vatan haini döneğin tekidir. bunu şair yerine kyanlar hiçbir zaman necip fazıl kısakürek gibi gerçek şairleri adam yerine koymamıştır. nazım hikmet, sovyet vatandaşlığına girmek için uğraşırken necip fazıl vatanı için göz yaşı döküyordu.
komünistler tarafından adeta peygamberlik payesi verilen bayağı bir sovyet aşığı. mesela şu yukarıdaki girdide yer alan kör adam hikayesi abd nivyork ta broklin midir nedir o köprüde geçiyor. kişisel gelişim dergilerinde yazar bunlar. kim nasıl etmişse bunu da borzeckiye mal etmiş.
el üstünde tutulan şiirlerini nazım bir sevgiliye bile yazmış değildir, komünizme onun özlemine yazmıştır. ha bu yönüyle severseniz sevin bir şey diyemem ama atatürkçüsünden, milliyetçisine, dincisinden liberaline herkes bir nazım tutturmuş gidiyor kardeşim. mustafa kemaale yazdığı nalet bir şiiri bile var bu adamın. günahım kadar sevmem ve bu yazdıklarımdan dolayı alacağım eksileri şeref sayarım.
çok sosyalist arkadaşım sevdirmeye çalıştı bana bu vatan hainini. ama vatan hainini sevmemin mümkünatı var mı. ben yahya kemal ciyim arkadaş. şair dediğin böyle olur. yahya kemal siker yani her türlü.
bu arada bunun "hainliğini" akp kaldırdı. niye sövüyorsunuz o zaman akp ye. anlayamadım ben bu işi. yalnız bir bildiğim var ki bir adamı her görüşten insan seviyorsa o kişi yaramaz.
tanım: ne tanımı lan, adam mı var karşımda da tanım yapayım. tanım adam olana girilir. adam olmayana her türlü giydirilir.
hoş geldin bebek
yaşama sırası sende
senin yolunu gözlüyor kuşpalazı boğmaca kara çiçek sıtma
ince hastalık yürek enfarktı kanser filan
işsizlik açlık filan
tiren kazası otobüs kazası uçak kazası iş kazası yer depremi sel baskını
kuraklık falan
karasevda ayyaşlık filan
polis copu hapisane kapısı falan
senin yolunu gözlüyor atom bombası falan
hoş geldin bebek
yaşama sırası sende
senin yolunu gözlüyor sosyalizm komünizm filan.
Ülkeyi soyvetlere benzetebilmek için ülkesini terkedip sovyet ajanlığına soyunan, gereğinden fazla büyütülen sıradan bir şairdir. Edebiyatından çok siyasi görüşü ile öne çıkmıştır.
Mükemmel şiirlere sahip şair. Şairlerin ilahı, hayır abartıldığını falan düşünmüyorum. idealleri uğruna her şeyini kaybetmiş, düşünceleri nedeniyle vatanından uzaklaştırılmış vatan haini(!). Adamı öldürmekten beter etmişler, şimdi kalkıp.. Fakat ülkemizde her ne zaman böyle bir adam olsa yaptığımız gibi ona da "Vatan Haini" damgasını yapıştırıp, ölümünün 48. yılında gidip anısına bir park yapıyoruz. Bu ülkede adam gibi adamlar ancak öldükten sonra değerleniyor, bilmem kaçıncı kez anladım bunu. O da biliyordu;
"Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz, ben yurt
hainiyim, ben vatan hainiyim.
Vatan çiftliklerinizse,
kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,
fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,
vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,
vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,
ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,
vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa,
vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,
ben vatan hainiyim.
Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla :
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."
vatan haini, komünist, polanya yahudisi ancak, evet, büyük şair.
savaş karşıtı eserlerinde nedense hep almanları, abd'lileri görürdü; köpeği olduğu stalin denen kâtilin despota toz kondurmamıştı.
ayrılık masanın üstündeydi kahve bardağınla limonatamın arasında
onu oraya sen koydun
bir taş kuyunun dibindeki suydu
bakıyorum eğilip
bir koca kişi gülümsüyor bir buluta belli belirsiz
sesleniyorum
sesini yitirmiş geri dönüyor sesimin yankıları
ayrılık masanın üstündeydi cıgara paketinde
gözlüklü garson getirdi onu ama sen ısmarladın
kıvrılan bir dumandı gözlerinin içinde senin
cıgaranın ucunda senin
ve hoşça kal demeğe hazır olan avucunda
ayrılık masanın üstünde dirseğini dayadığın yerdeydi
aklından geçenlerdeydi ayrılık
benden gizlediklerinde gizlemediklerinde
ayrılık rahatlığındaydı senin
senin güvenindeydi bana
büyük korkundaydı ayrılık
birdenbire kapın açılır gibi sevdalanmak birilerine ansızın
oysa beni seviyorsun ama bunun farkında değilsin
ayrılık bunu farketmeyişindeydi senin
ayrılık kurtulmuştu yerçekiminden ağırlığı yoktu tüy gibiydi diyemem
tüyün de ağırlığı var ayrılığın ağırlığı yoktu ama kendisi vardı *
T. K. P.’m benim,
seni düşünüyorum.
Sen dünümüz, bugünümüz, yarınımızsın,
en büyük ustalığımız,
en ince hünerimizsin.
Sen aklımız, yüreğimiz ve yumruğumuzsun.
Dünyada bir anılır şanlı soyun var:
sen küçük kardeşisin V.K.P.(B) ’nin.
Sen bana bugün
Mübarek alnındaki yara yerinle
ve işçi bileklerinde zincir izleriyle göründün.
yürüyorsun dimdik, pırıl pırıl.
ömrümde yalnız seninle
Ve senin safında olmakla övündüm,
Bacımınkiler gibi gök gözlü şehrim,
istanbul’um,
seni düşünüyorum.
Oturmuşum deniz kıyısına,
bakıyorsun limana giren Amerikan zırhlısına.
Hastasın, açsın, öfkelisin.
O da bakıyor sana,
hem de nasıl,
efendinmiş,
patronunmuş,
sahibinmiş gibi itoğlu it.
Bozkırdaki tarlalar sizi düşünüyorum.
Belki karasapanla sürülürdünüz,
kavruk olurdu ekininiz,
kavruktu mavruktu, buğday idi ya,
Amerikan şimdi beton dökmüş oraya,
ölüme uçak alanı yapmış sizi.
Uzun uzun şoseler sizi düşünüyorum.
Üstünüzden kervan geçmez, kuş uçmaz,
ölmeğe, öldürmeğe gidilir yalnız.
Seni düşünüyorum tornacı Rahmi.
Belki bu sabah basıldı evin,
belki şimdi Birinci Şubedesin,
kolların kelepçeli arkadan,
Kan içinde yüzün gözün.
Biliyorum söyletemezler:
“Barış Yolu” dergisini kimden alıp dağıttığını.
Seni düşünüyorum Hasan oğlu Hüseyin.
Mangalardan birinin bilmem kaçıncı eri. Selam vermedin diye,
çipil teğmen, basıyor tokadı sana. Sen sımsıkı duruyorsun,
yüzünde beş parmağın yeri. Biliyorum Hasan oğlu Hüseyin
kaçacaksın, katletmiye gitmeyeceksin Korede kardeşlerini
Seni düşünüyorum Hatçe kadın.
insandan çok arık toprağa benziyorsun,
hayır topraksızlığa.
Beş çocuk doğurdun, üçü öldü.
Fakir köy halkını peşine taktın.
gidiyorsun zaptetmeğe
süngülerin ardındaki bey toprağını.
Üniversiteli kız seni düşünüyorum.
içerdesin bir yıldır,
en az üç yıl verecekler.
Bana bir şiirimi okumuştun,
sesin kulağımda hala.
Seni düşünüyorum sayacı ismail Usta,
Marşal emretti, açıldı gümrük kapıları,
sen dükkanın kapısını kapattın,
zarf, kaat sattın
Galatasaray da, postanenin orda.
Dilendin sonra,
sonra öldün veremden
ev halkıyla beraber.
Seni düşünüyorum anne.
Büsbütün perde indi mi gözlerine?
Karanlıkta mısın?
Karıcığım, seni düşünüyorum.
Sütün kesildi mi büsbütün,
emziremiyor musun artık tosunumu
Memed’imi?
Ev kirasını bu ay verebildin mi?
Ben aklında mıyım?
Mavi bulutlar geçiyor altın kubbelerin üzerinden,
kırmızı bacaların,
beyaz kulelerin üzerinden mavi bulutlar geçiyor.
Bakıyorum Moskova’nın pencerelerinden birinden
seni düşünüyorum memleketim
memleketim, Türkiye’m seni düşünüyorum
zaten bir dakka çıktığın yok aklımdan,
hasretin dayanılır gibi değil
Moskova’da yaşamanın saadeti olmasa,
burda herkes sormasa seni benden,
Sovyet insanlarından her gün mektup gelmese,
sevmese seni onlar
benim onları sevdiğim kadar.
Nazım HiKMET
--spoiler--
memleketimi seviyorum: çınarlarında kolan vurdum, hapisanelerinde yattım. hiçbir şey gidermez iç sıkıntımı memleketimin şarkıları ve tütünü gibi.
şimdi on yaşına bastı. ben içeri düştüğüm sene ana rahmine düşen çocuklar.
tahir olmak da ayıp değil zühre olmak da,hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
--spoiler--