zekası ile güldürebilen nadir insanlardan biriydi rahmetli. zamsalak ve sizin ki can da bizim ki patlıcan mı tiyatro gösterilerini canım sıkıldıkça youtubedan izlerim hala.
şu adamın elini öpmek gibi bir hayalim vardı küçükken. oyunlarını izledikçe kendine olan hayranlığım kat kat artıyordu.
Elini öpmek nasip olmadı. Umarım öbür tarafta karşılaşırız.
"Benim gençliğimde herkeste Amerika'ya gitmek gibi çok yoğun bir istek vardı. Bu yüzden liman cüzdanı çıkarttım ve gemici oldum. Hiç unutmam, bir Panama şilebinde çalıştım. Gemide kimsenin canı sıkılmazdı. Onlara fıkralar anlatır, taklitler yapardım. Herkes çok gülerdi. Sonra askere gittim, orada da arkadaşlarımı çok güldürürdüm. Giderek insanların yüzünü güldürmek bende tutku oldu. Sonra da tiyatro başladı zaten."
yitip giden bir efsane.torunu tüm hızıyla dedesinin ismini yaşatmaya and içmiş.yalnız jr nejat uygur yetenekli zaten o aileden boş insan çok çıkması zor.
vafatının 40. günü olan büyük usta.
Son yazdığı şiirinde; "Hayatımda ilk defa katıla katıla gülüyorum; çünkü, kırkım dolmadan unutulacağımı biliyorum." diyor. rahat uyu, ruhun şâd olsun.
O şiir;
Biliyorum,
Caminin avlusunda toplanan kalabalık bana değil,
Gelen ünlüleri görmek için..
"Aaa, o da burda, şu da burda." deyip,
Beni musalla taşında unutanları görüyorum..
Hayatımda ilk defa katıla katıla gülüyorum;
Çünkü, kırkım dolmadan unutulacağımı biliyorum..
Yaşlı bir selvi ağacının gölgesinde oturup,
Yılların yorgunluğunu çıkarıyorum..
Birden önümden sırasıyla Nisa'lar, Tolga'lar, Sadri'ler
Daha birçok sanatçılar geçiyor,
Selam veriyorum, hiçbiri görmüyor,
Sesleniyorum: 'Anne, ben buradayım, Baba, ben buradayım.'
Sesleniyorum ama kimse duymuyor..