukoğlunun yıllardır savunduğu özel harekat yöntemleriyle mümkün olabilir. Mevcut askeri yapılanmanın dağda büyüyüp, elinde silahla yaşayan teröristlerle ancak büyük harekatlarda baş edebileceği gayet ortada. Ancak pkk büyük harekat yapılabilecek blok bir askeri güç değil, dağınık silahlı kuvvetlerden oluşuyorlar. Bu askeri yapılanmanın da bununla baş edemeyeceği herhalde 30 küsür senede anlaşılmıştır.
Osman pamukoğlu siyasetin içinde olmalı, başkanlığını yapmadığı bir siyasi partide yer almalı. Görüşlerine baş vurulmalı, deneyimlerinden yararlanılmalı. Ama Osman pamukoğlu paylaşımcı bir danışman kimliğine bürünemiyor bir türlü. Emir veren, liderlik yapmak isteyen, tek sözü kendisi söyleyen görünümünden kurtulamadığı için de hiç kimse kendisine yaklaşamıyor.
Evet Osman pamukoğlu siyasetin bir kademesinde yer bulmalı kendine. Ama bu duruşla çok zor!
resmi sitesinden yayınladığı kamuoyu duyurusunda hz ebubekir den " Mal hırsızlarda, silah sokakda, karar acizlerde olursa, orada düzen bozulur " sözünü kullanan pkk avcısı, hepar ın başındaki siyasi lider.
rte'ye ayar vermenin diyetiyle karşı karşıya gelen adam gibi adam. kendisi hakkında 2 haftadır beyaz tv'de yapılan akıl almaz iftiralar hala devam etmektedir, öyle ki az önce rok tarafından pkk'yla işbirliği yaptığı bile ima edilmiştir. pes artık!!!
"Bekara karı boşamak kolay" sözünü hatırlatan emekli komutan. Öyle "özel birlikle PKK'yı şu kadar günde bitiririz" laflarına kimse inanmaz. Hala 90'lardaki kafa... Birader, BDP'nin bölgedeki her şehirde %40'ın üzerinde oy aldığının farkında değil misin? Sen dağdakileri öldürünce yerlerine yenileri gelmeyecek mi sanıyorsun? Umarım kazara iktidar falan olmazsın. Memlekette harbiden iç savaş çıkar sonra.
Türkiyenin hali, rüzgarın bulutları önüne katması gibi..Ülke, karanlık ve sıkıcı bir geceden farksız..
Gürültü eden kıpırdıyordur.. Kıpırdayan oynaktır ve sağlam değildir. Donmamış sıvıdır; ağırlığa dayanamaz.. Trakyalılar, binlerce yıl evvel, buz tutmuş bir ırmağın üstünden geçmeden önce, onun donup donmadığını anlamak için, önden bir tilki salıyorlardı. Tilki, ırmağı geçmeye başlamadan, buzlar üzerine kulağını dayar ve sesi dinlerdi. Gürültü duyarsa, tehlike ve risk var diye ırmağın üzerinden geçmeye kalkmaz geri dönerdi! Tabii ki tilki, bunu Traklar için değil kendisi için yapıyordu..Tehlikeyi görmek, sezmek ve önceden fark edebilmek; tilki de bu yetenek ve zeka halen var!..
insan yetindiği zaman, bu ya aklın azalmasına ya da yorulma ve usanmasına işarettir. Güçlü bir akıl kendiliğinden durmaz. Her zaman ister ve kendi gücünün ötesini arar. Eğer ilerlemezse, zorlanmazsa, çarpmazsa, o zaman yarı canlıdır; peşine düştüklerinin sınırı ve şekli yoktur. Onun besini, hayrete düşmektir, belirsizliktir, avdır..
Hep sallantıda kalan insandan daha korkağı yoktur. Bir kez düşmek çok daha iyidir. Şu bilinmelidir; zamanın etkili gücü bedeni parçalayacaktır. Yaşam sana aittir, çok akıllıca kullanılmalıdır, bir gün toprak, gölge, boş bir söz olacaksın..Gelecek nesillerin hatıralarında kalacak kadar büyük işlerin içinde olunmadığı sürece de ha olmuşsun ha olmamışsın,kimin umurunda?.
Yürekli insan olmak, kol ve bacak işi değildir, cesaret ve sağlam ruh işidir.. Hiç bir şey yapmamak, her konuda en büyük tehlikedir..Bir insanın düşünme gücü rehin veya satın alındığında o, ya bütünlüğünü yitirir, ya az özgür olur, ya da kaçınılmaz nankör olur..Ruhsal istek ve sağlamlık her şeyin özüdür. Ruh gevşek ve az dirençliyse üzerine bir şeyler basmak daha kolaydır ve bu insanlar her duyduklarına kolay inanırlar. Yargılama gücü ve içtenlik olmadan doğru yol kestirelemez.Ruh korktuğu sürece rahat yüzü de görmez..
Baş eğen, zayıf toplum, büyük saygı göstermeye ve korkuya daha açıktır. Tam insan, savsaklama ile korkaklık arasında gidip gelmez. Özgürlüğün gerçek mutluluk, cesaretin de özgürlük olduğunu bilir.. Yüzyıllar boyunca itaat eden toplumlar da, itaat alışkanlık haline geldiğinden, hak aramayı öğrenemezler, yolunu da bilmezler..Güçlü bir fikre veya kitle hareketine ancak ölüm kalım meselesi olduğunda değil, hemen kulak verilmelidir..
Türkiyede politika, günlük heves ve halkın basit çıkarlarına göre siyaset yapmak, rüşvet, adam kayırma, devlet gelirinin yağmalanması, yeteneksiz insanların çok önemli mevkilere getirilmesi, tutarsızlıklar, laf ebeliği ile sürüp gitmektedir. Acı ve açlık, iyi birer öğretmendir ama, bunlar da henüz halka, yetti artık dedirtecek etkiyi sağlayamamıştır..
Gelecek üzerine kaygılı olan akıl, kötü haldedir ve çare arayışına girer. Ancak, kavrayış yoksa, bilgi de bir işe yaramaz.. Türkiyenin hali, rüzgarın bulutları önüne katması gibi..Ülke, karanlık ve sıkıcı bir geceden farksız..
Siyasetin Sefaleti isimli bu kitap, Türkiyenin son dört yılında olup bitenleri gözler önüne sermektedir. Halen yaşayanlar ile gelecek kuşakların da geçmişte Türkiye Cumhuriyeti Devletinde nelerin olup bittiğini öğrenebilmeleri için yazılmıştır.. Herkes ve her şey gelip geçicidir, kitaplar hariç..
Günlerden bir gün, Diyojene bir yurttaşı selam verir. Diyojen selamı almaz ve onu görmemezliğe gelir. Adam gider, Diyojenin yolunu keser ve selamını neden almadığını sorar; Diyojenin cevabı hazırdır: Böyle acı çekerek yaşayan ve kurtulmak için hiç bir şey yapmayan birine selam yok!
Osman PAMUKOĞLU
Hak ve Eşitlik Partisi
Genel Başkanı
DiPNOT:
Bu metin, Osman Pamukoğlunun Siyasetin Sefaleti adıyla iki ay içinde yayınlanacak olan, dokuzuncu kitabının özsözüdür..
--spoiler--