hürrem sultan hamileymiş buraya kadar her şey normal eyvallah fakat saraydaki hekim başı kadın hürrem sultana ''gebe'' teşhisi koyunca aklıma bişey takıldı, sultan hürremden öncede bir çok cariyeye takıştırıyordu, fakat ama ancak sultan o devirde istenmeyen gebeliklerin önüne nasıl geçiyordu?
an itibariyle son bulan bölümündeki savaş sahneleri düşünüldüğünde, eleştirilere katılmamak içten bile değil. bu nasıl savaştır, bu nasıl kuşatmadır. son sahnede o narayı attı ya sülü tamam beyler o kale düşer.
sülüman çok zevksizmiş aslında!
mahidevran gerçek bir iskeletor hürrem de yavru bir ayı gibi. şeker ağa ile sümbül'e söylüyorum, hürrem'i yedirmesinler artık ve mahidevran'a versinler biraz bıldırcın. o nasıl bir dengesizliktir, haremde hiç mi kilo kontrolü yoktu.
ha sülüman da orada lokum gibi ayşe hatun dururken sen git bir fil yavrusuna gönlünü ver, olacak iş mi? gülfem'in asil havası da olmasa hepten küfür edecem kanuni'nin zevkine. firdevs osmanoğlu gibi güzel bir annen olsun ama karı kız bakımından bu kadar zevksiz ol!!
bu arada savaş sahneleri iyiydi bence. her hafta yayınlanan bir diziden çok fazla bişi beklemiyodum ben. anca bu kadar olur, normaldir.
5 dakika bile sürmeyen savaş sahneleri ardından 20 dakika süregelen harem sahneleriyle eleştirilere katılmamak elimde değil.. (bkz: halit ergenç) in oyunculuğunu çok sevdim bu dizide. fakat savaş sahnelerindeki sert olmaya çalışan fakat beceremediği her halinden belli olan rol kesmeleriyle çok göze battı.. savaş sahnelerindeki bilgisayar hileleri geçen bölüm göze çarpmasa da bu bölüm oldukça göze çarptı. sanıyorum ki savaş sahnelerindeki başarısızlıkları onların gelecek bölümde hareme daha da ağırlık vereceğinin bir göstergesi. hele de (bkz: lajos) un gerçek tarihte 20 yaşında ölmüş olması fakat dizide 40 lı yaşlarında bir adam tarafından canlandırılması gerçekten çok göze batıyor. (bkz: hürrem sultan) ın iriliği ve (bkz: mahidevran sultan) ın zayıflığı insanı yiyiyp bitiriyor, söylemeden edemedim..
"fethedilen macar kalesinde ganimet olarak ele geçirilen hatun da taşmış" dizisidir.
ayrıca ince donanma görüntüleri dışındaki savaş görüntülerinde sıçılmış bir de sıvanmıştır.
burada sefere çıkan cihan padişahı kanuni'dir.
lakin ordu hareket halindeyken bakıyoruz ordunun en önünde pargalı ve kanuni gitmekte.
böyle birşey yok...
padişahın en önde gittiği nerede görülmüş?
ayrıca hani mehteran?
hani iki ileri bir geri bize özgü sefer yürüyüşü?
yok.
ayrıca hareme değinecek olursak.
koskoca kanuni'nin gözdesi hürrem'i değil hafsa sultan peygamber çıkıp gelse evlendiremez, evlendirmeye kalkmaz.
kanuni de sefere çıkarken gözde cariyesini, sevdiği kadını kurtlar sofrasında bu kadar korumasız bırakmaz.
hep bekledim, kanuni'den bir mektup gelir mektupta hürrem'i sorar, ona iyi bakılmasını belirtir diye. ama gözden kaçmış, ya da hürrem'e yapılan işkenceler kurgulanarak ilerleyen bölümlerde hürrem'in yapacağı fettanlıklarda haklı olduğu, intikam aldığı izlenimi yaratılacak.
pek araştırılmamış, danışmanlar da sıçmaya başlamıştır efendim.
erhan afyoncu hocam kusura bakmasın ama biraz daha dikkat, biraz daha özen lütfen.
savaş sahnelerindeki acemiliği,beceriksizliği gördükten sonra haremden çıkmasınlar dediğim dizidir. nerede yüzüklerin efendisi iki kuledeki savaş sahneleri nerede muhteşem yüzyıldaki savaş sahneleri. haremin bokunu çkarmaya devam edin gözünüzü seveyim bir daha savaş mavaş yapmayın.
dizinin her hafta yeni bir bölümünün çekildiğini ve 3 boyutlu animasyonların ne kadar zahmetli bir iş olduğunu hesaba katarsak(şahsen amatör anlamda uğraşmışlığım vardır), böyle detaylarının pek iyileştirilememiş olmaması gayet normal olan dizi. ha madem adam gibi olamayacaktı o zaman neden bu sahneler dizide kullanıldı da sadece sözlü olarak söylenip geçilmedi orası ayrı konu.
beklendiği üzere savaş sahnelerinde sıçmış dizi. hayır kabul edin "karı kız gösterip parsayı toplayacağız, harem dizisi yapıyoruz" olsun bitsin. amına koyayım 10 sıra arayla üçüz kardeş gördüm lan. kadroculuk diz boyu sanırım. ayrıca 6 ya 6 savaş mı olur, fezadan gelip kaleyi bulan longbowlar osmanlı icadı mı ?
türk toplumunun zihinsel olarak ne kadar ilkel kaldığını bizlere göstermiş olan dizidir.
düşünüyorum da acaba elin gavuru tudors u çektiğinde, spartacus u çektiğinde, rome yi çektiğinde, onların halkı da bizim gibi ayaklandı mı, bu dizilerin senarislerine, oyuncularına türlü şekiller de saldırdı mı? yoksa beğenen izledi beğenmeyen izlemedi mi? çok merak ediyorum lan ben bunu.
bahsettiğim konu aslında çok önemli bir noktaya götürüyor bizi. onu da zaten ilk cümlede yaptığım tanımda ortaya koymuşum, kendini tekrar hatasına düşmeye gerek yok.
hürrem'in şiirine şu dizelerle yardımcı olmak istediğim dizidir:
"bu yürek oldu kor, gözlerim seni arar
kestane kebap, acele cevap."
sülüman, öptm, kib.
asaletinden sual olunmaz, bir bakışı ile eteklerine kapanıp "kurbanın olayım şu kadınlığının sırrını ver bize, cihan-ı alem senin gibisini görmedi" diye yalvar yakar olunacak valide sultan, her şey iyi hoş da, nasıl hürrem'i lala paşa'nın ergen oğluyla evlendirmeye kalkarsın? sen hürrem'i cezalandırdığında aslan süleyman sana kükremedi mi? hadi hürrem gebeyim demeseydi, eskaza gitseydi edirne'ye, süleyman dönüp de hanimiş benim hürrem'im hmppffss diye ortalarda hürrem avına çıkınca nedeceydin? "aslanım, ben hürrem'e gül toplatıyordum gül bahçesinde, lala paşa'nın ergen oğlu hürrem'in memelerini görmüş beğenmiş, ben de bir sevap işleyeyim dedim. sana meme mi yok oğluşum? hem mahidevran hasretinden yanıyor, mustafa'yı da alın piknik yapın has bahçede" mi diyecektin? ne diyor hürrem, bana dokunmak yassaakhh!
mahidevran bebişim, artık beni korkutuyorsun. yılan gözlüaaeouoıaeağğ!!! diyerek öleceksin. zaten hürrem'i döverken büründüğün samara morgan tipinle yeteri kadar uykularımı kaçırdın. artık kendine gel. sen mahidevran'sın aptallık etme. öldürücü etkisi olduğunu öğrendiğin ilk ilacı alıp yılan gözlü hürreeeaaaağğğmmm diyerek bir solukta hürrem'in yanına koşup "şekerim aramızda ne geçtiyse geçti, mustime kardeş gelecek, bizim iyi anlaşmamız lazım. ihihi, al sana şerbet getirdim iç iyi gelir" modunda ilacı hürrem'in şerbetine boca edeceksin ve sarayda adın "mallıkta sınır tanımayan kıskançlıktan çatır çutur çatlayan ex haseki mahidevran"a çıkacak haberin olsun. yapma etme. gel sen valide sultanı dinle. efendi efendi otur.
hürrem müslüman olduktan sonraki ilk "kadir gecesi mi doğdun sen" yorumunu aldı bendenizden. güle güle kullan hürrem. pelikan ağzınla "kesheerim khendimiieeee!!" diye böğürürken bir an hayatının gözlerinin önünden film şeridi gibi geçmiş olması gerek. sen dönemin ameliyat masası ya da yatağı kıvamındaki döşeğe sere serpe yatırıldığın sırada "ulan ben yedim bir halt ama, ne olacak bu işin sonu, adamın götünden kan alırlar vallahi" derken, bak allah'ın işine. dört ayak üstüne düştün hadi iyisin. yoksa gidiyordu kelle meaazallah. hamilelik muayenen sırasında kadın ne yaptı sana da gözlerin yuvalarından çıka çıka bismillaaah bismillaaah dedin orayı pek anlayamadım. neyse, çok da kurcalamıyorum iyi ki de o dönemde yaşamamışım deyip işin içinden çıkasım var. ıyh.
bir dahaki bölüm için senaristlerle irtibata geçip elimde ne kadar animasyon varsa kendilerine iletmeyi düşünüyorum. böyle diziye böyle efektler... cık cık cık. sülümoğn ile pargalı'yı bir örnek giydirelim bunlar durmadan yeeaaallah savaşa geldik tarzı şeyler söylesin. layoş elmasını yerken pargalı onu totosundan oklarla dürtüp, önceden hazırladığı yanar döner meyve tabağını kendisine sunsun. sonra belgrad'a geçeriz, ordan da bir iki sahne arkamızdan bulutlar hızlı hızlı geçsin, sülümoğn "ben süleyman, sultan selim han'ın oğlu..." diye başlarken reklama gireriz, fazla uzatmaya gerek yok altta tarih geçer öyle böyle bitmiş gelmişleeeer deriz diye düşündüler zannımca. püü allah cezanızı vermesin. paranız yoksa benim bir fikrim var: sultan süleyman desin ki, "hürrem hamile olduğuna göre artık mustafa'ya gerenk kalmadı, büyümesini bekleyip hürrem'in mustafa'yı boğdurtmam için beni gaza getirmesindense ben şimdi boğdurayım gitsin. hem hürrem bebişimi de adı çıkmış dokuza inmez sekize modundan kurtarmış olurum. tamamen kendi hür irademle oğlumu öldürttüm derim." böylece hem o sevimsizlikte sınır tanımayan, gelmiş geçmiş en sinir bozucu çocuk karakterden kurtulmuş oluruz hem de o çocuğa ödenen parayla güzel güzel efektler yaparsınız. bence çogzel oldu böyle, yapın bunu.
dönme devşirmeleri ön planda tutan türkleri 2. plana atan 5 bölümde belgratı fetheden aynı yıl içinde rodosun da fethedildiğini ordunun ne zaman ordan oraya aktarılıp bunu 3 aylık sürece yayıldığını da 2 bölüm harcayarak anlatacağı ancak siyasilerin osmanlı üzerinden siyaset malzemesi haline getirdiği 5 bölümde 1093. entry'nin yazıldığı dizidir.
sadece saray çekimleri güzel olan dizi. zira dün akşamki savaş sahnelerinde nasıl kötü çekimler yapıldığı görülmüştür. çok acemiceydi. koskoca osmanlı imparatoru sefere nasıl çıkyor, üç beş atla mı? dev bir ordu olmalıydı ardında. gümbür gümbür gitmeliydi sefere. bize öyle anlattılar, yoksa bunlar yalan mıydı? ayrıntılar düşünülmeli bu dizide.
Dünkü bölümünü yine sevdigim dizi. efektler iyi degilmis falan filan: bence turk standartlarina gore cok guzeldi.
Insanlar elestirmek icin samanlikta igne ariyor gibime geliyor.
beyler bayanlar o lahoşun yanındaki gelin kimdi? acayip tanıdık geldi lan? survivor'de ki kızmıydı yoksa kafayı yiyeceğim. bilen, gören, duyan varsa haber etsin lütfen beni bu azaptan kurtarsın.