fikir vermesi açısından yazının özeti sayılabilecek bir alıntı:
"Ordunuz cemaatin kadrolarıyla felç olmuştur, ülke her an her türlü darbe suikast iç savaş gibi karışıklığın içine düşmesi an meselesidir, ve cemaat ordudaki bu gizli derin güçün tehdidi ve güveniyle gizli yapılarını bu badireden kurtarmayı garanti altına almıştır.
Bu işin önceliği teorisi düşünülecek zamanı yok, önce gırtlağınızı sıkıp boğmakta şah damarınızı kesmekte olan o iblislerin elinden kurtulacaksınız, işte ikinci defa, Gezideki gibi halk olacağız, yeniden muhalif sen ben ayırmadan hep birlikte kardeşçe halk ordusu olacağız "
bu alıntılanan kısım ve ek olarak yazının diğer bölümlerden anlaşılan mekanizma şu:
a) cemaat orduyu ele geçirdi
b) cemaat orduyu ve her türlü yöntemi kullanarak kendisini koruyacak
c) tayyip/akp zaten ayvayı yedi, memlekete faydası yok, kendilerine bile yok
d) içerdeki subayların kitapları okunacak, ordu nasıl ve hangi yapılarıyla ele geçirilmiş öğrenilecek
e) gezi tarzı bir halk ordusu kurulacak
d) teoriye gerek yok, derhal harekete geçilecek, hem cemaat hem de akp temizlenecek
f) ohh, kurtulduk
kardeş, senin kafan karışmış, hadi gidişattan dolayı mazeretin var diyelim. ancak bazı konuları netleştirmek lazım. mesela eğer vaziyet bu kadar vahim ve "teori"ye, laf kalabalığına gerek yok diyorsan kimsenin gidip içerdekilerin kitaplarını okuyacak zamanı yok demektir, öyle değil mi? halk "ordu"sundan bahsediyorsan "demokratik" yollarla mücadele olmaz; o ordunu kurarsın/oluşturursun, fransız ihtilali hesabı hapishaneleri basar içerdekileri salıverirsin, istiklal mahkemeleri tarzı yapılar kurarsın ve sana göre memleketi bu hale getiren gizli/açık, düz/paralel tüm yapı ve kişileri yargılarsın, cezalarını verirsin.
ha, bana dersen ki, yok biz herşeyi "demokratik" yollarla yapacağız; işte o zaman kendine anayasa gibi, hukukun üstünlüğü gibi bir takım kriterleri alırsın -tıpkı gezi'deki barışçıl ve sivil yapı gibi-, tüm bu gizli kapaklı, derinli karanlıklı, yalanlı mafyalı yapıdan farklı olarak, konuşarak, tartışarak ve tavır koyarak yeni bir kültür ve gelecek dizayn edersin.
ama hem o hem öbürü olmaz. en azından "aynı anda" olmaz:
bak atatürk'e, önce savaştı, sonra sivilleştirme işine girdi.
bak akp'ye, önce demokratik ve uzlaşma yollarıyla geldi, sonra diktalaştı.
bak cemaate, önce sessizce kadrolaştı, sonra? sonrası henüz daha senin öngördüğün noktaya gelmedi, çünkü liderleri "zamansız öten horoz olmayın" talimatı vermişti, değil mi?
neyse nihat genç, kafan karışıksa gençlerin de kafasını karıştırma: önce bir sakinleş, durumu tahlil et, ne istediğine karar ver, ondan sonra gerekiyorsa gaz verme işlerine giriş. ya da sadece "tahlil" et, zira tahlil tabloların eylem tavsiyelerinden daha hallice...
kızılay da ya da kolej semti civarlarında sıkça gördüğüm kişi. söylemlerine bakarsak karşımızda mütevazi bir kişi olması gerekli ama. şişkin egodan yanına yaklaşılmıyor maşallah...
ulusal tv de program yapan siyaset yorumcusudur. alışkın olunmayan bir üslubu vardır. sert keskin dili ile seveni sevmeyeni tam bir kutup ayrımındadır.
yüksek egolu, yalçın küçük gibi bağıra çağıra konuşan, bilge devrimci edaları takınıp, halka tepeden bakarak siyasi yorumlar yapan insan. bir tv programında, milli iradenin tecellisi olan seçimlerde, hür iradesini akp lehine kullanan halk için aşağıdaki cümleleri söylemiştir.
"Şimdi de bu insanlardan, böcekvari insanlardan aldığınız oylarla övünüyorsunuz. Bunlardan herkes oy alır. Bunlara şeker veren de oy alır, yarım dilim ekmek veren de oy alır, bunlara merhaba diyen de oy alır. Bunlardan herkes oy alır. birkaç tane sanatçıdan, yazardan, ciddi siyasetçiden, zeki insanlardan, bayrağına sahip, ülkesine sahip, amerika'ya karşı diklenen insanlardan oy alamazsınız. Böceklerden alırsınız. Bunlara atarsınız kömürü, atarsınız bilmem neyi oy alırsın. Bunlar bakteri.
Onur ve şeref kazınmış ve çıkartılmıştır bu topraklardan. Utancım budur. 500 tane milletvekili iki de bir çıkıp biz çoğunluğuz, halk bizi seçti... lan seçerse seçsin işte şu mescit dolusu insan, tavuk. Onur yok, şeref yok."
ulusalkanal ve halk tv'de yaptığı ateşli konuşmaları -bunları söylemek istiyorum- diye noktalayan, bu ifadeyle de beni gülümseten güzel insan. çin denizinden cebeli tarığa kadar türk birliği için yanıp tutuştuğum romantizm dolu lise yıllarımda bile lemanda çıkacak yazılarını sabırsızlıkla beklediğim halk adamı. iyi ki varsın be nihat abi.
gerçi sadece nihat genç e ait bir durum değil. artık bu ülkenin gerçek düşünürleri (yandaş itler hariç) ülke hakkında gerçek manada karamsar olmuştur. videodaki konuşması özellikle tavsiye edilir. işe tarafsız açıdan bakıp özeleştiri yapılması şarttır artık.
Nihat Abi Türkiye'nin en önde gelen bağımsız yazarıdır. Bu toprağın çocuğudur. Yazacak yer çıkacak kanal bulamasa , peçeteye yazsa, Emek'te çıkıp konuşşa ben yine ilk onu okur ve yine ilk onu dinlerim
kemal kılıçdaroğlu'nun kobane teklifi hakkında 'bonzai içilse böyle bir laf edilmez' şeklinde bir yorumda bulunarak kahkaha attırmış türkiye'nin sayılı gerçek entelektüellerinden.
eski yazı ve hikayelerinin derlenip toplandığı tek tabanca april yayınlarından çıkmış.
öğrencilik yıllarında iletişim yayınlarından çıkardı nihat genç'in kitapları*, fiyatlar fahiş, öğrencisin, korsana yönelmek istemiyorsun olmuyor. bekleki arkadaşın okusun ondan alasın.*
(bkz: bu çağın soylusu)
(bkz: karanlığa okunan ezanlar)
söylediklerinin %99'una katıldığım yürek yemiş aydındır. bu gece 1 gibi dinlemeye başladım, saat 4.30 oldu. sabah 8.40 ders var. kimin umrunda? helal olsun sana nihat genç.
"eleştiriye tezahüriyat göstermekte zorlanan.. " gibi bir cümle yazmayı başaran(!) cahillerin eleştirdiği kıymetli yazarımızdır.
"cehaletinden utan" diyeceğim ama demiyorum. zira kendini bilmezlik, haddini bilmezlik ve utanmazlık yobazların alamet-i farikasıdır. ilgili şahıs bu özelliklere sahip olmasa, zaten cahil ve yobaz olmaz, böyle saçmalamazdı.
Aşk saf insanları ister. aşk denilen şey insana öğretilmez. bir kapıcının kızı, prenseslerden daha derin; bir köylü kızı, bütün sultanlardan daha büyük aşk yaşayabilir.
aşk, biraz saflık ister. hin bir adamdan, fırıldak bir adamdan aşk çıkmaz. bu kadar fırıldak bir adam âşık olamaz, bizi kandırmayın. aşk; saf insanlardır. mührü bozulmamış, kalbine kirlilik girmemiş, rüzgâra bakıp ağlayan, dağlarına bakıp ağlayan insanlardır, kuş gibi insanlardır, saf insanlardır. senin kadar cin, tezgâhçı, işbirlikçi, horoz, fırıldak bir adam âşık olacakmış! böyle bir aşka inanmıyorum...