beni duygu ishali yapmış film. bir kötü hissediyorum, bir içim acıyo, bir gülüyorum, bir gülmekten altıma sıçıyorum, sinirim yine bozuluyo, boğazıma bir şey takılıyor. milliyetçi ya da politikayla ilgili bir insan değilim. beni bu duygulara sevkeden, herhangi bir insanın, her an gelebilecek bir ölümle beraber yaşamaya çalışması. buna rağmen gülmesi, eğlenmesi, bir golün her şeyi unutturması. ve bunun sadece bir filmden ibaret değil, biz onu izlerken bu duyguları gerçekten birçok insanın yaşaması.
milliyetçi bir türk genci olarak beğenmediğim film. askerlerimiz o dağ sıçanları karşısında elleri ayakları birbirine dolaşan kişiler olarak değil de hakettikleri gibi kahramanlar olarak anlatılmalıydı bence. Hadi savaş esnasıdır böyle şeyler olabilir tamam, filmin böyle yapılması gerçeklik payını arttırmış olabilir buna da tamam. fakat böyle film 1 tane var zaten, amerika daki gibi aynı konu üzerine çekilmiş 1958190258129 tane filmimiz olsa eyvallah da, zaten 1 tane var adam gibi onun da bizi acındaran bir şekilde yapılması kanıma dokundu benim.
2 saat boyunca bir türk askeri ve bir pkklı(o.ç) birbirine çeşitli yollarla mesajlar gönderdi. savaşa hazırlanıldı, orda da hiç türk askerine yakışmayan bir şekilde şişman bir herifin ağlaması gösterildi. en sinirlendiğim kısımda buydu zaten. ben bütün o pkklıların götüne silah sokulmasını beklerken, askerlerin ağlayarak gösterilmesi gerçekten inanılmaz sinir bozucuydu. eyvallah gerçeklik payı vardı, savaş anı bu nolacağı bilinmez. insan şokta gibi olur belki doğrudur ama 3-5 tane çapulcunun bir karakolu basması, bu baskın esnasında da askerlerin hüngür hüngür ağlayarak gösterilmesi üstüne bir de nerdeyse herkesin öldürülmesi sadece ve sadeece türk askerine hakarettir. her neyse kesinlikle beğenmediğim bir film, hatta, kaç ay önce izlemiş olmama rağmen hala sinirlendiğim sövdüğüm yapımcılarına ana avrat gittiğim bir film. her ne kadar türk askeri için yapılmış olsa da bana sadece hakaret gibi geldi.
şimdi bazı insanlar yarram sen oraya gitsen altına sıçarsın falan diyebilir, ben kendimden eminim ama yine de öyle bir durumu yaşamadığım için net konuşamıyorum. fakat yazma amacım da zaten ben daha iyisini yaparım, türk askeri mükemmel hiç ağlamaz, yemek yemez, sıçmaz, ölmez falan diye de değildir. yazma amacım bu tarz olan sadece bir filmin yapılması ve o filmin de bizi acındırmasını eleştirmektir. kendini acındırmak o köpeklerin yapacağı iştir bizim değil.
iyi olduğunu sanan film. hatta film olduğunu sanan film. yarım saat geç girin kaçıracağınız hiçbir şey yok. tanıtımına filmin yapımından daha çok para harcanmış gibi görünen nefes, her yönüyle bir fiyasko. ilk olarak -çok belli- önceden yazılmış bir senaryosu yok. filmin yarısı bir liselinin bile çok daha iyisini yazabileceği bir mektuptan, komutanın iki askerine uzun uzun konuştuğu saçma sapan laflardan ibaret. propaganda-belgesel arası, askerlerin kimler, askerliğin ne olduğunun anlatıldığı sekansı da (?) ekleyelim. güzel görüntüler vardı diyecek olanlara, komutanın, hacettepeli tabibe uzun uzun saçmaladığı çekimi hatırlatmak yeterli olsa gerek. hani şu iki adamın burunlarının birbirine girdiği acayip açı. güzel görüntü dediğiniz epi topu 10 kareyi fotoğraflayıp çıkarın geriye kalana bakın bir de.
okuduğum birçok yorum yazarı yanılıyor, nefes bir ilk film değildir. benim bildiklerim yazı tura (2004) ve fotoğraf (2001) doğu sorunu (o zaman öyle isim veriliyordu) üzerine yapılmış filmler. fotoğraf'ta kısa bir eğitim sahnesi vardır, bilin ki askerlik öyle bir şeydir nefes'teki gibi değil. yazı tura ise hala bu konunun en iyi filmidir.
peki neden çok beğeniliyor? soysuzlar çetesi'ni izlediniz mi? filmde naziler bir propaganda filmini iyi film sanıp tezahüratlarla, alkışlarla izliyorlardı. işte nefes öyle bir filmdir o yüzden beğenilmiştir.
neyse ki zaman her şeyi gösterecek, nefes filmi sinema tarihinden silinip gidecektir.
yüzbaşı ve bankacı asteğmen arasındaki diyalog: yüzbaşı...
- ben ev kredisi için başvursam ne isterler benden?
- valla ben kredi bölümünde diildim ama heralde bi teminat isterler.
- eee benim teminatım bu dağlar...
- teminat gösterilecek şeyin sizin üzerinize olması gerekir sanırım..
- hııı...tapusu yok, tapusu olmayınca bu dağlar bi bankacının gözünde beş para etmez.di mi?
ilk 10 dakikasından sonra uzatılmış sahneleri, bitmek bilmeyen diyaloglarıyla fazlasıyla sıkıntı veren bir film.
--spoiler--
Ben böyle bir şey görmedim. Herhalde rahat bir 30 dakika komutanın eşine yazdığı mektubu dinledik. Ayrıca filmin sonunda o ne biçim Türk askeri profili çizmektir. Oraya her an baskın yapılabileceği biliniyor, buna göre askerler eğitiliyor ( gerçi düzgün bir eğitim sahnesi falan da görmedik ya neyse ) ve her an askerimiz tetikte bekliyor. Sonra o beklenen çatışma anı gelince askerlerimiz şaşkına dönmüş bir halde oradan oraya savruluyorlar, komutan çaresizce bir köşede kalıyor, askerler arası bağlantı kopuyor falan.
--spoiler--
dün izlediğim, türkiyenin terör gerçeğini başka bir başka bakış açısıyla anlatan ve daha önceden pek de benzeri bulunmayan bir film. doğuda, ülkenin ücra köşelerindeki karakolllardaki hayatı ve orada görev yapan askerlerin durumunu gerçekçi bir şekilde aktarmaktadır.
---spoiler---
film bize doğuda görev yapan askerlere ne kadar minnet duymamız gerektiğini, burada yer alan çatışmanın ne kadar anlamsız olduğunu göstermekte aynı zamanda. bunu ne kadar iyi anlatıyor? bence fena değil. yani filmin sonunda savaşa lanet ediyor insan.
filmde birkaç tane daha iyi yön var. mesela en sondaki karakol baskını gerçekten müthişti. buradaki oyunculuklar, atmosfer, çatışmanın gerçekçiliği gerçekten müthişti. bu sahne türk sineması da böyle çatışma sahneleri yapabiliyormuş demek ki detirtti bana. ayrıca da doktor kod adlı terörist ile delilik ile normallik arasında gidip gelen komutan arasındaki konuşmalar gerçekten ilgi çekiciydi. filmin durgunluğunda insanı irkiltiyordu birden doktorun sesini duymamız. gerçi filmin sonu da dahil sadece sesini duyabildik kendisinin. zaten komutan da kendisi de mefta oldu filmin sonunda.
ayrıca da o asker sevgilisine alaylı bir şekilde "sen şimdi beni koruyosun orda. senin sayende rahat uyuyorum burda" diyip terkeden kaltağa da "fuck you" diyorum.
---spoiler---
son olarak tavsiye edebileceğim bir film olduğunu söyliyim. hiçbir taraf için propaganda yapmamakta. popülist davranmamakta. izleyin derim!
ön yargılı yaklaştığım bir filmdi. 'kesin tsk yalakalığı yapan bir filmdir. kesin kahramanlık hikayeleriyle milliyetçilik duygularını sömürecekler' şeklinde ön yargıya sahiptim. lakin öyle çıkmadı bu yönden takdir ettim. hatta bizdeki askerlik sistemine yaptığı eleştiriler sayesinde tebriklerimi kazanmıştır bu film ve filmde emeği geçenler. tabi bu eleştiri belirli bir çerçevedeydi rahatlıkla söyleyememişler ama gene de belirtmişler ki bu çok cesurca ve önemli bir adımdır. bu yönden tebrik etmek lazım. genel olarak film kişide amatör kısa film tadı vermektedir. açıkçası bu tatta yakışmış bu filme çünkü dediğim gibi filmde kahramanlık anlatılmıyor aslında sadece askerlerin yaşadığı gerek psikolojik gerek fiziksel zorluklar gösterilmiş ve eleştirilmiş. bu yüzden bu amatör tat iyi gitmiş.
--spoiler--
beni filmde en çok etkileyen yer mete yüzbaşının, eşi zeynep'e yazdığı mektubu okuduğu sahnelerdi.. mete yüzbaşı bu satırları okurken gördüğümüz sahnelerle iyice işledi aslında. ayrıca ne güzel yazmış yahu. bilmiyorum, belki de duygusal bir dönemde olduğumdan o sahneye kilitlenmişimdir. neyse..
bir de samsun'lu askerin gece telefon açtığı sahne yani tam kız alo derken asker vurulur. işte orada hass.ktir dedim. etkiledi yani. *
he.. bir de şu diyalog güzeldi:
doktor: burası senin mezarın olacak.
mete yüzbaşı: vatan sağ olsun.
--spoiler--
"bayrağa sarılı tabutunuz 45 saniye görünecek televizyon'da" repliğiyle aklımdan silinmeyen, bugünlerde tekrar bu sözün kanıtlandığını görünce ne kadar da gerçekçi olduğu anlaşılan film.
1-2 yıldır fragmanlarıyla insanları meraka gark eden, türk askerinin tarafından bakarak, güneydoğu'da yıllardır yaşanan savaşı küçük bir karakol özelinden anlatan film. filmin öncelikle sinematografik anlatımına baktığımızda, başarılı bir film olduğunu söyleyebiliriz. oyunculuklardan tutun da görüntü yönetmenliğine, görsel efektlerine kadar iyi bir türk filmidir. sadece çatışma sahnesinde biraz abartı vardı diye düşünüyorum. patlama ve vızır vızır kurşunların ışıkları anlamında. yoksa yaşanan çatışmanın yoğunluğuna hiçbi şey diyeceğim yok. bir de müzik konusunda bi şeye takıldım. filmin tema müziği bana mı öyle geliyor bilmiyorum ama fazlaca schindler'in listesinden etkilenmiş gibi geldi. neyse.. film 1993 gibi pkk ile çatışmanın en yoğun olduğu dönemlerden birinde geçiyor. ve türk askerinin donanımsız karakollarda, baskın yiyeceğini bilerek hayatını sürdürme psikoljisini düşününce insan, içi titremeden edemiyor. şimdi, bugüne kadar sözlükte tartışılan bir sürü şey gördüm, okudum bazen kendim de içinde oldum bu tartışmaların. o yüzden şimdi biraz üstü kapalı yazacağım. film militarist bir film olarak değerlendirmek çok doğru değil, ama militarist ögeler barındırıyor. milliyetçilik dersen vatan var, bayrak var, atatürk heykeli var ama vatan millet sakarya diye bağırdığını düşünmüyorum gene de filmin.. -:(yeri gelmişken söyliyeyim, finalde büstü taşıma sahnesi nedir? var mıdır böyle bi şi, realitesi nedir. herkes bu sahneyi gözü yaşlarla izler, o ayrı. ama böle bi şi yok. kendinizi o karakol baskınındaki askerlerden birinin yerine koyun. baskın bitmiş, şoktasınız, herkes ölmüş, karakol harabe.. hanginiz böyle bi şi yapar, dürüstçe cevap verin.) önemli bi şey daha var filmde. filmin sonunda komutanını, orhan'ı ve diğer askerlerini kaybeden diğer rütbelinin, pkk militanına silahı doğrultup ama öldürmemesiyle verilmeye çalışan mesaja karnımız tok. 30 yıldır süren bu savaşta neler yaşandığını biliyoruz. bunu bi geçin.- ama dikkat edin asker çocuklara.. herkes evini, sevgilisini düşünüyor, konuşuyor. çünkü böyledir asker. kendi deneyimimden yola çıkarak söyliyeyim, antep'in suriye sınır karakolu'nda, 5,5 ay boyunca bir askerden bile vatan millet sakarya edebiyatı duymadım. herkes bitse de gitsek modundaydı. bu bi gerçek. ister sevin ister sövün. filmde de ölürsek şehit miyiz, uykuda ölürsek neyizlerin peşindeler çocuklar. bunlar gerçekçi diyaloglar. bunlar konuşuluyo çünkü askerde. film antimilitarist bir film de değil tabiki. küçük bir karakolda türk askerinin yaşadıkları anlatılıyor işte. ve gerçekçi bir dille. ama bu savaşta kimse haklı gösterilmiyor. çünkü yüzbaşı'nın da dediği gibi "savaşta ya katil olursun ya da kurban" neyse söylencek şey çok ama toparlıyorum... siz ölünce neler olacağını çok güzel anlatıyor yüzbaşı. 45 sn.lik haber malzemesi, geride kalanların feryadı vb. bunlar da çok doğru. gördük hepimiz bunları. ama bi cümle de şunu söylesenize artık; 30 yıldır iki taraftan da can verildi. niye? niiyeee?!!! bugün bu meselenin çözümü adına konuşulabiliniyor olması için bu canların verilmesi mi gerekiyordu? gerekiyor muydu?!! yarın kürtlere bu topraklarda bizim kadar özgür ve kardeşçe yaşanacak haklar verildikten sonra, dönüp bi arkaya bakıcaz heralde. bakın bundan seneler evvel kürt kelimesini telaffuz edemiyorduk! şimdi televizyon kürtçe yayın yapıyor. yarın kürtler ve türkler kardeşçe yaşayacak. bu olacak. peki ya ölen onca insan... hııı... bu savaştan çıkar sağlayanlar, körükleyenler, gencecik insanları ölüme atanlardan hesap sorulmicak mı? darbeci ressamlar gibi yargılanmadan yaşamalarına göz mü yumulcak. ya o ölen türk ve kürt çocukların sevgilileri, aileleri, çocukları.... ya onların acıları... ben size diyim, hepsine yazık oldu! devlet isteseydi, her şey daha farklı olabilirdi. bakın bugün devlet onaylasanız da, onaylamasınız da bi şeyler yapıyo, demek ki yapılabiliniyormuş. 30 yıldır aklınız nerdeydi!
bu mevzudan iyi bi film olurmuş duygusuna garkeden türk filmlerinin iyisinden . kötünün iyisi . verilen emek saygıya ve alkışa değer sezarın hakkının anasını ağlatmaya niyetim yok fakat her konuda kendini kandır ama bu filmin iyi film olduğu konusunda kendini kandırma duygusuna garkolmazsam yaşayamayacağıma binaen söylüyorum ; yer yer sanki iyi bi filmden bi parça görüyomuşsun gibi oluyosun o kadar .
hepi ve topu .
korsan* bknz. hayatta böyle değil mi efenim değil mi değil mi
sakalımız yokki bakınızımız olsun .
Türk sinema tarihinin önemli filmlerinden biri olmuştur.
Film teknik olarak çok başarılı. Ufak bir analiz yapmak istiyorum, filmin tekniğini sorgulayanlara.
Kadrajları, kamera hareketleri ve mekanları özellikle sanat yönetimi çok başarılı. Oyuncuların kişisel performansları da çok sağlam. Bu filme teknik olarak kötü diyen kişi sinemadan anlamayan kişidir. Aksiyon sahneleri çok başarılı. Öyle amerikanvari bir aksiyon yok. Öz be öz türk işi bu aksiyon !
Kaldı ki filmin bir derdi var. Günümüz siyasetine göndermelerde bulunuyor. Karakol sahnelerinde mekan o kadar güzel işleniyor ki bir anda filmin içinde buluyorsunuz kendinizi. Genel görüntüleri çok başarılı. Diyaloglar gerçekçi, monologlar sarsıcı. Türk sinema tarhinin sayılı güzel eserlerinden. Çekim aşaması çok sancılı geçmiş lakin bu film olmuş. Çekilen sancılara değmiş.
Çoğu kişi milliyetçi hatta ırkçı duyguların bu filme hakim olduğunu sanıyor. Böyle bir şey yok. Bir durum bir olaylar silsilesi anlatılıyor. Bu silsile içerisinde gözden kaçanları göz önüne çekiyor. Malum fragmanında diyor ya "45" saniyelik kahramanlar diye işte film izleyeni içerisine çekiyor, gerçekten anlıyor insan "45" saniyelik kahramanların kim olduklarını. Öyle haberlerde 10 - 20 şehit deyip geçiliyor ya... O iş öyle değil işte. Bu filmde anlıyor insan. Türkiye'nin ne ile mücadele ettiğini görmek istiyorsanız bu filme gidin.
Bu filme amerikanvari diyenlere anlam veremiyorum. Burada amerikaya veya amerikan kültürüne ait ne vardı ? Bu filmde amerikanvari bir açı bile yoktu ! Teknik olarak amerikanvari hiç bir şey yoktu ! Senaryoda amerikanvari hiç bir şey yoktu ! Nasıl amerikanvari oluyor bu film ? Sizin ruhunuz amerikanvari olmuş ! Bu film öz be öz TÜRK işidir. Amerikanvari hiç bir film beni duygulandıramaz. Benim vatan sevgimi anlatamaz !
Arkadaş bu kendine "feminist" diyenlerin yüzde 90 ı aptal.
Valla bak.
Bu filmde cinsiyetçilik varmış.
lan düşünmekten aciz insan O film neden çekildi?
bir karakolda yaşanan asker psikolojisini olabildiğince anlatmak için çekildi.
E haliyle karakterler birbirleriyle konuşurken kadınlara karşı cinsiyetçi davranacak.
sırf sen rahatsız olma diye gerçekleri hasır altı edip,
komutan kadın erkek eşitliği nutukları mı atacak?
yoksa bilmem kaç tane erkeğin olduğu karakolda standart erkek muhabbeti mi yapacak?
elbette ki erkek muhabbeti yapacak ne yapacak.
Filmi cinsiyetçiymiş.
Tey allahım tey.
Allah şu sözde feministlere, muhalefet olmak için muhalefet olan entel tayfaya akıl versin.
çatışma sahnelerinin en uzun sürdüğü filmlerden biridir sanırım. tüm çatışma sahnesini ağzım açık izledim ki dev ekranda yüksek sesle olduğunu da ekleyin de düşünün. şovenlikten ustaca kaçınılmış ve savaşta olanlar ilgisiz masumlara oluyor düsturu içinize işleyecek kıvamda. 100 numara değil belki ama bazı şeyleri hatırlatmada yararlı bir film.