sanatçı denince akla bu adam gelir işte. memleketimi pek sevmem, ama bu adam öyle bir adam ki hemşehrisi olmak gurur veriyor. üstünden seneler geçse de eserlerinin kalıcılığının bozulmayacağına inandığım, her türküsüyle insana farklı farklı şeyler yaşatan üstat. iyi ki var.
kıbrısın fethinden, 13 yaşında aşık olduğu melo'suna kadar her duyguyu divan sazının telleriyle dile dökmüş, dinlenildiğinde içiren, içirdiğinde dinleten türk ozanı.
tayyip erdoğanı, " sigara içmeyip de avradı mı dövsün! " cümlesiyle rencide etmiş, nil karaibrahimamcagiller adlı canlıya cevap olarak " gençtir, bilmemiştir." diyebilecek kadar mutevazi gönül dostudur.
ne zaman sol framede görsem, hakkında bir şeyler yazasım gelen yüce ozan.. canlı canlı dinleyemeden, o bağlamanın sesini yakından hissedemeden göçmek istemiyorum şu dünyadan.
Almanya 'ya gitme sebebi hakkında iki görüş vardır. 1) sahnede felç geçirmiş ve Almanya ' ya abisinin yanınatedavi olmak amacı ile. 2) 1980 döneminde olaylara karışmamak için çünkü kardeşin kardeşi öldürdüğü bir dönemdir.
ayaklarınızın turabı gönüllerinizin hızmatçısıyım. ben bu yaşıma gadar nota akor . . . pek bilmedim,ırahmetli babam şöyle der idi efendim : 'göonünden geçeni barnakları işleyecek.' budur neşet ertaş'ın sanatı budur insan sevgisi candanlığı .
sene 1998. 7 yaşındayım. babaannemle dedem dedikodu yaparlar:
- ne buldu o leyla da. çilli de bir kızdı.
- leyla ydı o, kadın. onun leylasıydı. (babaanneme söylüyor)
sene 2000. ankara dan istanbul a taşındıktan bir sene kadar sonra babaannemleri ziyarete gelmişiz. amcam kapıdan içeri giriyor:
- ana neşet gelmiş.
- ammaaaaaan kurban olurum essah mı. köye gidelim hadi.
- ankara da konser verecekmiş zaten şimdi istanbul daymış.
bu sohbetlerle büyüdüm. bir istanbul da bir ankara da (bugüne dek birkaç kez gittiğim çiçekdağ da). bir kırşehirli olarak kanımda dolaşan kanını ezberimdeki türkülerini bir an bile unutmadım. bir zaman rahmetli demişlerdi televizyonda. sanırım ilkokuldaydım. ağlamıştım. babam "ölmedi ölmedi. ölse duyarız." demişti. çocukluğuma dair bir ahmet kaya nın bir de neşet in yeri apayrıdır. neşet i dinlemeyen, bir düğün oldu mu kaşıklarını kapıp düğüne gitmeyen, ne ankaralı ne çiçekdağlı sayılırdı o zamanlar.
severiz kendisini. uzun ömürler diliyorum.