entellektüel, yazar, münevver gibi edinilmesi zor sıfatları sonuna kadar hakeden, usta ve cesur kalem. odatv.com adresinde yayınladığı yazıları sevinçle takip etmekteyim. zira kendisi gibi sözünü sakınmadan, sadece gerçekleri ve inandıklarını cesurca ve samimi bir üslupla kaleme alabilen pek az kişi var ülkemizde.* ve tabiki yazdığı ve birbirinden mühim, değerli kitapları okunası, okutulasıdır nazarımda.
nihat genç ve ülkemizin gerçek aydınlarını susturulmuş, bu komedi basınımızın ana kaynaklarında görememize şaşırmıyoruz artık.* lakin hipnotize edilmiş yığınların bu sesleri duyabilmeleri gerek.
'züğürt evliya' başlıklı son yazısı ise yine dikkate değer ve aydınlatıcı. din* ve adalet kavramlarının arasındaki bağlantıları çok güzel ifade etmiş; 'Tanrı dediğimiz aslında adalettir' diyor.
milliyetçi parti komünist kanadı - ki kendileri bu kanadın tek temsilcisi olma sıfatına layıktırlar - her köşe yazısı dönem dönem aynı şeyi dikte etmekte olan
fakat tüm konuşma ve yazıların kronolojik olmayan bir sıra ile değerlendirilmesi sonucu nasıl çabuk fikir değiştirdiği konusuna büyük bir rahatlıkla hakim olunabilecek yazardırlar kendileri.
'dar alanda tufan' adlı kitabını çıkarmıştı. 'bezgin bekir' in çizeri ve derginin iki ortağından biri olan tuncay akgün, köşesinin altında tavsiye babında 'okuyun', yazdı. Tanındı. Dost oldular, geldi dergide yazdı. Kendi deyimiyle, 'hayatını en çok yazan' yazar oldu. Tuhaf olan bir şey vardı. Adam sağ'dan geliyordu ve 'sağ'dan hiç iyi bir şey gelir mi lan?' diye düşünen cenahın içine girmişti. 'cumartesi anneleriyle' ilgili köşe yazısı hala bu mevzuda yazılmış en vicdanlı yazı olarak duruyordur. ilk polemiğini lutfu oflaz ile yaşadı. Hiç imza günü düzenlemeyeceğini iddia etti. Düzenledi. Parmaklarında kemik yokmuş gibinin gerçek olduğunu okurları gördü. 'sağolasın izocam' adlı öyküsüne körkütük aşık olmuş çocuğu o imza gününde tanıdım. ödp tayfasıyla takıştı. 'fatsa da kontgerila imiş' saçma bir isim benzerliği iddiasıyla. Arkadaş ortamında anlatılan çok fıkrası oldu. Nalına da mıhına da vuran adam diyordum. 'ardından dökecek bir tas suyumuz var tayyip erdoğan' başlıklı yazılar yazdı ve allah kahretsin o vakitler doğruydu. 'punk
--spoiler--
iktidarın ve Amerika'nın hesabı ta baştan yanlıştı, Türkiye'deki muhalefeti Orta Amerika ülkeleriyle karıştırdılar, ya da Türkiye'deki muhalefete illegal bir örgüt muamelesi çektiler. Yani burası birkaç milyonluk ülke değil, karşısında da üye sayısı bir kaç yüz binlik bir muhalefet yok. Beş- altı yüz kişiyi içeri tıkıp gözdağı verip bu muazzam muhalefeti durdurabileceklerini düşündüler, bugün işte bu hesapları bir daha hüsrana dönüştü.
--spoiler--
10 sene öncesiyle 10 sene sonrası aynı olup, hiç yaşlanma belirtisi göstermeyen, hep aynı yaştaymış gibi duran vatansever düşünceli yorumlarıyla ekranlara renk katan ama artık kimsenin korkudan ekranlara taşıyamadığı cesur yürek. amerikan köpekleri kitabı muhakkak okunması gereken kitaplarından biridir. yalnız yıllarca uğraşmama rağmen bir ofli hoca kitabını bulup okuyamadım ya ona yanıyorum.
Tabii ki Amerikan egemenliği yerel muhalifleri temizlerken, hepsi 'zevkten dört köşeydi'. Üstelik yüzde yüz bir temizlik, kılçıksız, YÖK'ünden ÖSYM'sine, hakimler yargıçlar kurullarına kadar. Ee bu kadar beleş'e kondun artık israil'in Gazzede halkı öldürmesine susacaksın. Sana kalmış, ''bu kadar değerli mal'ı kaybetmeyi göze alabilirsen, buyur dış politikada ECEViT, ERBAKAN gibi bir dil kullan da görelim bakalım'' derler adama.
tv konuşmalarını özlediğimiz yazar. nihayet yeniden konuşmaya başlamıştır.şaşırdığım konulardan biride: hala tutuklanıp içeri atılmamasıdır. sanırım ulusal kahraman ilan etmek istemiyorlar.