güzel müziğini güzel sesiyle destekleyen caz* piyanisti. sesi de müziği de insana huzur veren sanatçı. love me tender ı bir de ondan dinleyin derim.
(bkz: lonestar)
önemli müzik yapımcısı arif mardin'in dünya üzerindeki en önemli keşiflerinden biri,
hint asıllı piyanist ve jazz solisti.
'come away with me' albümüyle geniş kitlelere ulaşan, o ses bu küçücük kızdan mı çıkıyor dedirten,
'My Blueberry Nights' filminde jude law ile olan öpüşme sahnesiyle uzun süre tartışılan,
insana her dinlediğinde huzur veren cici kız.
zamanında türkiye'de bir barda şarkı söylerken beğenilmeyip kovulmuş huzur verici bir sese sahip şarkıcı. kovan arkadaş neye dayanarak kovdu kendisini acaba? şimdi izlerken neler düşünüyodur?
The sun just slipped its note below my door
And I can't hide beneath my sheets
I've read the words before so now I know
The time has come again for me
And I'm feelin the same way all over again
Feelin the same way all over again
Singin the same lines all over again
No matter how much I pretend
Another day that I can't find my head
My feet dont look like they're my own
I'll try and find the floor below to stand
And I hope I reach it once again
en son my blueberry nights filminde izleyeceğimiz müthiş insan. gelmiş geçmiş en yetenekli şarkıcılardan biri ilan ettim kendisini, oyuncu olarak izlemek de ayrı bir keyif.
(bkz: arif mardin)'in elinden tutup gel kız çirkinsin ama müthiş bir sesin var sana bir plak yapalım dediği aslen kızılderili ve fevkaladenin fevkinde mertebesine erişmiş hatun kişi
Shrin' Soon,Sunrise,What am I to you gibi şarkıları oldukça hareketli ve güzel,
Don't Know Why,Not too late ise sanatını ortaya koyduğu şarkılarından,
I don't want to get over you ise en beğendiğim şarkısı,bilhassa willie nelson ile olan uyumu dikkatimi çekti.
pek çok şarkısı oldukça ağırdır ama dinledikçe alışılıyor,tadı o zaman alınmaya başlanıyor.
Sunrise,I have to see you again gibi harika şarkıları olan,bir o kadar harika sese ve yoruma sahip,üstelik çok da hoş bayan şarkıcı. Bir kez dinlerseniz emin olun bırakamayacaksanız eğer jazz gırtlağından hoşlanıyorsanız.
Grammy ödülüne giden yolunu dişiyle tırnağıyla açmış, dünyanın en iyi jazz kadın vokalistlerinden biri olarak görülen sanatçı. hintli müzisyen ravi shankar'ın amerikalı dansçı sue jones'tan gayrımeşru kızıdır aynı zamanda.
george harrison'ın 'dünya müziğinin büyük babası' ilan ettiği ravi shankar kendisi gibi hintli olan sukanya ile evlenmiş ve Anoushka adında bir kız çocuğunun daha babası olmuştur. Ravi shankar, anoushka'yı müzikal anlamda kendi mirasçısı olarak görüp itina ile eğitirken, Norah yı dokuz yaşına kadar yalnızca bir kaç kez görmüştür. Anoushka babasının himayesi altında kariyer basamaklarını tırmanırken, Norah'nın eğitimi için annesi büyük fedakarlıklar yapmak zorunda kalmış. Norah'nın, Bodrum'da gecesi 50 dolara sahneye çıktığı, burada daha uzun kalabilmek için daha da ucuza çalışmak istediği halde kabul edilmediği biliniyor. Kız kardeşi adına gurur duyduğunu söyleyen Norah Jones, gelen röportaj tekliflerini babası hakkında soru sorulmaması koşuluyla kabul ediyormuş. Nitekim, Ravi Shankar da kendi resmi sitesinde ve biyografilerinde Anoushka'ya bolca yer verirken, Norah'nın adı dahi geçmiyormuş.
Tabii sonraları talih taşını Norah'dan yana oynadı, Norah, Arif Mardin gibi profesyonellerin de şahitliğinde Come Away With Me albümünü çıkardı ve dünya çapında dokuz milyon sattı. Yine aynı albümle de sekiz dalda grammy ödülü aldı.
Yaşantısının nasıl olduğunu az çok bilince, sesindeki tatlı-sert buğunun nasıl bu denli çekici olduğunu daha iyi anlıyor insan. Hani böyle bir bilgiye sahip olmasaydık ya da o böyle bir geçmişe sahip olmasaydı da biz onu sever bağrımıza basardık. Biz türk halkı olarak her zaman ezilenin yanında olsak da işiyle gündeme gelmesini bilen sanatçıları da hep takdir ederiz.
I don't know why gibi yüzyılın marşı olabilecek nitelikte parçaları vardır.creep in de country jazz isteyenler için önerilebilir. belki daha depresif, isyan ve ihtiras yüklü parçalar seversiniz I've got to see you again gibi. ya da çocuk şarkısı naifliğinde tüy hafifliğinde şirin, nazende melodiler arıyorsunuzdur, lonestar, if i were a painter gibi.
Şöyle toparlamak gerekirse,
Soğuk kış günlerinde, omuzda şal, elde bir fincan sıcak kahve ile karın yağışı izlenirken, rüzgarlı sonbahar havalarında kulaklarla kulaklık, eller cepte başı boş dolanırken, hiç olmadı serin yaz akşamüstleri ulusözlükte entry kasarken dinlenesidir norah jones.
her dinlediğimde zaten uyku müptelası olan beni şarkının 1. dakikasının sonuna doğru çat diye uyutmayı başarabilen güzel sesli, güzel yüzlü insan. hiç bir şarkısını tam dinleyebilmiş değilim. kendimi pokemondaki şarkı söyleyen pokemonla karşılaşmış gibi hissediyorum.*