iyi yönetmen, kötü adam.
benim gözümde nuri bilge ceylan budur.
bugün tiyatro,sinema gibi sanat şubelerine dükkan açan emek düşkünü beyaz ilericilerden sadece birisi.
ama adam işini iyi yapıyor, bu inkar edilemez. işini iyi yaptıkça ego bulutları daha çok kabarıyor, ben de onu sevmez oluyorum.
kendisini eşsiz, kahraman zanneden bu adamdan "bizim yalnız güzel ülkemizde" o kadar çok var ki.
siyaset dünyasından üniversitelere, medya dünyasından elçiliklerimize kadar bu adamlarla doluyuz.
güzel bir eşi, iyi bir kariyeri, güçlü kültürü olan, türkiye'nin 3.dünya ülkesi olduğuna inanan ve ülkesine acıyan temiz(!) yürekli adamlar.
bazıları bize o kadar yabancılaşmıştır ki artık namazın beş vakit olduğunu bile unutacak kadar!
mason derneklerine girerek iyi bir çevre edinerek yükselir, tutunurlar başarı basamaklarına. başardıkça daha fazla inanmaya başlarlar kendilerine, türkiye'nin 3.dünya ülkesi olduğuna daha çok inanmaya başlarlar.
onlar türkiye'nin modern jön-türkleri!
neyse konumuza dönelim. nuri bilge ceylan iyi yönetmendir, başarılıdır falan.
onun başarılı yönetmenliğini bir zamanlar anadolu filminde izlersiniz.
bir elmanın küçük bir derede ilerleyişi, gece yaprakların çıkardıkları hışırtılar, bir cesedin katılaşmış kabuğu.
sinema adına büyük başarılar izlersiniz.
ama eser, müessir hakkında bilgiyi her zaman haizdir.
ne kadar da güzel bir kız! anadolu'nun bir köşesinde, zamanın yıpratmasıyla eskiyip gidecek, ne kadar da yazık!
haklıdır ama kalpsizce haklıdır.
oysa ne kadar çok güzel ve yakışıklı yüz zamana dokunmadan yitip gidiyor farkedilmeden. daha derin bir düşünceyle, ölecek olan insanlara, insana ne kadar da yazık. aslında hepsi çürüyen bir organizmadan başka bir şey değil!
insan eşyaya materyalist bir anlayışla yaklaşınca, aslında özünden ne kadar uzaklaşıyor, ne kadar yabancı ve kalpsiz oluyor farkında mı? aslında büyük ödüller, daha fazla, daha fazla ve daha fazla alkış, ego tatmini!
nuri bilge ceylan gibilerini işte ben böylece düşünüyor ve algılıyorum. yaptıklarının gözümde zerre kadar bile bir değeri yok.
kendisine ve insanı insan yapan değerlerden uzaklaştıktan sonra ne farkeder?
Türk sinemasının son dönemdeki en iyi yönetmenlerinden biridir.
Son filmi olan "bir zamanlar anadolu (once upon time in anatolia) cann film festivalinde juri özel ödülü almıştır.
yargı akademi'nin son deneme sınavındaki güncel genel kültür sorusunun doğru şıkkı *
cannes film festivali'nde ödül almış 'bir zamanlar anadolu'da' filminin kime ait olduğu sorulmuştur. çoğu kişiyi telaşlandıran soru, bana oh dedirtmiştir zira vatandaşlık sorularıyla terledim.
son filminden sonra (bkz: bir zamanlar anadolu' da) bütün filmlerini izlediğim ve Türk Sineması' nın kazandığı ancak ilgisizlikten hemen kaybettiğini düşündüğüm nadide yönetmendir.
berbat bir tarkovski kopyası yönetmen. bu adamın filmlerini mükemmel diye niteleyenlerin acilen ruh ve sinir hastalıkları hastanesine yatırılması gerekiyor.
muhtemelen sergio leone den esinlenerek çektiği ''bir zamanlar anadolu'da'' dan sonra muhtemelen önümüzdeki bir filminin adı ''bir zamanlar türkiyede'' olacak olan yönetmen.
filmlerinde bir eksiklik var. sürekli nedir diye düşündüm. insan yok. ben filmlerde insan, insan sevgisi ararım. ama onda yok. sıkıcı, yavaş ilerliyor diyor filmlerine. angelopoulosa da öyle diyorlardı. iyi de nbc angelopoulosla karşılaştırılamaz bile. onun filmlerinde insan var ama. o yüzden angelopoulos hatırlanacak nbc`nin hatırlanması zor ama.
koza hariç tüm filmlerini ikişer üçer kere izlediğim son derece başarılı yönetmen.
edit: smokin olayına dair hiçbir filmini izlemeyenlerden yorum alalım.
-sineması iyidir... cidden iyidir bak bi başla göreceksin.
+adam giyinmeyi bile bilmiyo.
-sinema diyorum.
+orda smokin giydi burda bizi önemsemedi.
-uzak var uzak izledin mi onu?
+hırkanın içinde kayboldu.
-sine...
+hırk... simok...
-....
+....
yaptığı ''işe'' bu kadar kayıtsız kalındığı halde cannes da şairane bir şekilde dillendirdiği ülkesinde çıktığı bir ödül töreninde 'hırka' giydiği için eleştirilen yönetmen, senarist.