tasarımından ve kullanışlılığından ötürü hala kullanılan nokia telefonu.tek kötü tarafı vardır ekranının ışığının kısılamaması.gece telefonu elinize aldığınızda elinizde deniz feneri tutuyormuşsunuz gibi oluyor.tabi o ekrana nokia tutupta bl-4c batarya koyarsa telefon android işletim sistemli telefonlar gibi akşamı zor çıkartıyor.ayrıca kamerası berbattır.fotoğraflara falan kafasına göre parazit koyar.nokia sonradan aynı 6300'ın tipinde 6300i modelini çıkardı bu modelde wifi falanda varmış ama bu model hiç tutulmadı zaten türkiye'dede satışa çıkarılmadı.bendekinin üzerinde carbon kasa dedikleri kasa var duman grisi renkte.
sevgili nokia 6300'ım,
artık bendeki miadını yavaş yavaş tamamlayan, bir yerimden ter akarak kazanıp zamanında tereddüt etmeden parasını trınk verdiğim cancağızım telefonum. tam 4 buçuk sene oldu seninle tanışalı. biliyorum yüzlerce kez seni isteyerek veya istemeyerek yerle şiddetli bir şekilde buluşturmuş olabilirim. ama sen benim bu sorumsuzluklarıma en ufak isyan etmeyip bana hiç bir arıza çıkarmadın. sena canı gönülden teşekkürlerimi bir borç biliyorum.
bu emperyal sömürünün altında benim yersiz isyanlarımı da haketmiyorsun biliyorum. dokunmatik ekranların verdiği albenilere karşı çok dürüst ve alçakgönüllü davrandın. ufak tefek serzenişlerim de ansızın çalan nokia ton müziğinle içimi yumuşattın ki adeta bana ben buradayım sıkma canını dedin. ajandanda bana sekreterlik yaptın hiç bir zaman şaşırmadın, her sabah beni uyandırdın en önemlisi hiç bir zaman saat taşımadım senin sayende. internete girip girmemen benim için hiç sorun olmadı, zira biz hep taşralı olduk beraber. her zaman anadolu çocuğu olduk.
ve en önemlisi neydi biliyor musun? herkes parlak, büyük parmak temaslı telefonlarını masada sergilerken, seni onlardan hiç ayrı gayrı tutmadım. çünkü sen süslü bir golden retriever'ın yanında sağlam, güçlü, tecrübeli ve akıllı bir kangal köpeğiydin.
ta ki dün sana bir şeyler olana kadar. yine benim hatam biliyorum seni elimden düşürdüm. nasıl olduysa ekranında ufak bir kararma oldu. bir çatlama eseri ekranında ve seçilemeyen karakterler. hala ilk performansından eser olmamasına rağmen fiziksel yorgunluğun son raddesindesin.
olsun... bu son yaşanılanlar beraberliğimizin belki de son aşamalarına geldiğini söylese de, varoluş gerçeği hiç bir zaman profesyonelliği kabul etmeyecektir.
siyah olan modelini yıldır kullanmaktayım. batarya sorununu arkadaşımın hurda olan telefonunun bataryasını alarak karşıladım. çift batarya geziyorum. bir de kulaklığı algılamıyor ama işimi görüyor. servise 1 kere bile gitmedi. telefoncuların yanından geçmedi.
hiç kullanmadığım, hemen hemen kullandığını gördüğüm herkesin şarj problemi yaşadığı telefon. 750 mAh batarya koymuş nokia, el insaf lan. 2000 mah batarya az görülüyor günümüzde, 3100 mah bataryalı telefonlar var. sen 750 mah batarya koy bir de o batarya zayıflayınca aman amannnn...
nokia'nın çıkardığı en taş telefonlardandır.off erik gibi valla kütür kütür..
iğrençleşmeden bu telefonun bendeki özel yerini izah etmek isterim. 4,5-5 yılım bu telefonla geçti. zırt pırt "ya huf yine iphone kabı almam gerekecek şimdi" ya da "galaxy kadar salak bi telefon yok yaaa" diyen ağzı depiklenesi mahlukatların aksine bir gün bile ağzımdan şikayet cümlesi dökmemiştir bu sevimli şaheser. ilk aşkımdır,tek aşkımdır.
ileride,elinde tuttukları yarım inçlik abuk subuk cihazları ile oynayan çocuklarıma gösterip "bu var ya bu.. bu telefon var ya.. "diyip bir gerginlik yarattıktan sonra "..döneminin en baba telefonudur.babanızın ilk gençlik çağının şahididir.saygı duyun lan" diyerek anısını yaşatacağıma ahanda burada söz veriyorum kendi kendime.