gaziantep mitinginde 7 metre enindeki yolu bile kapatamamış topluluğa seslenerek ne kadar oyu alacağı belli olan parti lideri. topluluğun dörtte birine yakınının polis olması ise ayrı bir ayrıntıdır.
babası alper taş'a iyisiniz hoşsunuz da alnınız secdeye değmiyor bir de değse kimse sizi tutamaz demiş. ben de bu adam için buna benzer bir şeyi söylüyorum
; numan kurtulmuş'un ve bu çevrenin alnı çok fazla sacdeye değiyor. biraz az değse çok şükela olurdu.
nur yüzlü olmasına ragmen akp varken dindar seçmenden oy alamayacak şahıs. az önce teke tek programında izledim kendisini tabi numan kurtulmuşu izlemek için açmadım fatih altaylının programını ailemizin komedyeni ünlü paşamız osman pamukoğlu reyizi izlemek için açtım. tabi onu beklerken numan kurtulmuş'u dinledim biraz. adam mantıklı konuşuyor, sanırım egitimini almış para konusunun ama şunu unutuyor bizim insanımız mantıklı konuşanı falan sevmez boş bu işler yani.
yakinen tanımıyorum ama yeşil sosyalist erbakan'a öykünüp diğer taraftan onun kadar radikal olamadığı için yeşil sosyal demokrat olmaya oynuyor gibi bir his bırakmıştır hep bende.
islamiyet ama diğer taraftan da medeniyet, çağdaşlık falan böyle kendince bi sentez intibası uyandırıyor teketek'i az sonra izleyeceğim bakalım ne kadar tutturmuşum.
fatih altaylı'nın teke tek programında "körü körüne ak partiyi eleştireyim belki oy toplarım" hatasına düşmüş siyasetçi. tamam dürüsttür, pozitivisttir ama deniz baykal, kemal kılıçdaroğlu ve devlet bahçeli'den hiç ders almamıştır.
katıldığı programda ölen 12 pkklıya " 12 genç " diyerek takdirimi kazanmış lakin faşistlerin " terörist o terörist " maillerinden kurtulamamış gelecegin başbakanı.
bi boş bırakmıyorlar ki adamı konuşsun konuşsunda parçalanan kutuplaşan ülkeyi bölgeyi ortadoguyu birleştirmek için adım atsın. meydan erdogana kalmış resmen, arada sırf oylar bölünsün diye çıkarıyorlar adamı o da elinden geldigince reddetmiyor bu davetleri. niye reddetsin başka şansımı var.
an itibariyle star tv de uğur dündar'ın sorularını yanıtlıyor ve gerçekçi tespitleri ile yine takdirimi kazanmıştır kendisi. sıradan bir vatandaşım bir oyum var elimde, onu da sana vericem numan başgannnn !!! eğitimde fırsat eşitsizliğine çokça vurgu yapmıştır kendisi.
eğer söylemlerinde çok sertleşmez, kapıları kapamazsa geleceğin müstakbel başbakanıdır. recep tayyip erdoğan'ın birdaha aday olmadığı seçimlerde ufukta gözüken liderdir.
bana gerçekten çok yakın olan bir isim. babam eskişehir'in tanınmış siyasetçilerinden ve artık has parti'de. eskişehir'e geldiğinde, muhabbet ederiz, konuşuruz. bir entrymde yazmışım, böreğini böldü diye. geçen yaz haziran aylarında ise birlikte kiraz yemiştik kerata ile. ehehe. onu bunu bir yana bırakalım, objektif olalım, gerçekten şimdiki siyasetçiler arasında en dürüstü. veya en dürüst gözükeni.
devrimci daha doğrusu koyu solcu arkadaşlarım var, hepsi o adam çok iyi konuşuyor diyor. yani sağcılar söylesin tamam da solcular da sağcılar ile aynı fikirdeyse burada bir gerçek var. ha tabi kullanılıyor o ayrı. ak partinin oylarını bölebilecek kişi olarak gözüküyor.
şimdi sokakta sorsan, "numan kurtulmuş nasıl bir lider?" diye. çoğunun cevabı pozitif olacak. ama alabileceği oy türkiye genelinde %5 olursa iyi. hele eskişehir'de %2. bu adaylarla öyle gözüküyor eskişehir için. herkes, chp iktidara gelmesin akp'nin oyları bölünmesin ama numan kurtulmuş iyi düşüncesinde. peki herkes birden hareket etse de has partiye verse ne olur? yine chp'yi geçer. işte milletimizin kötü huylarından birisi malesef.
aslında babamla benzeR çok yönleri var. siyaset olarak. sadece babam genel başkan değil o kadar. belki de bu adamı bu yüzden seviyorum. ikisi fp ve rp'deki şerefsizlere rağmen ayakta kalabilmiş siyasi kişilikler.
aslında daha çok var söyleyeceklerim de noktalayım burada.
edit : sevmediğim yönlerini yazmayı unutmuşum,
kürtlerle sorunum yok ama o kesime çok fazla yüz veriyor. sanırım doğu'dan oy alabilmek için. zaten müslüman sol olarak tanımlıyor kendisini ve partisini. ama bu gidişle milliyetçi duyguları kabarık olan kesimin oylarını alamayabilir. bazen katılmıyorum kendisine.
hiç siyasetçiye benzemiyor. efendi, sağduyulu, hoşgörülü. saadetin başında kalsaydı barajı aşma şansı yüksekti. ama nedense her seçim öncesi olduğu gibi tuhaf olaylar cereyan etti ve bölündüler. yazık siyasette bu kadar seviye düşükken mecliste olmasını isterdim.
onurlu bir insan izlenimi veriyor. şovenist bir yapısı yok, partisinin programı son derece insancıl ve vicdanı olan herkes programı okuduğunda muhakkak bu insanı kafasında bir yerlere yerleştirir. belki de en sert ve doğru eleştirileri yumuşak bir üslupla, anfide öğrencilerine ders verir gibi anlatıyor, götürülerinin farkında olmasına rağmen. her şeyden önce bilimadamı, bu ülkenin belki de en büyük probleminin, yabancılaşmanın farkında. farklı çözümler düşünsek de belki de, empati yeteneğinin had safhada olduğu belli. insanların daire daire kamplara bölündüğü şu memlekette de çıkış yolunun birleşim, saygı olduğunun farkında. yapmış olduğu sentezle, insancıl görüşleriyle, her şeyin önünde insan vardır deyişiyle belki de bu ülke şartları için doğru panzehirlerden birisidir. kendisi hakkındaki görüşlerimi sadece belki ileride rte efendi köşke çıktığında altında olma ihtimalinde başka düşünüp başka konuşan biri olarak adlandırarak değiştirebilirim, ki zaten kendisinin daha önce ak parti'den gelen teklifleri reddettiği malum. velhasıl, sokağın farkında, yandaşını, çıkarını koruyanı değil sokaktaki insanı, onun özgürlüklerini, kendini gerçekleştirebilmesini, görüşlerini dile getirmesini düşünmektedir bu iyi niyetli insan.
"Birincisi, insanların eşitliğinin hayalini kurun. ikincisi, kardeşliğin hayalini kurun. Üçüncüsü, hakça paylaşımın hayalini kurun. Dördüncüsü, özgürlüğü hayal edin ve hayallerinizin en önemli unsurlarından biri olması gereken adaletin hayalini kurun"
yukarıdaki sözler de kendisine ait. şu şartlarda kendisinden bunları duymak da bir nebze olsun moral verici. bu ülkenin gençlerine sunulan tek şeyin şu anda birtakım efendilere boyun eğmek suretiyle takım elbise, hayatını minimum düzeyde sürdürecek kadar getirisi olan yabancılaştırma altında geçen ağır ve yorucu iş, farklı düşünme konusunda oluşturulan baskılar ve sanatın, hayatın, inancın kısacası akla gelebilecek her türlü insani durumun piyasaya göre ayarlandığı, insanların robotlaştığı ve artık vaatlerin de bu robotlaşmaya göre oluşturulduğu şu şartlarda insanlara hayal kurmalarını söylemek gerçekten cesurca ve onurlu bir davranıştır.