duyarsız insanların çok sevilmese de mutlu olduğu -en azından dışardan bakınca- gözleminden yola çıkarılarak yapılan önermedir. bana ne arkadaş ben keyfime bakarım diyen kişiler az dert az sorun felsefesiyle hareket etmekte ve mutlu olmakta.
aslında nasreddin hoca' nın baklava hikayesinde de bana ne ve sana ne felsefesi işlenmekte belki de doğru olan budur.
"bana ne ! "diyebilmek, dertlere sırtını dönebilmek, bunu başarabilecek iradeye sahip olmak güzel olsa gerek...
mutlu olmanın bir diğer sırrı da"hayır" diyebilmeyi başarmaktır. bir çoğumuz karşımızdakine "ayıp olmasın" mantığıyla hareket edip asıl ayıbı kendimize yaparız.
nereye kadar kaçar ve bana ne diyebilir insan değil mi ama?
mutlulluğun sırrı, her ne olursa olsun kişinin, insandan, doğadan, tanrıdan beklenti içine girmeyip, olağan durumlarda olaganüstü gibi gerçekleşen süprizlerde beklentisiz sevinç kaynakları yaratmasından aldığı zevk olabilir zannımca.
birde üstad ömer hayyam'ın şu dörtlüğü de buna ilaveten söylenecek rubaisidir.
Yüreğim, kimselerden ihsan dileme;
Bu amansız felekten aman dileme;
Bil ki, derman aradıkça artar derdin:
Derdinle haldaş ol, derman dileme.
fazlasinin depresiflige neden olabilecegi psikologlar tarafindan vurgulanmistir. yine de hayatim boyunca takinmak istedigim tavirdir. belki de en buyuk keskelerimden biri.