"shakespeare'i okumamış bir beyin cerrahının masasında olmayı istemem; dostoyevski okumamış bir psikiyatra asla güvenemem ya da yunus emre bilmeyen bir matematik öğretmeni bize gerçekte bir şey öğretemez."
sararıp solmak üzere olan mizahi edebiyatın üzerine güneş gibi doğmuştur. dublörün dilemması ve korkma ben varım ile yeni bir çığır açmıştır. sürekli yazması gerekendir. öperim.
roman dünyasına dublörün dilemması ile giriş yapan yazar, bunun ardından yayınladığı romanı korkma ben varımı yumruk niyetine tüm severlerine yedirmiş yazardır.
Bence standartların üzerinde bir yazar. Kitabını okumaya başlarken dudak büküyorsunuz * ilerledikçe dudaklarınız kulaklarınıza doğru uzamaya başlıyor ve kitabın baştan sona bir zeka ürünü olduğunu kavrıyorsunuz. Zekasına hayran bırakan, kurduğu cümlelerle beyninizde fırtınalar koparan, değişik mizah anlayışını sevdiren, kim olursanız olun seveceğiniz bir yazar. Takip etmek gerek.
dergah dergisi, nisan 2010:
--spoiler--
"çok yaşlı bir adamla genç bir adamın hikayesini yazıyorum. bunlar birbirlerine çok acayip numaralar yapıyorlar. yazmaya başladım evet. treatman da hazır. inşallah çok dallanıp budaklanmadan yazıp bitiririm."
--spoiler--
yeni roman geliyor. *
hep örnek aldığım karakterler betimleyen yazar. önemlidir mesela bir ibrahim kurban. o kitabı * okuduktan sonra hep gerekmediği yerde konuşmamaya (ki safkan laz olduğumdan mütevellit bir süre sonra bünyeme sahip çıkamadan reddetiğim özellik bu) önemsiz tepkiler vermemeye, dine, kültüre daha fazla özen gösterdim. bu davranışlarım beni şahdan şahbaz a çevirmedi ama bokluktan kokuşmuşluğa dönmemem içinde örnek oldu. şimdi düşünüyorum da çok çabuk etkileniyorum sanırım.
ilgiliye not: bok dedim. fakat küfürbaaz bir kişiliğe sahip olsamda bu yazıda kullanılan bok bir deyimde geçtiğinden küfür niteliği taşımıyordur. ha şimdi deyimlerki küfürler niteliğini pekiştirmez mi derseniz. derimki hepi topu bok dedim amma peşine düştünüz..
"dublörün dillemması" ve "korkma ben varım" gibi iki leziz kitabını okuma şansı edindiğim cümle mühendisi.benim için tarantino'nun edebiyattaki yansımasıdır ama gel gör ki kendisinin youtube üzerinden birkaç programını izleyip şahsını daha yakından tanıyınca biraz hayal kırıklığına uğradım.
istanbul doğumlu şair-yazar.bisiklet tamiriyle uğraştıktan sonra, sihirbazlık numaraları üzerinde çalışıp, şöyle bir "boks"a da girirp çıktıktan sonra yazmaya başlamış güzel insan. gerçek hayat dergisinde bir süre editörlük, tvnet'te "Klark" programı yapmıştır. "dublörün dilemması" adındaki ilk romanı hakkıyla büyük ses getirmiştir. ikinci romanı "korkma ben varım" ise takdire şayan niteliktedir. üslubu birçok yazar ve okurlar tarafından farklı karşılanıp, çok beğenilmiştir.
Erdiğin duyulursa çıkarsın ermişlikten
ücralığı nimet say, jurnalci kitleden kaç
nice sakınsan da infaz parazitinden
bulamazsın vicdanına uygun bir tıkaç.
Keşke sen de var olsan, ben düşününce.
Bu dünya korkunç fakat öğretici de
masumiyet kodesinden firar eylesek
bizim olsa karaya vuran mat gölge.
Varsın zangırdasın tabiatın çatısı
sahibine ulaşsın da yollanan her öpücük.
Emperyalistler kendi derdine yansın
ikimiz hayırlı bir iş için öldük.
dün akşam trt 2'de kültür sanat programında Murat yalçın ile beraber konuk olmuş yazar. yine son derece mütevazi tavrı ile "ödülün değeri tabi var, yazarlar birliğine çok teşekkür ederim ama bu tip ödüllerden daha önemli olan yeryüzünde yazdıklarım ile 1-2 insanı ortak paydada buluşturuyorsam, ne mutlu" demiştir.
yeni güzel adamlardan bir tanesi. yeni kitabı hakkında bir eleştiri yazısı radilkalde tam sayfa çıkacakmış, eleştiri yazısını sedat demir yazmış. öyle duydum. ama formata uygunluk bakımından; yeni güzel adamlardan bir tanesidir. bir çok iş yapanlardandır aynı zamanda. yazarlık, şairlik, tv programcılığı, gazetecilik vesaire. bir çok işe koşturan insanlardan şahsım adına pek hoşlanmasam da bir çoğunu fazla hava atmadıkları müddetçe mazur görmüşlüğüm vardır, menteşi de mazur görebilirim bu açıdan. onu alakadar eder mi, bu duruma sevinir mi? sanmam. ileride film çekmesi muhtemeldir.