kusana kadar yemek istediğim, uğruna ölünesi mükemmel şokola. bir gün yerken burun deliklerimden gelecek ya da mutfakta ağzım yüzüm nutella içinde elimde kaşıkla ölü bulunacağım diye korkuyorum.
askerdeyken kendisine olan hasretimden dolayı rüyalarıma giren güzellik...
bir defasında kendimi eğitimde koskoca bir nutella akıntısı üzerinde sürünürken görmüştüm, dahası oradan çıkıp nutella üzerinde şınav çekiyor, her şınavda yerdeki nutelladan hüp diye yalıyordum.
üstelik askerliğim boyunca ne sürünmüştüm ne de şınav çekmiştim. ertesi gün çarşıya çıkınca kendime yarım kiloluk şenerella alıp ishal oldum. zira nutella bulunmuyordu bakkalda...
bildiğin çukulata.
sarelle'nin adını nutella yap sat, nutella böyle güzelciler, nutella şöyle güzelciler afiyetle yer. ama işte gavur malıya, bir de belli bir sosyetik düzeye ulaştı bu pahalı kavanoz o yüzden herkesler hayran.
çikolataya çukulata demeyi beceren ulusalcıkların biricik düşmanı. yiyecekten bile "gavur özentiliği" çıkarabilen bu zihniyet kıçında levis kotla gezip ağzından marlboro'yu düşürmez. e tabi bir de vatan, millet ayaklarını...
zaten camel paketine samsun koy sat, şahin'in adını bmw yap ooof off. hayranız bu ilkokul seviyesinde vizyona!
gecenin 3ünde arkadaşı uykusundan kaldırıp mutfağa götürebilecek bi şeydir o. ya sonrası...
uykulu gözlerle buzdolabı açılır, nutella alınır ve yemeğe koyulurken elinden kayıp gidiverir nutella yere saçılır cam kırıkları. oysa ki uykulu gözlerin cam kırıkları umrunda değildir, o nutelleyı kurtarma peşindedir. ancak dağılmış sinsi cam kırıkları, üzerine basacak ayakları gözlemektedir. ve nihayet o ayaklardan biri basar üstüne sinsi camların. ve gecenin 3 ünde yarılmış kanlı ayakla nutella sever genç çığlıklar eşliğinde eşi vasıtasıyla 5 dikişi yer hastenede ayağına... ama bu olay bile onu nutella aşkından alamaz... nutellayı sever, sevdirir...