bugün biriyle çok fena takıştın, seni aşağıladı, hor gördü. kişiliğinle oynadı, seni alaya aldı. ve bu adama bunu yaptıran karanlık güç seninle ve kadınlığınla da alay etmemi istedi benden. şu an bile birçok kişiyi sana karşı kışkırtmakla meşgul. ama onun sözüne uymayacağım. o ses karanlığa ait çünkü. seninle alay edip sana hakaret eden ve ulu dan yükselen her nefret haykırışı gibi, evet.
Özellikle kötü bi gün geçirdiğimde canım kendime sorduğum soru. Mutsuz değilim, cünkü mutsuz oldugumu düşünmek için aç açıkta hasta falan olmam gerek diye düşünüyorum. Bunların hiçbiri yoksa bana göre mutsuz degilsin işte. ha mutluluk mu o her gün olmasa da olur.
efendim kusura bakmayın ama koy götüne gitsin modundayım. nasıl mutlu olmuyayım. dünyayı ben kurtaracağım düzenliyeceğim felsefesini atınca rahatladım. tavsiye olunur.
Kendisine, mutsuz olmak için sebepler aramayan herkes mutludur. Hayatta hiçbir zaman, herşey istediğiniz gibi gidemez, tek bir noktada takılıp kalırsanız mutlu olma şanslarınızı da kaçırırsınız. Hayat herşeye rağmen devam ediyor, yeni bir yıl yeni umutlar, yeni şanslar, yeni başarılar getirebilir ama bu sizin elinizde, geçmişi bakmalısınız.
Başlıkta sorulan soruya gelirsek; sevgilim yok, zengin değilim, türkiye'de yaşadığım için gelecekten umudum yok ama mutluyum, çünkü dünü ya da yarını değil, bugünü yaşıyorum.
herkesin derdi kendisine yeter, bir süredir hayatımdaki sökükleri yamalamaya çalışmaktayım, ancak ne yazıktır ki birisinin dikişi biter bitmez diğeri patlak verdi, bundan ötürü yaşamımın yoluna gireceğine dair ümitlerimi yitirdim. aslında ümidimi yitirmekten ziyade yaşamımı böyle kabullenip aslında asıl düzenin bu olduğunun farkına vardım bu süreçte. poe'nin bir öyküsünde uyku ile uyanma arasındaki o iki saniyelik sürecin ölüm ile ne kadar benzediğinden bahsediyordu, ne zihnimiz olayları algılamak için yeterli kapasitededir ne de hissedecek kadar aktif. anı ancak ve ancak yaşarız o süreçte, ne olduğunu veyahut ne bittiğini bilemeyiz, bilmemizin de çok bir faydası yoktur baktığınızda. depresyon falan demeyin şimdi bana, değil, o tamamen başka bir şey. sonuçta, değişimin aslında bir durağanlık olduğu kanaatine varmak üzereyim, asıl düzen budur demek ki.
Dönüp dolaşıp kendimi yine boşlukta bulmak canımı yakıyordu. Bu devran hep böyle dönmemeliydi. Bir kırılma noktası olmalıydı. Hep diyorum ki tam oldu aradığımı buldum. Hop değişiyor insanlar. Lafları büyütüp büyütüp inandırıp sonra geri çekiliyorlar. Anlam veremiyorum. Bu kadar da olmaz dediklerimi yaşatıyorlar. Hep aynı cümleleri kuruyorum "böyle tanımadım ben seni". Ben ufacık bir kelimeyle insanları kırar mıyım diye korkarken onlar paramparça ediyordu kalbimi... Ben mi çok hassastım onlar mı çok kötü? Not: mutsuzum.