dilimize sahip çıkalım, türkçe giderse türkiye gider diyen, ironi dolu bye bye türkçe yazarı. bunla beraber götünden uydurduğu saçmasapan kelimelerin hesabını kendisine kim soracak? adam 26 sında prof. olmuş, götünden atıyorsa da bir bildiği vardır diye mevzuya yüzeysel bakabilme mecburiyetinde olanların ağzı açık okuduğu sivrizeka. hesap, kitaba ara verip sosyal konulara el atması kafa ...mekten başka bir herzeye yaramayan albino.
ayrıca son 300 yılın en genç profesörü hebele hübele deyip şaşan ergenlere abi notu: robert julius oppenheimer 23 yaşında prof. oldu. *
"Türkçe giderse, Türkiye gider! Yabancı dille eğitim ile Türkiye gider! " diyen bilim ve düşünce adamı... laf olsun diye yazılmamıştır, ciddi ciddi "adam"dır .
röportaj yapılması zor olan insanlardan. zira Türkçe'ye olan bağlılığı ve savunuculuğu karşısında gazeteciler zor anlar yaşamaktadır. sıkı bir milliyetçidir. güzel insandır ve kitapları mutlaka okunmalıdır.
bir dönem ülkenin gidişatını iyi görmediği için öncelikle türkçe deyip türkçe'yi kurtarmaya calısan daha sonra olayın tüm yönleri ile ele alınması gerektiğini düşünüp her alanda yapılması gerekenleri ifade etmeye baslyan gerçek profesör bilim ve gönül adamı. şimdi pek ekranlar cıkmıyormus gibi gelse de işin aslı cıkartılmıyor oldugudur. ülkenin gidişatı hakkında fikirleri verdiği, neler yapılması gerektiğini halka halkın dilinde anlattığı için ülkeyi idare edenlere tehlikel geldi herhalde. önce zekeriya beyaz'a yaptıkları gibi medya sarlatanı yapmak istemişler hoca bunu farkedip 3 ay yurtdısına cıkınca da deli muamelesi yapmışlardır. güzel ve dünyayı sarsacak bir proje ile geldiğini haber vereyim. *
26 yaşında yale üniversitesi'nde profesör olmuş, iki kez nobel'e aday gösterilmiş; matemetik, moleküler biyoloji, fizik, astrofizik, nükleer fizik gibi alanlarda dünyada adından söz ettirmiş türk bilim adamı. yıldız teknik üniversitesi hocası.Türkçe'nin bilim dili olması için mücadele eden bilimadamı.
--spoiler--
aklınızı geliştirmek için bilime, bilimizini geliştirmek için matematiğe, gönlünüzü geliştirmek için de türkçe ye sarılın. sizin de düsturunuz, benimki gibi bilim + gönül olsun.
--spoiler-- *
Değeri maalesef öldükten sonra anlaşılacak çok değerli kişidir.Çok güzel tespitleri ve bunlara bağlı olarak da fikirleri vardır.Her Türk gencinin kitaplarını okuması gerekir ama nedendir bilinmez basın-yayın organları tarafından pek ön planda tutulmaz.Kimya profösörü olmasına rağmen dil üzerine yaptığı çalışmalarla kendisini tanımaktayız.
(bkz: Bu adam çok zeki ya)
--spoiler--
Türkiye'de yabancı hocalara çok değer veriliyor.Sebebi sadece yabancı olmaları.
Amerika'da benim odamın kapısını çalmaya bile cesaret edemez o adamlar.
--spoiler--
Diyerek göğsümüzü kabartmıştır kendisi.
gurur veren türkler programında, sunucu bülend özverenin kendisine yönelttiği "ülkemizde fizik kimya biyoloji alanında nobel ödülü alabilecek kimse var mı?" sorusu üzerine
sözlerini zikreden, programın sonunda ise aşklarını allah aşkımillet aşkıbilim aşkı olarak tanıtan gerçek bir pir*, gerçek bir vatansever.
mütevazi olmak böyle bir şey de dedirtir insana.
Oktay Sinanoğlu son üç yüz yılın en genç profesörüdür. Yirmi altı yaşında Yale üniversitesinde profesör olmuştur(kimya profesörü). Moleküler biyolojinin dünyadaki ilk profesörlerindendir. Kuramsal fizik, fizik, matematik alanlarında önemli çalışma ve buluşlarının yanı sıra sosyolojik olaylarla da ilgilenmekte ve konularla ilgili detaylı araştırma ve gözlemler yapıp bunları yazdığı kitaplarla paylaşmaktadır. Son kitabı ilerisi için de bunun en önemli örneklerinden birisidir ki herkese okuması için okuyan biri olarak tavsiye ederim. Oktay sinanoğlu her bilim için temel koşulun(hukuk için bile)matematik bilmekten geçtiğini söyler. Ayrıca Oktay sinanoğlu gönlünüzü geliştirmek istiyorsanız türkçe ile ilgilenin der ve türkçenin matematiksel özelliğinden dolayı çok önemli bir bilim dili olduğunu savunur.
ana dilimize bir an önce sahip çıkmamız gerektiğini bize aşılamaya çalışan yazar. bu adam türkiye'nin ve türkçe'mizin gelecekte nasıl bir hal alacağını çok öncelerden farketmiş ve bizi yazdığı kitaplarla uyarmaya çalışmıştır. bilgedir. taktir edilesi bir kalemi vardır. ayrıca bazı üniversitelerde kimliği ve yazdığı kitaplar vize konusu olur.
konferansına gelen yabancıların sinanoğlunun ağzından çıkan her kelimeyi simultane tercümeyle laptoplarına ekledikleri, aynı anda bizim türklerin de browniyi yerken ağzıma burnuma bulaştımı diye aynayla kontrol ettikleri tarafımca görülmüş, her daim karşılarında komplekse girdiğimiz ecnebilerle aradaki uçurumun yakınından aşağı söyle bir bakılmıştır.
Gelmiş geçmiş en büyük Türk bilim adamlarından biridir. Son dönemde Türkçenin yozlaştırılmasıyla ilgili demeçleri ve kitaplarıyla gündeme gelmiştir. Batı'nın anlayışını tanımış bir insan olduğu için hak vermek gerekir. Kültürel yozlaşma ve sömürünün dilden başlanarak gerçekleştirilmesi söylemi doğrudur. Çünkü dil kültürün temel direğidir. Dilin yozlaşması, öz kimliğini yitirmesi edebiyata yansıyacak ve kültürel özden yoksun bir toplum belirginleşecektir. Yıllardır doğru dürüst kimsenin bu konulara el atmaması Oktay Sinanoğlu'nu bunlara yöneltmiştir diyebiliriz. Neyi yapmadığına değil neyi yaptığına bakmak daha doğru olur. isterse Moda'daki evinde sabah kahvaltısı eşliğinde çayını içer ve bütün gün deniz sefası yapabilir.
Gönül gibi kelimelerin batı dillerinde karşılığı yoktur. Çünkü batıda böyle kavramlar hala yoktur. Derin, eski kültürleri olan Asya milletlerinde vardır.
Batı bu eksikliğin acısını bugün bol bol çekiyor. Sanayide ilerlemiş, madden zenginleşmiş olmalarına rağmen batının insanları ve toplumları huzursuzluk, mutsuzluk içindedirler. Sözün kısası, Osmanlıca''dır, diye ''hikmet'', ''rahmet'' gibi sözcükleri atmak çok şey kaybetmemize yol açar.
Halbuki biz kendi insanlık hasletlerimizi korumakla kalmayıp bu zavallı batıya da onları öğretmeliyiz. Hele Türk dilinin unutturulup, ulusumuzun Anglolaştırılması oyununa kurban gidersek, gençlerimiz yabancı dilde, misyoner tipi okullarda yetişmeye devam ederse gönül gibi sözcüklerle birlikte gönlümüzde gider. *
bazı dediklerine kendisinin bile inanmadığı, bunları zorunluluktan söylediği havası rahatça sezilebilecek adam.
kullandığımız birçok yabancı kökenli kelimenin türkçe karşılığını kullanmamızı söylüyor. doğru doğru olmasına,
ama kullandığımız o kelimelerin dillere pelesenk olduğunu, uygun bir türkçe karşılığı bulunmazsa kimsenin kolay kolay türkçelerini kullanamayacağını unutuyor. otomobil mesela.
karşılığı oturgaçlı- götürgeç . bunu kimse kullanmaz.daha
bunun gibi yüzlerce örnek var.
bi de bilgisayar gibi hayatımıza giren bir kelime var.
kimse buna "computer " demez ülkemizde. çünkü gümrükte, bu cihaz ülkemize girmeden ismini koymuşlar. hem de çok net akılda kalıcı hoş bir şekilde. sinanoğlu da aslında bunu biliyor. bu kadar çok yabancı kelimeyi kullanmamızın bizim dışımızdaki nedenlerden, sorumsuzluklardan kaynaklandığını. ama kendine bile itiraf etmekten çekiniyor nedense..
evet onun dediği gibi türkçenin üzerine titremeliyiz. bunun için uğraşıyor ama bazen ifrata kaçıp komik duruma düşüyor. acı olan da bu. en kötüsü de bu savaşını yürütürken kendisine yandaş kazanmak, insanları ikna edebilmek için tatlı dilli güler yüzlü olması gerektiğini unutuyor. nefret ve kinle yürütüyor mücadelesini. yeni neslin onun ismi geçince kendisinden öcü gibi korkması da bundan dolayı işte. umarız bu mücadelesinde sevgi yolundan
ayrılmaz.
bilimsel geçmişinin tartışılamayacak, herkes tarafından saygıyla kabul görecek şekilde ortada olmasının verdiği rahatlıkla, hal ü harekatına önem vermeden, dalgaya alınma korkusu yaşamadan -açıkçası tiye alınmak çok da umrunda değildir- 'vatandaş'ın yanı sıra,'haso' ve 'reşo'ya da hitab etme derdinde olan, halkın anladığı,sevdiği bir münevver...
dil meselesinde;
- eski türkçe - arı türkçe kavgasında, ideolojilerin at gözlüğünden bakmadığı için çok doğru bir noktada duran, hissiyatımızı,fikriyatımızı,medeniyetimizi üzerlerine bina ettiğimiz kelimeleri atmayan, dışlamayan; fakat yabancı kelime istilasına karşı da dilimizin o müthiş türetme gücüne dikkat çeken, gerektiğinde yeni kelimeler türeten,
- anlattıklarının bilimsel tavırla değil (anlattıkları uydurma ya da yanlış olduğundan değil; tarih, millet bilinci vb. konularda bilgiden çok duygular önemlidir) , gönülle dinlenilmesi gereken, her şeyden öte Türk'e Türkçe sevdası aşılayan devşirilmemiş bir Türk...
konuşmaları ayaküstü gırgır tadında geçen, ve bu keyfi yaşayabilmek için ulaşım ve konaklama masraflarını karşılayıp bikaç bin dolarcığı gözden çıkarmanız gereken tuluat sanatçısı..