nil den fırat a siyonizm rüyası

entry5 galeri0
    1.
  1. Dünya, ABD ve müttefiklerinin Irakı işgalini konuşup göstermelik tepkilerini sergiledikten sonra şimdi pastadan pay kapma yarışına gire dursun, ABD'nin işgalin hedefinin kendi kuklası olan Saddam'ı devirip Irak'Barış ve Özgürlük getireceği yalanı ortaya çıkmaya başladı.

    ABD ve müttefikleri üstlendikleri vazifeyi yapa dursunlar Irak'da ayrı bir hareketlilik gözden kaçmıyor. Daha işgal başlamadan önce planlanmış olduğunda süphe yok ki Siyonist yahudiler ABD ve ingiliz güçlerinin yoğun güvenlik önlemleri altında Bağdat, Musul, Kerkük gibi Irak'ın büyük şehirlerine yerleşmeye başladılar.

    Siyonistlerin K.Irak'a yerleşmeleri pek de zor olmadı çünkü birincisi Kürt siyasi liderler Barzani ve Talabani ABD ile müttefiklerinin emirlerini kayıtsız şartsız yerine getirmeleri, ikincisi Siyonist yahudilerin Kürt liderlerle yaptıkları müzakerelerde onlara vaadleri. Iraklı Kürtlerin üçte birinin yahudi olduğunu ve bu toprakların yahudi

    Kürtlere ait olduğu iddiası Kürtleri ikna etmeye yetti. Özellikle Barzani ve etrafındakilerin yahudi olduğu söylentileri işi kolaylaştırmış oldu.

    Siyonistlerin iddiasina göre 50-60 yıl önce Irak diktatörlerinin zulmünden kaçıp israil'e göç eden Iraklı Kürt yahudiler şimdi kendi vatanlarına dönmek istiyorlar.

    Dünyadaki yahudileri Filistin topraklarına göç etmeye zorlayan ve milyarlarca dolar harcayan Siyonistler şimdi yahudileri, Irakli Kürt yahudi adı altında Irak'a yerleştiriyorlar.

    Siyonizmin siyasetini bilen herkes şunuda bilimektedir ki, Siyonistler elçiliklerinin bulunduğu ülkelerde yahudileri Büyük israil imparatorlugu hayaliyle örgütlemiş ve o ülkede tarih boyunca yaptıkları tefecilik ve faiz sistemini yaygınlaştırarak ekonominin çarklarını ellerine geçirmislerdir. Ve dünyanın stratejik bölgelerini oluşturdukları ekonomik sömürü ağı ve lobileri aracılığıyla burası yahudilerin mukaddes yerleridir bahanesiyle ya işgal ederek Ortadoğu'nun kalbi konumundaki Filistin ve Lübnan topraklarında olduğu gibi ya da satın alarak günümüzde Irak'da yaptıkları gibi. Dünya'nın gözü önünde ABD ve Ingiliz desteği ile Filistin'de yaptıklarını Irak'ta da yapıyorlar.

    60 yıl boyunca yahudileri Filistin'e yerleştirmek için büyük çaba harcayan Siyonistler şimdi neden yahudileri Irak'a yerleştirmek istiyorlar?

    Siyonistlerin işgalden sonra Irak'da yaptıklarına bakıldığında bu sorunun cevabı çok net bir şekilde ortaya çıkmaktadır.

    Önce Mossad ajanları ABD güclerinin korumasında Irak'a geliyor ve stratejik yerleri belirliyorlar ve daha sonra Kuzey Irak'ı ve çevresini belirliyorlar. K.Irak'da müzakerreye oturdukları Kürt liderlere şu vaadleri veriyorlar; karşılıksız kredi sağlayacaklar, Barzani taraftarı olan Peşmergeleri eğitecekler ve Kürtleri modern silahlarla donatacaklar. Karşılığında ise Kürt liderler israil'de bulunan sözde yahudi Kürtlerin kendi topraklarına dönmelerine razı olacaklar ve Siyonistlerin belirledikleri bölgelerde yer satın almalarına yardımcı olacaklar. Kürt liderlerle yapılan anlaşma sonucunda önümüzdeki 4 yıl zarfında 30 bin sözde Iraklı Kürt yahudi K.Irak'a özelliklede Avr ve Babul şehirlerine yerleştirilecekler. Bu iki şehrin tercih edilme sebepleri yine aynı, bu şehirler yahudilerin mukaddes yerleriymiş.

    Irak'da bir tarafta barış ve özgürlük adına katliamlar işlenirken diğer tarafdan Siyonistler belirlenen yerlerde otelleri, arazileri ve villaları büyük paralar ödeyerek satın almaya devam ediyorlar. Hatta bunların alımına işgal öncesi, yurt dışındaki özelliklede Italya ve Hollanda'daki Iraklı Kürtler aracılığıyla başlamışlar. Hollanda'da bulunan bir Iraklı kadın aracılığıyla 1.3 milyon dolar karşılığında Bağdat'ta bir okul, yine Bağdat yakınlarında es-Salih bölgesinde 400 bin dolara bir villa ve ayrıca Bağdat'ın 130 km güneyinde el-Kifl şehrinde yahudilerin mukaddes yeri diye 50 bin dolar karşılığında bir kaç yer satın alıyorlar. Musul ,Kerkük ve Bağdat'ın içinden aldıkları yerler hariç.

    Neden bu yerleri seçiyorlar derseniz açıklaması aslında yine çok basit, çünkü bu bölgeler yeraltı zenginliklerinin bol olduğu, ziraatın elverişli olduğu, Fırat nehrinin etrafı olması hasebiyle bereketli oldugu icin. Bütün bunların yanısıra petrol kokusu da cabası.

    Siyonistlerin almış oldukları son karara göre Etiyopya'daki yahudilerin hepsini işgal ettikleri Filistin topraklarına yerleştiriyorlar, yıllarca bu topraklarda eğittikleri siyonist yahudileri de Irak'a gönderiyorlar.

    Yoksa Nil'den Fırat'a siyonist rüyası gerçekleşiyor mu?

    IQRAA ARASTIRMA
    3 ...
  2. 2.
  3. işte siyonizm'in gerçek yüzü!
    israil'in Gazze Şeridi'nde Filistinlilere yönelik katliamında ordu hahamının büyük bir payı olduğu, haham olan General Avi Ronzki'nin askerlere dağıttığı kitapçık da, tüm Filistinlilerin katledilmesi gerektiği, vahşetin bazen iyi bir özellik olduğu belirtiliyor

    ingiliz The Independent gazetesinde yer alan habere göre, israil ordusunun baş hahamı Avi Ronzki'nin, Yahudi askerlerine dağıttığı küçük bir kitapta, tüm Filistinlilerin öldürülmesi gereken düşmanlar olduğu ve Vahşetin bazen iyi bir özellik' olduğu yazıldığı kaydedildi

    KATiL HAHAMIN ÖĞRETiSi
    Benim Savaşımı Savaşın: Savaş Sırasında Askerler ve Komutanlar El Kitabı' başlıklı kitabın israil'in Gazze katliamı sırasında basıldığı ve askerlere dağıtıldığı kaydedilen haberde, kitapta Filistinlilerin katledilmesi gerektiğini söyleyen radikal Yahudi hahamı Shlomo Aviner'in öğretilerinden bölümler yer aldığı belirtildi

    ULUSLAR ARASI HUKUKU BOŞVERiN, ÖLDÜRÜN'
    Kitaptaki bir bölümde, Haham Aviner, incil'de adı geçen Filistinlilerin bugünkü Filistinliler olduğu ve bunların israil'in varlığını tehdit edenler olduğunu yazdığı ifade edilen haberde, ordu hahamının askerlere, sivillerin korunmasını öngören uluslar arası hukuku göz ardı etmelerini tavsiye ettiği bildirildi israil ordusunda savaşmayı reddeden Breaking the Silence' isimli grubun ortaya çıkardığı kitapta, Filistinlilerin tamamının israil'in düşmanı olduğu ve katledilmesi gerektiği belirtliyor

    YAHUDi ORDUSU SESSiZ
    Yahudi ordusunda savaşmayı reddeden Breaking the Silence' isimli grup, ordu hahamı General Avi Ronzki'nin kovulmasını isterken, israil ordusu konuyla ilgili açıklama yapmaktan kaçındı
    israil'in Filistin'in Gazze Şeridi'ndeki katliamında çoğunluğu çocuk ve kadın olmak üzere 1500 kişiyi vahşice katletmiş, 5 bine yakın kişiyi de yaralamıştı Katliamda, Gazze'deki cami, okul, hükümet binaları ve evler yerle bir edilmişti

    http://www.mumsema.com/fi...yonizmin-gercek-yuzu.html
    0 ...
  4. 3.
  5. Hepimiz bir katliamı seyrediyoruz. Daha önce seyrettiğimiz, hatta babalarımızın ve dedelerimizin seyrettiği katliamlara benzer katliamlar. Osmanlı devletinin tasfiyesi Müslümanlarında tasfiyesi manasına geldiğinden 19 ve 20. asır belkide en çok Müslüman kanı dökülen zaman dilimi. Son dönemde bile Bosna-Çeçenistan ve Filistin'i hatırlarken Etyopyanın Somali işgalini, Taylandın patani Müslümanlarına uyguladığı zulmü hiç hatırlamadık bile.



    Konumuz Filistin olduğundan bu bölgedeki katliamlara dönebiliriz. Siyonist katliamları anlamak için kıdemli Siyonistlerden Vlademir Jabotinsky'nin 1923 yılında yazdığı Demir Duvar makalesini okumak oldukça faydalı olacaktır. Ama önce Vlademir Jabotinsky'i ve fikirlerini tanıyalım.



    Jabotinsky Siyonist terör örgütü Haganah'ın kurucusudur. 1880'de Odessa'da doğmuş, Rusya'da eğitim almış ve 1898'de Bern ve Roma'da hukuk öğrenimi görmüştü. Geçimini gazetecilikle kazanıyordu. 1901'de Odessa'ya döndüğünde Siyonist hareketten iyice etkilenmiş durumdaydı. Ayrıca, Rusca, ibranice, Yiddiş, ingilizce, Fransızca ve Almanca dillerini bildiğinden, nereye gitse kalabalıkları yönlendiren bir güce sahipti. Bu nedenle, Siyonist kongrelerinde oldukça etkileyici oluyordu. Önceleri, Yahudiler'in Filistin'e yerleşmelerini ve Diaspora'daki politik ve eğitimsel eylemlerini destekledi. Doğu Avrupa ve Rusya'da Yahudi düşmanlığının toplu katliamlara dönüşmesi nedeniyle birçok Siyonist lider gibi o da Theodore Herzl'in düşüncelerine katılmıştı. Bu sırada çıkan 1. Dünya Savaşı'yla Odessa gazetesi onu batıya gönderdi. Osmanlı imparatorluğu Merkezi Güçler (Almanya-Avusturya-italya) yanında savaşa girdiğinde, Jabotinsky de Avrupa'nın hasta adamı'nın artık yıkılacağını öngörmüştü. Bu öngörüsü onu, o ana kadar tarafsız olan Siyonist hareketin Filistin'le ilgili emelleri için, savaşta artık itilaf Güçleri (ingiltere-Fransa-Rusya) yanında yer alması gerektiğine inandırmıştı. Jabotinsky, 1908 Jön Türk devriminden sonra istanbul'a gelmiş ve geniş bir çevre yapmıştı. Jön Türkler arasında da aktifti . 1917 yılında yayınladığı "Turkey and the War" [Türkiye ve Savaş] adlı kitabında, I. Dünya Savaşı'nın çıkış nedeninin, itilaf devletlerinin iddia ettiği gibi Alman militarizmi değil, "şark meselesi" olduğunu ileri sürecekti. Savaşın Osmanlı Asyası'nı paylaşmaktaki ahenk yoksulluğundan çıktığını söyleyen Jabotinsky'ye göre Almanya, tüm Osmanlı'yı himayeye almak bahanesiyle Şark'ın zenginliklerine sahip çıkmak isterken; Fransızlar Suriye'ye, ingilizler Mezopotamya'ya, Rusya Doğu Anadolu ve Boğazlar'a, Yunanlılar ve italyanlar da izmir'e göz dikmişlerdi.. Ona göre, Osmanlı imparatorluğu artık parçalanmaya yüz tutmuştu. "Osmanlı imparatorluğu'nun yıkılmasını isteyen, Türk halkının düşmanı değil dostudur" diyen Jabotinsky'ye göre, Osmanlı artık bölünmeli ve milli devletlerin kurulmasına izin verilmeliydi. Bu düşünceler ve Siyonizm davası, onda Osmanlı'ya karşı savaşma fikrini doğurmuştu; Jabotinsky bu savaşı yüksek sesle öneren ilk kişiydi.



    Jabotinsky 1923 yılında yazdığı Demir Duvar makalesinde fikirlerini gayet net açıklar ki bu fikirler daha sonra israil devletinin politikalarını da anlamamızda etkili olacaktır Ne şimdi ne de görünür gelecekte Araplarla bir uzlaşmaya varmamız söz konusu bile olamaz. Doğuştan kör olanları saymıyoruz ama tümü ile iyi niyet sahibi insanlar bile artık anlamışlardır ki , Filistin'in bir Arap ülkesi olmaktan çıkarılıp Yahudi çoğunluğa ait bir ülke haline getirilmesi konusunda Filistinli Araplarla gönül rızasına dayalı bir anlaşma sağlamak kesinlikle olanaksızdır. Her biriniz sömürgecilik tarihi üzerine az çok bir şeyler biliyorsunuz. Bir ülkenin , o ülkenin yerlisi olan insanların rızası ile sömürgeleştirilebileceğini kanıtlayan tek bir örnek gösterebilir misiniz? Böyle bir şey hiçbir zaman olmamıştır... Bir yerin yerlisi olan her halk o yeri kendi kutsal ikametgahı olarak görür, tabi kendisini de oranın gerçek sahibi. Dolayısı ile böyle bir durumda yeni bir sahip hiçbir zaman gönül rızası ile kabul edilmez. Araplar için de durum aynıdır. Şimdi aramızdaki bazı uzlaşma yanlıları , gerçek ve temel bazı hedeflerimizi bir takım formülasyonlarla allayıp pullayıp Araplara yutturabileceğimizi, Araplarında bu oyuna gelecek kadar sersem olduklarını söyleyip bizleri ikna etmeye çalışıyorlar. Bense Filistinli Araplar konusundaki bu görüşü açıkca reddediyorum... Biz Filistine karşılık ne Filistinlilere ne de öteki Araplara hiç bir şey veremeyiz. Öyleyse gönül rızası ile anlaşamayız. Bu gün sömürgeleştirme faaliyeti, en sınırlandırılmış haliyle bile , yerli halkın iradesine rağmen sürdürülmek zorundadır. Dolayısı ile bu faaliyet ancak ve ancak yöre halkının hiç bir şekilde kıramayacağı, adına Demir Duvar diyebileceğimiz bir güç kalkanının ardında sürdürülüp , geliştirilebilir. işte bizim arap politikamız budur. Bunu herhangi başka bir biçimde formüle etmeye kalkışmak da olsa olsa ikiyüzlülüktür... Zor mutlak surette kullanılmalıdır, hem de bütün şiddeti ile, hiçbir hoşgörü olmaksızın. (Siyonizm'in Gizli Tarihi- Ralph Schoenman-Kardelen Yayınları- istanbul 1992 S. 26)

    Jabotinsky başka bir yazısında da komşusu ne kadar iyi ve candan olursa olsun ona inanan aptaldır. Adalete inanan da aptaldır. Adalet, bileği güçlü olanın ve bu bileği büyük bir ısrarla istediklerini gerçekleştirmek için kullananındır( Filistin Sorunu- Mim Kemal Öke Ufuk Kitapları- istanbul 2002 S. 248) demektedir. Jabotinsky'e bu fikirlerinden dolayı rakipleri Vlademir Hitler lakabını verirler. Jabotinsky italyan Faşistleri ile çalışır hatta italyada kurduğu askeri okul Mussolini tarafından denetlenecektir ( Filistin Sorunu- Mim Kemal Öke Ufuk Kitapları- istanbul 2002 S. 249)

    Silahlı Siyonist örgütlerin kuruluş amacı terördür. Joseph Weitz bu konuyu en açık şekli ile açıklıyor Galile'yi araplardan temizlemek için terör, adam öldürme, yıldırma , toprak gasbı, sosyal hizmetlerden men gibi yollara başvurmak zorundayız ( Siyonizm'in Gizli Tarihi- Ralph Schoenman-Kardelen Yayınları- istanbul 1992 S. 34)



    israil Silahlı Kuvvetleri Genel Kurmay başkanı Rafeel Eytan ise Açıkca ilan ediyoruz ki arapların israilin bir santimetresini dahi işgal etme hakları yoktur. Siz iyi yürekli , yumuşak huylu insanlar şunu iyi bilin ki Adolf Hitlerin gaz odaları bile birer cennet sarayıdır Aynı kişi israil Parlementosu Savunma Komitesinin önünde şunları söylüyordu Topraklara yerleşmeyi tamamladığımızda, bütün arapların yapabilecekleri tek şey, şişenin içindeki ilaç yemiş hamamböcekleri gibi panik halinde bir oraya bir buraya koşturmak olacaktır (Siyonizm'in Gizli Tarihi- Ralph Schoenman-Kardelen Yayınları- istanbul 1992 S. 35)



    Roger Graudy Siyonizm dosyası isimli eserinde şöyle der Bugün kutsal savaşı körüklemek amacıyla askeri hahamlar tarafından durmaksızın dile getirilen ve israilde okullarda ders kitabı olarak okutulan Yeşunun Kitabı ele geçirilen ülkelerde halkın kutsal amaçlarla yokedilmesi ve herkesin, erkekler gibi kadınların da, çocukların da ihtiyarların da kılıçtan geçirilmesi üzerinde ısrarla durmaktadır( Düşman Kardeşler- Ömer Turan Ak Ka yayınları- istanbul 2002 S. 110)



    Bunca laf yapan siyonistler bunu filiyata da dökmüştür; ilk büyük katliam Der Yasin katliamıdır. 9 Nisan 1948 sabahı saat 04'te başlayan katliamda akıl almaz vahşetler işlenir. Bu katliamdan sağ kurtulan Halime Eyd isimli genç bir hanım olayı ingiliz görevlilere şöyle anlatır. "bir adamın doğurmak üzere olan yengem Saliha'ya ateş ettiğini daha sonra da kasap bıçağı ile karnını yardığını gördüm"

    Nane Halil isimli başka bir hanım da olayları şöyle anlatıyor "bir adamın eline geçirdi bıçakla Cemile Hişm'i baştan aşağı yardı, sonra aynı adam yengem Fatma'yı aynı şekilde öldürdü."

    Müslüman bir toplumda ırza tecavüz olaylarının çok da rahat anlatılamayacağını göz önüne almamıza rağmen bu olayda bir çok hanım bu çeşit pislikleri de aktarmak zorunda kalmışlardır. Cesetlerin parçalanması ise vaka-i adiye dendir. Bu konuda Kudüs ey Kudüs isimli kitap ana kaynaklardan biridir.

    Hagana komutanlarından Zvi Ankori koparılmış cinsel organlarla karınları deşilmiş kadınlar gördüm... Düpedüz katliamdı... demektedir ( Siyonizm'in Gizli Tarihi- Ralph Schoenman-Kardelen Yayınları- istanbul 1992 S. 36)



    Katliamda sağ kalanları toplayıp bir kamyona doldurdular. Bunlar Kudüs'ün yahudi mahallelerinde alay ve hakaret edilerek dolaştırıldılar( Tarih boyunca Yahudilerve Türkler-Hikmet Tanyu-Bilge Yayınevi S. 707)

    Katliamın planlayıcısı Begin olayın mantığını şöyle açıklayacaktır " Eğer biz bu tarz bir eylem yapmammış olsaydık Arap halkını dehşete düşürüp bölgeden çekilmesini sağlı sağlayamayacak , sindiremeyecektik. Dolayısı ile B.M tarafından kurdurulan, yeni israil devleti kağıt üzerinde kalmağa mahkum olacaktı"



    Der Yasin'in katillerinden biri olan Scheib isimli bir siyonist 1967 yılında bir konuşmada Der Yasin olmasa idi, bu gün israil devleti topraklarında hala yarım milyon arap yaşıyor olacaktı Ve tabii israil Devleti de olmayacaktı. Bunu hiç hesaptan çıkarmayıp hep sorumluluklarımızın bilincinde olmamız gerekir. Demektedir. Nobel Barış Ödülü sahibi Menaham Begin Deyr Yasin katliamından sonra gönderdiği bir mesajda şöyle diyor bu görkemli fetih eyleminden dolayı tebriklerimi kabul ediniz. Bütün komutan ve askerlere tebriklerimi iletiniz. Ellerinizi sıkarak tebrik ediyoruz. Bu büyük saldırıdaki mükemmel liderlik ve savaşçı ruhu dolayısı ile hepimiz gururlandık. Ölülerimizin anısına saygı duruşuna geçiyoruz. Yaralılarımızın sevgi ve muhabbetle ellerini sıkıyoruz. Askerlere söyleyiniz ; bu hücumunuz ve fethinizle israil'de tarih yazdınız. Zafere kadar buna devam ediniz. Deyr Yasinde olduğu gibi , bundan böyle her yerde, düşmana saldıracağız ve darbeler indireceğiz. Tanrı, Tanrı sen bizi fetih için seçtin (Terörün efendileri-Mesut Karaşahan ; Pınar Yayınları- 2003 S. 195)



    1948'deki Dueyma katliamı resmi israil Savunma Kuvvetleri tarafından yapılmıştı . Katliamla ilgili olarak aşağıda anlıntılanacak satırlar katliama katılmış bir askerin Siyonist işcilerin yönettiği Histadrut Genel işçi Federasyonunun resmi yayın organı Davar'da çıkmıştır;

    araplardan 80 ile 100 arası erkek, kadın ve çocuk öldürdüler. Çocukları kafalarına sopalarla vura vura öldürdüler. Bütün evler cesetlerle doluydu. Önce erkeklerle kadınlar aç , susuz evlere tıkıldı, sonrada kundakçılar tarafından üzerlerine dinamit atıldı.

    Bir komutan askerlerden birine az sonra havaya uçuracağı eve iki kadın getirmesini emretti... Bir başka asker bir arap kadına öldürmeden önce nasıl tecavüz ettiğini gururla anlatıyordu. Yeni bebeği olmuş bir arap kadınına iki gün boyu ortalık hizmeti yaptırdıktan sonra bebeği ile birlikte vurdular. Kaliteli çocuklar diye nitelenen iyi öğrenim görmüş, iyi hal bilir komutanlar...en aşağılık katillere dönüşmüşlerdi ve bu bir savaş çılgınlığı filan da değildi; sürme ve yoketme yöntemi sonucu böyleydiler .Ne kadar az arap kalırsa o kadar iyi idi onlar için ( Siyonizm'in Gizli Tarihi- Ralph Schoenman-Kardelen Yayınları- istanbul 1992 S. 40)



    intifada olayları Filistinlilerin cesaretini yükseltince Şamir olayların korku engelini yıktığını söylüyor ve ekliyordu yapmamız gereken , bu engeli yeniden inşa edip bölgedeki Araplar arasında ölüm korkusunu tekrar yerleştirmektir Bu beyanat aslında israil'in terörü nasıl resmileştirdiğinin belgesidir.



    Prof. Benjion Dinor Haganah'ın tarihinde "ülkemizde Yahudilerden başkasına yer yoktur. Araplara çekilin diyeceğiz. Eğer razı olmaz ve direnirlerse onları kuvvet kullanarak geri atacağız" diyerek aynı mantığı sergilemektedir. Filistine Yahudi göçünden sorumlu Yahudi Ajansı Göçmen Dairesi başkanı J. Weitz 1940 yılında şunu diyordu Şu noktada herbirimiz tarafından açıkca bilinmelidir ki, bu topraklar üzerinde iki ayrı halka yer yoktur. Eğer Araplar bu küçücük ülkede yaşayacaklarsa biz hedefimize hiçbir zaman varamayacağız demektir. Öyleyse, Arapları buradan uzaklaştırıp komşu ülkelere sürmeliyiz hem de hepsini. Tek bir köy tek bir aşiret kalmamacasına (( Siyonizm'in Gizli Tarihi- Ralph Schoenman-Kardelen Yayınları- istanbul 1992 S. 40)



    Başbakan Moşe Şaret (1954-55) günlüğüne şunları not etmişti Kamuoyu, ordu ve polis serbestçe arap kanı dökülebileceği konusunda fikir birliği içindeler


    1936 da tüm Filistin'in ancak % 6'sı Yahudilerin elindedir. Oysa BM'nin israilin kuruluşunda yaptığı paylaşımda israil işgaline 950.000 filistinli ve 500'e yakın köy ve büyük şehir düşmüştü. Altı aydan daha kısa bir süre de yapılan katliamlar ile Filistinli nufusu 138.000'e düştü ve 385 yerleşim birimi haritadan silindi.

    Moşe Dayan ise öğrencilere karşı yaptığı konuşmada sınır tanımaz arapların yaşadığı bu ülkeye geldik ve şimdi burada bir ibrani Yahudi devleti kuruyoruz. Arap köylerinin yerini yahudi köyleri aldı.Sizler bugün o köylerin adını bile bilmiyorsunuz. Kınamıyorum çünkü artık o coğrafya kitapları yok...Sadece coğrafya kitapları değil , o köyler de yok... Tek bir yeni yerleşme yeri yoktur ki eski bir arap köyünün üzerine kurulmuş olmasın


    Siyonistlerin duygularını anlamak için bu olaylara katılan birinin ,Har Sion'un , yaptıklarından pişmanlık duyuyor musunuz sorusuna verdiği cevaba bakalım Vicdan azabı mı ? Hayır. Niçin duyayım ki ? bir adamı tüfekle öldürmek kolaydır... Fakat bıçak bambaşkadır.Başarılı bile olsanız, ölümle burun buruna gelirsiniz. Düşmanın bıçağı size hava kadar yakındır. Fantastik bir duygu bu. Erkek olduğunuzu hissediyorsunuz (Terörün efendileri-Mesut Karaşahan Pınar Yayınları- 2003 S. 185)



    1982 yılında ise Şabra ve Şatilla katliamları yaşanır. israilin Londra büyükelçisine 3 haziran'da yapılan suikastten sonra israil saldırı için hazırlıklarını tamamladığı Lübnana büyük bir saldırı düzenler ve 40.000 israil askeri Lübnana girer. israil bu kuvvetleri 82 mayısından itibaren sınıra yığmaya başlamıştı. 13 haziranda Beyrut önlerine gelen israil askerleri FKÖ'nün direnişi ile karşılaşır. israil hava kuvvetlerinin Beyrut'ta gerçekleştirdiği bombardımanın şiddeti ,Kanada büyükelçisi tarafından 1944 Berlin'i bunun yanında çay partisi gibi kalır sözleri ile ifade edilmiştir. (Yahudilik ve Siyonizm tarihi, Ertuğrul Bayramoğlu, Pınar yay.)



    1982 haziranında israilin Lübnan operasyonunun en büyük destekcisi Falanjistler olmuştu. Zaten israilin bu harekette iki amacı vardı Bir askeri güç olarak FKÖ'yü yoketme ve....Lübnan hırıstiyanlarına ülkenin tümü üzerinde kontrol tesis etme imkanı sağlamaktı. Baskılar karşısında FKÖ Lübnanı terkeder .Bu işlem 1 eylül 1982 günü tamamlanır.. Ancak 16-18 eylül tarihleri arasında Sabra ve Şatilla kamplarına giren Hıristiyan falanjistler 3.000'den fazla silahsız Filistinliyi katlederler. Bahane hazırdır.israil kuvvetlerine komuta eden ariel şaron, FKÖ'nün Beyrut'tan ayrılırken geride 2000 gerilla bıraktığını ve bunların filistin mülteci kamplarındaki siviller arasında saklanmakta olduğunu ileri sürüyordu.



    Evet Gazzedeki katliam bahanelerine ne kadar benziyor değil mi ?



    Bu katliamlar inanılmaz olaylara sahne oldu .Bir çok bebek ve çocuğun kafaları duvarlara vurula, vurula öldürüldüğü daha sonradan anlaşıldı. Katliamın hemen başlarında Mikdat ailesinin 39 üyesinin tamamı, bazılarının boğazı kesilmek, bazılarının karnı yarılmak suretiyle öldürüldü. Aynı aileden 29 yaşındaki Zeynep 8 aylık hamile olduğu halde katledilmiş, katiller, kurbanın karnını yararak ölü bebeği dışarı çıkarmış ve annenin kolları arasına bırakıp gitmişlerdi. Mikdat ailesinin ırzına geçilen bir kız çoçuğu 7 yaşlarındadır. Kampın aynı bölgesinde bir başka vakada sayısız kadın tecavüz edilip öldürüldükten sonra çırılçıplak soyulmuşlar ve vucutları bir haç oluşturacak şekilde dizilmişlerdi. (Terörün efendileri-Mesut Karaşahan Pınar Yayınları- 2003 S. 202)



    13 yaşındaki bir kız çocuğu yaşadıklarını şöyle anlatır.Yanımda sürekli ağlayan 9 aylık yeğenim vardı. Yeğenimin ağlaması askerlerden birini sinirlendiriyordu. Bu asker sonunda bu çığlıklardan bıktım, usandım dedi ve bebeğin omzuna bir el ateş etti. Bunun üzerine ağlamaya başladım ve bu bebeğin ailemden sağ kalan tek çocuk olduğunu söyledim. Bu söz askeri dahada öfkelendirdi , bebeği yakaladı ve bıçakla keserek vucudunu ikiye ayırdı.
    israilin oluşturduğu Kahan komisyonuna ifade veren bir falanjist , kadınları ve çocukalrı niçin öldürdünüz sorusuna hamile kadınlar terörist doğuracak, çocuklar büyüyünce yine terörist olacaklar cevabını veriyordu
    Bölgeyi katliamdan sonra ziyaret imkanı bulan batılı gazetecilerin gözlemleri korkunçtur boğazı parçalanmış çocuklar, infaz duvarına dizildikten sonra sırtından vurulmuş sıra, sıra genç erkekler, morarmış çürümeye yüz tutmuş bebek cesetleri hatta çöplükte ABD ordu tayınları, israil ordusu tıbbi mlzemeleri ve boş viski şişeleri arasında bebek cesetleri, hala küçük paraşütlerine bağlı olarak duran israil ordusunun aydınlatma fişekleri.



    Bir çok ev içindekilerle beraber havaya uçurulmuş veya buldozerlerle yıkılmıştı( Filistin Meselesi ve Arap israil Savaşları-Fahir Armaoğlu-Türkiye iş Bankası Yayınları S. 562)
    1 ...
  6. 4.
  7. Osmanlı'nın altını da onlar oymuştu

    Solcular siyonizm karşıtlığında dincilerle buluşur. Çünkü siyonizmin bir amacı Romalılar tarafından yurtlarından çıkarılan Yahudilerin Kudüs'e dönme hayalini gerçekleştirmek ise diğeri ve asıl amacı dünyayı ele geçirmek yani emperyalist düzeni kurmak ve korumaktır.
    Kadim dostum Sevinç Alptekin doğum günümde ABD'li profesör Texe Marris'in "Bilinen Tarihin Bilinmeyen Yanları" adlı kitabını hediye etmişti. israil gerilimi ve Başbakan Erdoğan'ın son gezisi, tatilde okuduğum bu kitabı hatırlattı.
    On bölümlük eserde siyonistlerin dünyayı nasıl yönettiği anlatılıyor. Kennedy suikastında onlar var, Küba'da, Vietnam'da, Büyük Ortadoğu Projesi'nde, 11 Eylül'de hep onların parmak izlerini görüyoruz.

    SIR AiLE
    Prof. Marris'e göre siyonistleri Rotschild ailesi yönlendiriyor. 1600'lerden bu yana bankacılık ve tefecilikle, borsa maniplasyonlarıyla, silah ticaretiyle zenginliklerine erişilmesi güç zenginlikler katıp dünya tarih sahnesinde önemli roller oynuyorlar.
    Üç beş kişilik çekirdek aile bugün bini aşkın ferdiyle, derin faaliyetler sürdürmek üzere, dünyanın gelişmiş olan ya da gelişmekte olan ekonomilerine dağılmış durumda. Tek görevleri dünyadaki her siyasi ve ekonomik gelişmeyi israil devletinin çıkarlarına uygun şekilde düzenlemek.

    ATALARIMIZA TEZGAH
    Rotschild'ler 1800'lerin sonuna doğru israil'i kurmak için bazı şablonlar hazırlamaya başlar. Bu çerçevede Osmanlı imparatorluğu'nun parçalanması için aşağılık planlar uygular. Örneğin komşu ülkeleri finanse ederek Osmanlı'ya karşı savaşmaları için sürekli kışkırtır. Rusya, Avusturya ve diğer komşu devletler, seri savaşlarla Osmanlı'nın askeri ve ekonomik olarak yıpranmasını, içerdeki azınlıkların ayaklanmasını sağlar. Aile bu arada Osmanlı'yı da yüksek faizlerle borçlandırır. Nitekim Osmanlı'nın en çok dış borcu Rotschild ailesinin sahibi olduğu Bank Of England'da birikir.
    Osmanlı borcunu ödeyemez duruma gelince Lord Baron Rotschild iğrenç bir teklifle 2. Abdülhamit'in huzuruna çıkıp, Kudüs'ün ve Filistin'in Suriye'de kurulacak Yahudi devletine verilmesini önerir. Buna karşın Osmanlı'nın tüm dış borçları silinecek, Balkanlar'da ve Afrika'da kaybedilen topraklar geri verilecektir.
    2. Abdülhamit teklifi şiddetle reddedince Osmanlı'nın yıkılış süreci hızlanır. Bu sürecin devamında Rotschild ailesi 1. Dünya Savaşı'nın çıkması için her türlü tezgahı hazırlar. Lawrence'ın faaliyetleri ve Araplar'ın parçalara bölünmesi bu tezgaha dahildir. Ailenin tüm hesapları tutar, savaş başlar, biter, Osmanlı yenilir.

    iKiNCi SAVAŞ
    Ancak Rotschild'ler, tarihi rüyaya çeyrek kala küçük bir hesap hatası yapar. israil devleti kurulmaya hazırdır fakat dağ ve ovalardan ibaret israil topraklarında kim yaşayacaktır? Sürekli olarak gelişmiş Avrupa kentlerinde yaşamış olan Yahudiler, israil'de yaşamaya nasıl ikna edilecektir? Esas sorun budur.
    Bu sorunun giderilmesi için radikal kararlar alınır, hazırlıklar yapılır ve yeni bir savaş ortamı hazırlanır. Birinci savaştan ekonomik ve askeri gücünü kaybetmiş olarak enkaz halinde ve moralsiz çıkan Almanya, dış borçlarını ödeyemez, Alman Merkez Bankası'nı Rotschild ailesine devreder.
    Sonrasında Rotschild'ler Almanya'da sahte ama son derece inandırıcı faşizm rüzgarları estirmeye başlar. Amaçları Almanya ve Avrupa'daki Yahudilere şiddet ve baskı uygulatarak, onları israil'e göç etmeye mecbur bırakmaktır. Osmanlı'ya oynanan oyunlar Avrupa'da da başarıyla tekrarlanır, amaç hasıl olur. Hitler'in iktidara gelmesinden önce kardeş gibi bir arada yaşayan Alman ve Yahudi halkları yaratılan suni kaos ortamı sonucu birbirleri ile kanlı bıçaklı hale gelir. Ve sonuçta Nazi soykırımından kurtarılan Yahudiler daha sonra kurulan israil devletine yerleştirilir.

    DOĞRU POLiTiKA
    Başta Rotschildler, Rockefeller, Murdoch gibi ünlü aileler olmak üzere Amerikalı ve Avrupalı Yahudiler israil'i zenginleştirir, silahlandırır, atom bombası sahibi yapar ve bugünkü şımarık çocuk ortaya çıkar.
    Başbakan Erdoğan'ın şımarık çocuğu gözlem ve kontrol altında tutma politikası doğrudur.
    Selamettin Bayındır..http://www.yeniasir.com.t...n-altini-da-onlar-oymustu
    0 ...
  8. 5.
  9. Siyonizmin kitabını yazan adam Theodor Herzl
    Tarih - Tarihi Bilgiler
    Siyonizm kongrelerinin değişmez manzarası: Theodor Herzl'in fotoğrafı ve israil bayrağı...

    Siyonizmin amaçlarına ulaşabilmesi için Osmanlı'nın dağılmasını beklemeliyiz! Theodor Herzl

    Yıl: 1894... Yer: Fransa...
    Ortalık toz dumandır, o sıralar!
    Yahudi Yüzbaşı Alfred Dreyfus askerî sırları Almanlara satmaktan mahkeme önüne çıkarılmıştır. Halk felaket öfkelidir, kahrolsun'lu sloganlar sokaklara taşar.
    YDavayı gazeteci olarak takip eden Macar Yahudisi Theodor Herzl, yükselen Antisemitizmden fevkalade bizar olur. Anlaşılan o ki Avrupa'nın tadı kaçmaktadır, artık buralarda yaşanmaz.
    O hızla oturur, Der Judenstatt (Yahudi Devleti) adlı bir kitap yazar (1896). Bu çalışma beklediğinin de ötesinde yankı bulur, Siyonizm'in manifestosu olur bir bakıma.
    Zikrolunan ideolojiye ilk tepki yine Yahudilerden gelir, bazı hahamlar siyonistleri kafirlikle suçlar. Buna rağmen hızla yayılır, para sahiplerinin (Özellikle Rothschild'lerin) himayesinde güçlenmeye başlarlar. Theodor, isviçre Basel'deki 1. Siyonist Kongresine16 ülkeden 197 delege toplar.

    HEDEF IRK DEVLETi
    O gün oy birliği ile Devlet kurma kararı alırlar. Bir ırk devleti ama... Din, pek de umurlarında değildir, zira aralarında Haskalahçılar (aydınlanmacılar) ağırlıktadırlar.
    Theodor'a hayallerini büyük tutar. Kuzey sınırlarımız Kapadokya (Orta Anadolu) dağlarına dayanacak der, Güneyimiz ise Süveyş Kanalı'na Halbuki kongre azaları münhal ve müsait bir toprak parçasına razıdırlar. Yeri çok da önemli değildir aslında. Sahipsiz olması bakımından Uganda olabilir pekâlâ... Hatta Arjantin de uyar, Kanada da...
    Böyle bir proje ancak büyük devletlerin himayesinde gerçekleşebilir, önce Almanya'ya yaslanırlar. Abdülhamid Han, Kayzer Wilhelm'i ikaz edince köprüler atılır, işleri yatar. Onlar da gider Londra'ya yanaşırlar.
    ingilizler kendi sömürge alanlarına dokunulmasından hoşlanmaz Uganda'ya sıcak bakmazlar. Bunların kulağına neden Filistin olmasın cümlesini fısıldarlar.
    Filistin! Rüya gibi bir tekliftir, bir süre bu yönde fikir sivriltir ve muharref Tevrattan vaad edilmiş topraklar ibaresini bulup çıkarırlar.
    ilerleyen yıllarda Nil'den Fırat'a sözünü sloganlaştırırlar. Bayraklarının altındaki ve üstündeki mavi çizgiler o iki nehri gösterir açıkça!

    DÜŞMANIMIN DÜŞMANI
    Peki ingilizler Yahudilerden çok mu hoşlanır?
    Aksine, nefret eder, ellerinden gelse bir kaşık suda boğarlar. Yahudiler zamanında isa Aleyhisselam'a çok eziyet etmişlerdir. Meryem Validemiz hakkında da ulu orta konuşurlar. Hatta Hıristiyanlar Hazret-i isa'nın Yahudiler tarafından öldürüldüğünü sanırlar. (Biz göğe kaldırıldığına inanırız.)
    Batılılar Yahudilere eskiden de hasımdırlar. Misal Roma imparatoru Titus Kudüs'e girer, alayını tarumar eder, tapınaklarını yıkar. Zaten o günden sonra bir daha toparlanamaz, sağda solda bölük pörçük yaşarlar.
    Almanlar, Fransızlar açıkça Yahudi düşmanıdırlar. Ruslar Çarımıza yan baktın bahanesi ile pogrom (kıyım) uygularlar. italyanlar ise aralarına bile almaz duvarların ardına (gettolara) tıkarlar. ispanyolların sabıkası malumdur, yakalasalar kıtır kıtır doğrarlar. Hani 1492'de Bayezid Han da donanmayı yollamasa...
    Yahudilerin en rahat yaşadıkları şehirler istanbul, izmir ve Selanik'tir, Osmanlı yurdunda saklanma ihtiyacı duymazlar.
    ingilizlerin Yahudileri Filistin'e yerleştirmek istemelerinin iki sebebi olabilir. Bir; yakalarından düşsünler, uzak dursunlar.... iki; Müslümanlarla takışsın, ortalığı karıştırsınlar. Arap Yahudi birbirini yesin, onlar da petrolü hortumlasınlar.

    CAZiP TEKLiF
    ingiliz hükümeti Filistin'deki konsoloslarını, Yahudileri himâyeye memur edince (1848) ufaktan ufaktan Yahudi göçü başlar. 1870-96 yılları arasında Filistin&'de tarım kolonileri belirir. iyi de böyle kaçak göçek nereye kadar?
    Devlet kurmak şirket kurmaya benzemez, hukuki bir zemini olmalı, en azından sultanın rızasını almalıdırlar.
    Aslında tam zamanıdır, Osmanlı maliyesi zor durumdadır, dış borç gırtlağı aşar. Abdülhamid Han modern bir ordu kurmak, adam yetiştirmek, sanayileşmek, eğitim ve sağlık hizmetlerini yaymak için çırpınmaktadır âdeta. Takdir edersiniz ki bütün bu işler paraya bakar.
    Theodor Herzl, fırsat bu fırsat deyip sarayın kapısını aşındırır. Ulu hakan Basel'deki kongreden haberdardır, ünlü Siyonist'in ne isteyeceğini bilir, kapıyı kapalı tutar. O da mesajını Leh asıllı Kont Philipp de Newlinsky vasıtasıyla ulaştırır. Filistin'de sembolik bir Cumhuriyet kurma iznine karşılık dudak uçuklatıcı teklifler yapar. Buna göre Yahûdîler Osmanlı devletine büyük nakdi yardımlarda bulunacak, bir deniz üssü inşâ edecek, bahriyeyi donatacak, Sultanın siyasetini Avrupa'da destekleyecek ve talebelerimizi Filistin'de kuracakları üniversitede okutacaktırlar.

    UNUTULMAZ CEVAP
    Abdülhamîd Han, kararlıdır Bakasın Newlinsky Efendi! der, Eğer Mr. Herzl, senin, benim arkadaşım olduğun gibi arkadaşın ise ona söyle! Ben bir karış dahi toprak satmam, zîrâ o toprağı milletim kan dökerek kazandı, kanlarıyla mahsuldâr kıldı. Benim Suriye ve Filistin alaylarımın efrâdı birer birer Plevne'de şehid düştü. Bir tânesi dahi geri dönmedi, hepsi muhârebe meydanında kaldı. Hiç canlı bir vücuttan parça verilebilir mi? Filistin de bizim parçamız, o koparsa kanlarımızla örteriz. Filistin'e cesetlerimizi çiğnenerek girilebilir ancak! Böyle bir teklif yapan adam bir adım daha atmasın ve memleketimi terk etsin derhal!
    Bu net cevâba rağmen Herzl, işin peşini bırakmaz Sultana müteaddit defalar mektup yollar, rakamları yükseltir, ilave teklifler yapar. Lâkin Ulu Hakan haberleşmeyi kat'î bir şekilde keser, iğne ucu kadar ümit vermez ona...
    O günden sonra Yahudilere vize uygulanır, Filistin'e yerleşmeleri, mülk edinmeleri kesinkes yasaklanır. Seyyahlara, tacirlere belli bir süre tanınır, üç ayı dolduran sınırdışı edilir, Filistin’de duramaz. Ancak yerli Yahudilere getirilen bir sınırlama yoktur, bunun için de tedbir düşünür, Filistin'in en mümbit arazilerini satın alır, tapuları bizzat elinde toplar.

    HAiNLER SAHNEDE
    Peki sonra olur? Siyonistler de ittihatçılar arasına sızar, teşkilatı kullanırlar. Mesela Nissim Mazliyah ittihat ve Terakki gazetesinde yazarlık yapar, bilahare izmir milletvekili olarak meclise girer, teşkilata yön vermeye başlar.
    Bir başka iş birlikçi Rafael Benuziyar'ın Selanik'te eczanesi vardır, Jön Türkler burada buluşurlar. Benuziyar militan gibi çalışır, Meşrutiyetin ilan edileceği gün şehrin duvarlarını bildiriye boyar. Aşer ve Avram Salem kardeşler, Leon Gatezno, manifaturacı Tiamo servetlerini Jön Türklerin emrine sunar. (Avram Galante)
    Kaldı ki Jönler, Abdülhamid Han ne söylediysetersini yapmaya hazırdırlar. Eh işin ucunda servet ve ikbal de vardır. Filistindeki memurlar evraklarda tahrifat yaparak Yahudi göçmenleri nüfusa kaydeder, havalide meskunmuş gibi göstermeye başlarlar. Aldıkları bahşişler bir yana, arazi ticaretine girişir, kuruşlu paralara kapattıkları toprakları binlerce altın karşılığı satar, yükü tutarlar. (Belgeler... Ahmet Uçar - Tarih Düşünce 2002 Haziran)
    Elbette helal süt emmiş vatan evladları buna karşı koyar, mesela Akka Mutasarrıfı Zeyyur Paşa mevzuyu inceler, rüşvet, iltimas, iskan iddialarını belgelendirmeye başlar. Ancak Babıalideki mason devlet adamları ayağını kaydırır, tayinini apar topar Çanakkale'ye çıkarırlar.
    Çanakkale demişken aklıma geldi, Yahudiler Osmanlı idaresinde beyler paşalar gibi yaşamalarına rağmen huzur batar, gönüllü olarak ingilizlerin emrine girer, Çanakkale'de düşmanın yanında olurlar. Jabotinsky'nin örgütlediği militanlar Siyon Katırcı Birliği'nde üniforma kuşanırlar. Ben Gurion, Ben Zvi gibi isimlerin yer aldığı tüfekli tabur Çanakkale'ye ulaşamadan harp biter, sıkamadıkları mermileri Filistin'e saklarlar.

    SADAKATiN BEDELi
    Abdülhamid Han'a hal kararını bildiren heyet içinde Türk yoktur, sebebi anlaşılsın diye bilhassa Yahudi Emanuel Karosso'yu (Danone'cilerin dedesi olur) öne çıkarırlar. 1909'da kurulan ittihat ve Terakkî hükûmetinde üç Yahûdî nâzır yer alır ve alel acele çıkartılan bir kânunla ekalliyete toprak alabilme izni sağlanır. Abdülhamîd Han'ın şahsına âit arâzilere de el koyar, Yahûdîlere satarlar.
    Yine aynı hükümet Kerkük ve Musul'daki Sultana ait arazileri devletleştirir. Ardından zikrolunan arazileri ipotek ettirerek Londra'dan borç alırlar...
    Sonrasını tahmin edebiliyorsunuz, borcu kasıtlı olarak sallarlar, ingiliz'e de yöreye çöreklenme hakkı doğar.
    Eğer bahsi geçen araziler hanedana intikal edebilmiş olsaydı, israil ve Irak hükümetlerine bakın tapusu bizde diyebilecektik şu anda...
    Nedendir bilinmez bazıları Filistinlileri paragözlülükle ve ihanetle suçlasalar da garipler (istisnaları saymazsak) Yahudilere mülk satmaz. Abdülhamidli yıllarda satmaları kanunen mümkün değildir zaten, sonrasında da siyonistler para harcamaz. Manda yönetimini arkalar baskı ve terörle yayılırlar. ingilizler, direnen halkın evlerini başına yıkar, yöreden uzaklaşmalarını sağlar. Siyonistler bu ev yıkma geleneğini Britanyalılardan miras alırlar.
    israil'e en büyük kıyağı Birleşmiş Milletler yapar, azınlıkta olmalarına rağmen toprakların yarıdan fazlasını Yahudilere sunar.

    DEVLET TERÖRÜYLE
    Sonrası malumunuz...
    Arap liderler birbirleri ile uğraşmaktan omuz omuza veremez, cephe açamazlar. Çıkan bir iki gönülsüz savaşta kendi topraklarını bile koruyamazlar. ABD ve ingiltere yangına körük sıkar, kaşla göz arasında petrolü buharlaştırır, zemini kuruturlar.
    ilerleyen yıllarda israil, Filistin'i Müslümanlar için yaşanmaz bir yer haline getirmeye çabalar. Göstere göstere cinayet işler, katliam yapar. Mektep medrese yıkar, dozerlerle bağları, bahçeleri, zeytinlikleri bozar.
    Siyonistler Avrupa'da hayli ezilmiş, aşağılanmıştırlar. iktidar olsalar da kompleksten kurtulamaz, çözümü zorbalıkta ararlar.
    Bu arada hikayeyi tamamlayalım. Theodor Herzl israil'in kurulduğunu göremez, Abdülhamid Han'ın tavizsiz yaklaşımı moralini bozmuş, ümidini kırmıştır. Nitekim ölümüne de Uganda'ya mı gitsek tartışması bahane olur. Hararetli münakaşa tansiyonunu yükseltmiştir ihtimal. (1904)
    Cesedini yıllar sonra alır getirir, Kudüs'te toprağa bırakırlar.
    Her ne kadar yazının sonuna demek ki neymiş efendim deyip ana fikir özetleyenlerden hazzetmesem de söylemesem içimde kalacak. israil'in kuruluşunda Theodor Herzl'in gayretleri ve ingiltere'nin himayesi ortadadır ama en büyük pay ittihatçılarındır. Siyonistlere oyuncak olan darbeci çetenin zulmeti sadece bizi tutmaz, ulaşır taaa Gazze'ye kadar.

    Yahudilerin Filistin'e yerleşmesine karşı çıkan Filistinlilerle savaşmak için kurulan Hagana örgütü, siyonistleri israil'e Theodor Herzl isimli gemiyle taşır.

    irfan Özfatura-Türkiye.

    http://www.herkonudan.com...-adam-theodor-herzl-.html
    0 ...
© 2025 uludağ sözlük