Hoş geldin kadınım benim hoş geldin
yorulmuşsundur;
nasıl etsemde yıkasam ayacıklarını
ne gül suyum ne gümüş leğenim var,
susamışsındır;
buzlu şerbetim yok ki ikram edeyim
acıkmışsındır;
beyaz ketenli örtülü sofralar kuramam
memleket gibi yoksuldur odam.
Hoş geldin kadınım benim hoş geldin
ayağını basdın odama
kırk yıllık beton, çayır çimen şimdi
güldün,
güller açıldı penceremin demirlerinde
ağladın,
avuçlarıma döküldü inciler
gönlüm gibi zengin
hürriyet gibi aydınlık oldu odam...
attila ilhan'ın şiirinde bahsolunan sevgili insan:
"öldü nazım şamilof sarı mustafa
yıkıldı strasnoy ploşçat'ın saat kulesi
eski bolşeviklerden kim kaldı"
Cahit sıtkı'nın şiirinde geçen büyük insan:
"benerci jokond varan üç bedrettin
hey kahpe felek ne oyunlar ettin
en yavuz evlâdı bu memleketin
nâzım ağabey hapislerde çürür"
Seni düşünürüm
anamın kokusu gelir burnuma
dünya güzeli anamın.
Binmişin atlıkarıncasına içimdeki bayramın
fır dönersin eteklerinle saçların uçuşur
bir yitirip bir bulurum al al olmuş yüzünü.
Sebebi ne
seni bir bıçak yarası gibi hatırlamamın
sen böyle uzakken senin sesini duyup
yerimden fırlamamın sebebi ne?
Diz çöküp bakarım ellerine
ellerine dokunmak isterim
dokunamam
arkasındasın camın.
Ben bir şaşkın seyircisiyim gülüm
alacakaranlığımda oynadığım dramın.
7 Ağustos 1959.
Nazım hikmet,moskova'da yaşadığı 1952 yılının sonunda enfarktüs geçirir.çok yorucu çalışmaların ağır temposuna kalbi dayanamaz.hastanede dört ay yatar.stalin'in ölümü nazım'dan saklanır.Rahatsızlığının artmasından endişe edilmektedir çünkü.ama sonunda duyacaktır,bunun için bir an önce bildirmekte yarar var diye düşünürler.her ihtimale karşı doktorlar hazır bulundurulur.sıkı bir şekilde uyarılan simonov patavatsız bir şekilde nazım'a haber verir:
''Korkunç bir şey oldu ülkemizde.'' nazım bir anda heyecanlanır.Simonov,''bizim için her şeyi düşünen ve yapan bir insanı Stalin'i yitirdik,şimdi nasıl yaşayacağız?'' diyerek konuşmasını tamamlar. nazım önce hafiften,sonra daha yüksek sesle gülmeye başlar.herkes bunun asabi bir tepki olduğunu düşünmeye başlar,doktorlar teyakkuza geçer.Nazım susar,doktorları odadan çıkarır sonra da simonov'a şunu söyler: '' Eğer dediğin gibi bizim yerimize düşünen ve karar veren bir kişiyi yitirmişsek,iyi ki yitirmişiz.''
Onlar ümidin düşmanıdır, sevgilim,
akar suyun,
meyve çağında ağacın,
serpilip gelişen hayatın düşmanı.
Çünkü ölüm vurdu damgasını alınlarına :
çürüyen diş, dökülen et,
bir daha geri dönmemek üzre yıkılıp gidecekler.
Ve elbette ki, sevgilim, elbet,
dolaşacaktır elini kolunu sallaya sallaya,
dolaşacaktır en şanlı elbisesiyle : işçi tulumuyla
bu güzelim memlekette hürriyet...
"ben senden önce ölmek isterim" şiirinde "sonra sen de ölünce
kavanozuma gelirsin.
ve orada beraber yaşarız
külümün içinde külün" mısralarıyla (özellikle son mısra) mest eden devasa şairimiz.
rusya'daki son yılları itina ile irdelenmesi gereken şair. çoğu kişi bilmez o son yılları. inandığı, savunduğu ve sığındığı davanın nasıl vahşi bir cendere olduğunu çok güzel özetlemiştir yine kendisi. evet kendisi.