mumsöndü

entry355 galeri3
    251.
  1. 252.
  2. bence bi okuyun. ( dikkat aşırı derecede kopyala yapıştır içerir)

    ..........

    Ortaya atılan söylentilere göre Mum Söndü olayı, ibadet halinde olan Alevilerin Erkek ve Kadınlardan oluşan bir odada iken ortamın tamamen karanlık bir hale getirilmesi ve o karanlık ortam içerisinde birbirlerini görmeden ve kim olduğunu bilmeden birbirleriyle ilişkiye girmesi olarak söylenir.

    Diğer bir anlatım tarzında ise birbiriyle hiçbir şekilde bağı olmayan iki bakir genç kızı ve erkeğin aynı odada bırakılarak karanlık ortamda ilişkiye girmeleri olarak ele alınır.

    Ancak bu söylemlerin ikisi de tamamen yanlış bir tanımlama olup, bir anlamda Alevilik ya da Kızılbaşlık merkezinde yaşayan insanlara yapılan bir hakarettir.

    Peki, nedir bu Mum Söndü olayının. Bunu size iki farklı şekilde sunmamız mümkün.

    ilk sunacağım örnek aslında bir düşünce ancak ikincisinde sunulacak olan bilgi (iskender Pala tarafından açıklanan bilgi) daha akla yatkın ve mantıklı.

    Mum Söndü gerçekte nedir. Bu soruya birçok kişi Osmanlı Devleti döneminde Yeniçeri Ocaklarının Alevileri dinlerini yaşamalarını engellemeye çalıştıkları, bu sebeple Alevi olarak damgalanılan evlere geceleri baskın yaparak dini vecibelerini yerine getirmeye çalışıp çalışmadıkları kontrol edildiği söyleniyor.

    Bu sebeple Yeniçeriler evlerine yaklaştıklarında Aleviler evdeki mumları söndürmekte ve ibadetlerine o şekilde devam etmekteymişler. Bu sebeple Mum Söndü lafı ortaya atılmış.

    Ancak bu noktada Osmanlı Devletinin halkına her zaman ibadetlerini açıkça ve hiçbir kısıtlamaya mahal vermeden yapma hakkı tanıması gibi bir durum yok sayılıyor ve buna bağlı olarak Osmanlı Devletinin sanki sadece kendi belirlediği dinleri halkının yaşamasına izin verdiği görüşü ortaya çıkıyor.

    Konu hakkında eski kaynaklara bakmamda bu konuda bana somut bir delil vermediği için ilk seçeneği es geçiyorum. Ama aşağıdaki yazıyı okumanızı öneriyorum. Bana göre daha mantıklı olan açıklama budur.

    iskender Pala ve “Kızılbaşlık ve Mum Söndü” Başlıklı Yazısı…

    Anadolu Aleviliğinin tarihsel süreçteki adı Kızılbaşlık’tır. Bu kelimenin içini dolduran anlam yüzyıllar içinde değişmiş, bir zamanlar “Kızılbaşlık gibi unvanımız var” diye övünülen bir isim iken bugün saklanan bir kimlik haline dönüşmüştür.

    Alevilere neden Kızılbaş denildiğine dair pek çok rivayet vardır. ismin kökenini Uhud harbinde Kâinatın Efendisi Muhammed Mustafa’yı savunurken on altı yerinden yaralanıp başlığı al kanlara bulanan Hz. Ali hakkında kullanılmış bir tabir gibi gösterenler yanında, Şamanların kızıl bir başlığa bürünerek ayinlerini yönetmelerinden dolayı işi islam öncesi dönemlere götürenler vardır. Bu iki uç görüş arasında Kızılbaş adına yorum getiren daha pek çok rivayet mevcuttur. Bu rivayetler günümüz Aleviliğinin çeşitliliğini ve makasın uçları arasındaki geniş yelpazeyi de işaret etmektedir. Yani Kızılbaşlığı Sünni islam dairesine yaklaştırarak namaz kılıp oruç tutan bir Alevilik ile “Ali’siz Alevilik”i savunarak islam öncesi Şamanlıkla bağlantı kurmayı tercih eden bir Alevilik arasında gidip gelen kültürel bağ. Başına kırmızı serpuş dolayan bir Alevi dedesinin “Kızıl-baş”lığı her iki uca da hükmetme iddiasında; heyhat!..

    Kızılbaş adı Şah ismail döneminde yaygınlaşıp resmileşmiş ve tarihsel süreçte bir övünç vesilesi olmuştur. ismail’in babası Şeyh Haydar, Erdebil tekkesi müritlerine on iki dilimli kızıl bir taç giydirip kızıl sarık sarmaya başladığında müritlerini manevi derecelerine göre tasnif edip aynı kızıl başlığı sarıklı veya sarıksız olarak giydirmiştir. ismail bu uygulamayı devam ettirmiş, şeyhliğini şahlığa tahvil edince de askerlerine, halifelerine, dai ve nökerlerine aynı kızıl başlığı giyindirmiştir. Güçlü bir devlet olup da II. Bayezid ile yaptığı andlaşma gereği askerlerini Anadolu’dan Suriye’ye geçirdiği vakit Anadolu’daki mürit ve muhipleri de kızıl başlık kullanmaya başlamışlar, Yavuz Sultan Selim döneminde de bunu bir kimlik göstergesi saymışlardı. Anadolu Aleviliğinin “Kızılbaş” adını kullanması ve diğerlerinin de onları bu adla anması o yıllarda başlamış, kızıl başlıklar ile beyaz başlıkların savaşı olan Çaldıran’dan sonra da yaygınlaşmıştır. Zaten Türkler arasında başa takılan başlıklara izafeten boy ve oymak isimleri eskiden beri kullanılmaktaydı. Siyah başlık (papak, kalpak) giydikleri için “Karakalpak” veya “Karapapak” diye anılan Türk boyu veya Anadolu’da “Karabörk”, “Karabörklü”, “Kızılbörklü”, “Akbaşlı” ve “Akbaşlar” diye adlandırılmış eski köyler bunun örneğiydi. Keza XVI. yüzyılda Özbek askerleri yeşil başlık kullandıkları için “Yeşilbaşlar”, Karakoyunlular kara başlık kullandıkları için “Karabaşlar”, Osmanlı askeri de beyaz başlık kullandığı için “Akbaşlar” olarak anılabiliyordu.

    Şah ismail’den Sonra Ne Oldu?

    Kızılbaş adı bir hakaretin adına dönüştü. Birisine Kızılbaş denildiğinde onu aşağılama ve hamiyetsizlik iması öne çıkar oldu. Osmanlılar döneminde bu adı hakaret için kullananlar daha ziyade resmi ideolojinin temsilcileri idiler ve Kızılbaşlık düşüncesiyle mücadele için bunu yapıyorlardı. Onlara göre, durmadan isyanlara kalkışan, durmadan devletin başına çorap ören bu gruba karşı yaptırım ve cezaları haklı gösterecek bir zemin gerekiyordu. Gel gelelim, ötekileştirme çabası bilhassa Cumhuriyet’in ilanını takip eden yıllarda daha da arttı ve Kızılbaşlık gayr-i ahlakî bir tavır ile tanımlanır oldu. Bunun en belirgin göstergesi de “mum söndü” safsatasıyla örtüştürülerek halkın dimağlarına kazındı. Oysa “mum söndü” ifadesi, Kur’an’ın dışlandığı, imanın içinin boşaltıldığı, tekkelerin kapatıldığı, ibadetlerle birlikte dinî zikir ve tasavvuf adabının yasaklandığı, ibadet esnasında jandarma korkusuyla kapılara nöbetçilerin, sokak başlarına erketelerin konulduğu dönemin anılarını taşıyordu ve anî baskınlara maruz kalmamak için gizli kapaklı semah yapan Kızılbaş grupların bunu ancak mum ışığında yapabilmeleri ve yakalanacakları haberi gelir gelmez, yahut her dinî grup gibi kapıları dipçikle dövülmeye başladığında mumları söndürüp ortamı gizleme gayretlerine yakıştırılan suçlamanın adıydı. Tarihsel süreçte ise böyle bir suç bulunmamaktadır. Nitekim Osmanlı’nın hukuk sisteminde kriminal olayların kafa kâğıdı sayılan kadı sicillerinde buna örnek teşkil edecek dava ve hükümler yer almaz.

    Kızılbaşlık geleneğinde mum ile semah ilk kez Şah ismail ile Kalender Çelebi’nin mülakatlarında gündeme gelmiş, ikisi bir mum yakarak semaha kalkmışlar, mum sönesiye kadar (o zamanki mumların patates misali yamru yumru olduğu ve yaklaşık iki saat kadar yandığı bilinmektedir) vecd halinde dönmüşler ve sonra bitap düşmüşler. Bilahare bazı Kızılbaş gruplar arasında mumlu semah uygulaması kısa bir süre Şah ismail sünneti olarak tatbik olunmuş, sonra terk edilmiş (Yeni çıkan Şah & Sultan romanımda bu konunun teferruatı anlatılmıştır).

    Bana göre Türkiye’mizde barış ve huzur içinde yaşamanın yolu dayatmaları ortadan kaldırmaktan geçiyor. Ermeni, Kürt veya Alevi, başörtülü veya ateist, herkes kendi kimliğine uygun hayatı yaşayasıya kadar karşılıklı anlayış, saygı ve özgürlük ortamını desteklemek zorundayız. Ta ki bir Alevi kendisini “Kızılbaş” olarak tanıtmaktan utanmasın, hatta gurur duyabilsin. Bir “Alevi Açılımı”ndan söz edilecekse bunu başarmak durumundayız.

    Yazı Kaynak : http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazarno=1040
    0 ...
  3. 253.
  4. anlaşıldığı kadarıyla aleviler tarafından inkar edilen olay.
    0 ...
  5. 254.
  6. o mum götünüze girsin.

    ulan alevi değilim de böyle bir iftiraya nasıl diliniz varıyor.

    hadi bazıları trolllüyor de.

    neyse siktirin gidin.
    3 ...
  7. 255.
  8. türkiye'deki tavan yapmış hoşgörüyü gösteren iftiradır.

    farklılıklara fazla hoşgörü göstermekten öleceksin türkiye biraz da ırkçı ol.

    dilerim aleviler asimile olmaz. Çok korkuyorum gün gelecek alevilik kalmayacak diye.
    evet tek dilegim asimile olmayip gururla ''aleviyim, ali efendimin yolundayim!'' diyebilsinler..
    2 ...
  9. 256.
  10. iftiracıların totosuna erimiş mum damlatmak gerekiyor bence.
    2 ...
  11. 256.
  12. 257.
  13. iğrenç olan, hala mum söndü diye ahlaksızca bir durumun var olduğunu iddia edenlerdir. Bi tane inancın pesinde olan insanları pislikle itham edenlerdir iğrenç olan.

    Siz akp yalakaliği yapıp her turlu gayri ahlaki şeyleri bir kılıfa sokarken aleviler eline diline beline hakim ol inancıyla yasarlar. O belin ne olduğunu biliyorsunuz heralde.

    Not: başlığı bi tane soysuz hortlatti, ben de cevaben tanım girdim. Yoksa gerçek hayatta yeri olmayan bi şeyi tekrar tekrar hortlatmak gibi bi amacım yok. O soysuz da ya tanımını sildi kaçtı ya da modlar sildi.
    10 ...
  14. 258.
  15. orospu çocuğu uydurmasıdır.

    kendi ensest ilişki kurar, dikkat çekmemek için başkalarına iftira atar.
    1 ...
  16. 259.
  17. Elektiriklerin geldiğine işaret eder.
    1 ...
  18. 260.
  19. 261.
  20. duyduğumda bunu söyleyen arkadaşımla iletişimimi kesmeme sebep olan iftira.

    not : sünniyim.
    5 ...
  21. 262.
  22. https://kendihalinde.word.../sebataylar-ve-mum-sondu/
    Biri böyle bişey yazmış. Bukdar fenomen olan birşeyi kesin yoktur diye silip atmamak araştırmak aslını ,yalanını orta çıkarmak lazım.
    1 ...
  23. 263.
  24. Müslüman iftiracı olmaz kardeşim. Ateistler in ayağına düşmeyin. Bunlar uydurma şeyler.
    7 ...
  25. 264.
  26. bir grup onun bunun çocuğu söylemi. biraz haysiyet olur lan insanda. kendisine bu kadar sövdürmez.

    bir de sanılıyor ki, bunun lafı edildiğinde sadece aleviler sinirleniyor. aleviyim veya değilim, götü yiyen gelsin yanımda bu muhabbeti yapsın.

    sen ki bir millete, bir topluluğa, bir zümreye sırf senin gibi düşünmüyor diye bu denli iğrenç aşağılık bir iftira atacaksın ve buna sadece o insanların üzülmesini, öfkelenmesini bekleyeceksin öyle mi? iyi biriyim veya kötü biriyim fark etmez ama her ne olursa olsun benim karakterim buna müsaade etmez, eyvallah demez.

    bazı şakirt evlerinde "aleviler mumsöndü yapıyormuş mübarek" deyip ince bıyık altından şarlatanca gülümsemeler yapılırken, "alevi kızları hafifmeşrepmiş abi" derken, perşembeyi cumaya bağlayan cuma gecesi toplantılarında "aleviler dinsizdir" derken, onları otellere doldurup yakarken, bir sinemada katlederken, evlerinin kapısına kırmızı boya ile işaret koyarken, onlar hala içlerindeki hoşgörüyü öldürmedi.

    yine de mumsöndü'den espri üretip "biz şaka yapıyorduk dostum" derseniz, o şakayı götünüze sokarlar.
    11 ...
  27. 265.
  28. ohaaaaaaa! iftiradır. açık ve net.
    1 ...
  29. 266.
  30. (bkz: ufak çocuklardan tahrik olan şerefsizler)
    Bazılarının aktivilerini hice sayarak laf yaptığı durumdur.
    3 ...
  31. 267.
  32. bu iftirayı atanların yoğun yaşadığı illere bakınca kendi huylarını başkalarına yamadıkları anlaşılıyor.
    7 ...
  33. 268.
  34. Mumun anasının amcığında sönen iftiracı götveren beyanı. Alevi olup olmamak önemli değil, böyle iğrenç bi iftirayı nasıl atıyorsunuz orospu çocukları?
    6 ...
  35. 269.
  36. bu lafın çıkış yeri aslında cemevlerinde kızlı erkekli ibadet yapıyorlar ve sunniler camiye gitmedikleri için bunlara çok alınıyor, o halde orayı olabildiğince karalamaya gidiyor.

    işte lafın çıkış yeri burasıdır. bu karalamanın kökeninde onlara camiye gitmeyi dayatma var.

    orada kötü şeyler yaptıklarını ima edip o ibadet yerlerini kötü göstererek, karalama var.

    özeti budur.
    4 ...
  37. 270.
  38. Bu iftirayı atanın anasında gözü vardır net. Yoksa insanın görmediği bir şeye inanması için önce olabileceğine inanması şarttır.
    4 ...
  39. 271.
  40. Çetmilerin incest sex partisi.
    1 ...
  41. 272.
  42. sunnilerin gerçekleştirdiği bir aktivite. mumu söndürüp sonra artık kime denk gelirse. ( alevi değilim mezhepçilik yapmayın!)
    2 ...
  43. 273.
  44. Cahil kesmin alevilere attığı aslı astarı olmayan iftira. Alevi arkadaşımın evinde defalarca kaldım. Bizim aile düzenimizden hiç bir farkları yok. Bayılıyoruz iftira atmaya ama inandıgımız dinde kul hakkının affedilmeyen günah oldugunu unutuyosunuz.
    1 ...
  45. 274.
  46. bazı densizlerin dönüp dönüp tekrar gündeme getirdiği iğrenç iftira.
    7 ...
© 2026 uludağ sözlük