yaşar kemal 39 yılda tamamladığı bir romanında zulüme karşı direnen
ağa'lık düzenine baş kaldıran bir karekter yaratmıştı dillere destan "ince memed"
düzen aynı düzen. değişen, ağa'ların kravat takmaları yüksek seki'li kerpiç evlerden
saraylara inmeleri.
bu halk her daim bir kahraman çıkartmıştır kendi içinden, özünden.
bazı yiğitlere sonradan lakap takılır "incelerin marrem".
"Uzun ince bir yol vardır ya. Uzun bitti ince kısmı başlıyor" diyerek herkesi taraftar formalarıyla istanbul mitingine davet etmiş. Bu cümle önemli bence sonuç ne olur bilmiyorum ama hem uzun bitti ince başlıyor lafıyla değişikliğe, hem de izmir, Ankara ve istanbul mitinglerinde tam bilenmiş olarak çıkacak ve daha farklı birşeyler söyleyecek gibi birde işin ince durumuna bakın Cumartesi mitingte söyleyeceklerinden sonra cevap bile veremeyecek hükümet kanadı çünkü ertesi gün seçim var.
gerçekten seçimlerde caydırıcı ve korkutucu bir faktör olarak görüldüğü sanılan über zeki seçmenlere sahip eski yalova milletvekili. 25 haziran'dan itibaren işsizdir, üzgünüm.
bu kadar az zamanda böyle muhteşem bir kampanya yürüttüğü için bile oy verilebilecek cumhurbaşkanı adayı. eğer bu halk seni başkan seçmesse onlara yazıklar olsun sayın ince. sen elinden gelenin kat kat fazlasını yaptın. helal olsun allah senin başını yere eğirmesin.
bugün dinlediğim polis misafirhanesinde görevli polise ettiği hakaret dolu sözcükler nedeniyle soğuduğum cumhurbaşkanı adayı. daha önceden hiçbir cumhurbaşkanından veya adayından duymadığım itici sözler, eski tarihli olsa da yakışmıyor.
ilk cb adayı olarak açklandıgında akp'li olarak hafiften bir tırsmıştım, zira şovenizmin dibine vurup iyi demagoji yapabiliyordu, zaten chplilerin oylarda çantada keklik, zira tahtayı koysan oy veriyor adamlar bi de üstüne milliyetçileri goygoyla kendine çekerse yarış zor geçer demiştim içimden hatta sözlükte bile yazmış olabilirim.
fakat geldigi noktaya bakıyorum tam bir fiyasko, hatta öyle ki içten içe inşallah bu adam chp'nin yeni genel bşakanı olur falan diyorum.
kılıçdaroğlu pasif bir genel başkan ama asla bize oy kazandırmıyor, bunun öncülü bir adam vardı deniz baykal diye, o ne yapsa biz büyüyorduk zira çogunluga ters geldigi gibi onları tahrikte edebiliyordu ama kılıçdarda bu yok, mümkün oldugunda az atatürk demeye çalışıyor, şeriat geliyor goygoyu yapmıyordu zira bu akpye yarıyordu, ve mümkün oldugu kadarda seçmeni aşagılamıyordu hangi partiden olursa olsun.
fakat bakıyorsun inceye adam gelir gelmez selo dedi lan, milliyetçilerin oylarını alır da yürür diye korktugum adamın yaptıgı işe bak.
kabul bu adam iyi bir demagog ama iyi bir siyasetçi degil.
nerde duracagını ne yapacagını bilmiyor.
rte gibi bir adama dahi nerdeyse iktidarı kaybettirecek konuma getirmiş bir konunun üzerine yürüdükçe yürüyor.
Resepsiyonist ile olan telefon kaydını dinledim. Yemin ederim o çocuğa o kadar üzüldüm ki anlatamam! Asla ama asla o çocuğun yerinde olmak istemezdim. Eğer resepsiyonistin yerinde olsaydım muhtemelen ya benim sonum ya da onun sonu hiç iyi bitmezdi. Allah böyle bir duruma düşürmesin.
biz bu insanları bizleri temsil etsin diye gönderiyoruz ama bu insanlar elde ettikleri siyasal güç ile bize ağız dolusu küfürler ediyorlar.
Bir kesim şeref ve haysiyet yoksunu insan da hala muharrem ince'nin bu tutumunu savunuyor.
biri diyor ki; resepsiyonist gülerek provoke etmiş. ee şimdi bu sözün tahrik edersen tecavüze uğrarsından ne farkı var? kaldı ki resepsiyonist idare etmeye çalışıyor, tebessüm ederek "yok olur mu öyle şey ben sizi çok severim" diyor ama hala proveke etmiş diyen embesiller dolu etrafta.
insanlarla uğraşan birisi olarak o resepsiyonisti çok iyi anlıyorum, neden tebessüm ederek konuştuğunu anlayabiliyorum.
bir kesim de buna misilleme olarak, tayyip erdoğan'da şöyle dedi böyle dedi diyor. yanlış yanlışla örtülmez. biz halk olarak göte göt demedikçe, biz halk olarak bir milletvekiline, halkın seçtiği adama "ya sen kimsin de, bizi temsil etmen gerekirken bize küfrediyorsun" demeyip, üstüne de savundukça daha Türk milletine semer vuran çok olur.
toplum olamıyoruz arkadaşlar, millet olamıyoruz, bizim temel sorunumuz aslında bu ve böyle giderse biz bir millet asla olamayız! demokrasinin ne demek olduğunu bilmiyoruz, millet egemenliğini kavrayabilmiş değiliz.
halbuki Erdoğan "ananı da al git" dediğinde de, bugün muharrem ince resepsiyonisti tehdit edip, hakaret ettiğinde de birlik olup "siz kimsiniz de halka böyle davranıyorsunuz?" demeliydik!
ne o gün diyebildik, ne de bugün.
Türk milletinden bir bok olmaz ve hak ettiğimiz gibi yönetiliyoruz.
Kimse suçu başkasına atmaya kalkmasın, önce suçu kendimizde arayalım.
Son günlerde geçmişi didik didik taranılan cb adayı. Hayır, tamam arayın iyi güzel tabi ama soracağım şu ; R.t.e'den önce ki iktidarlar şöyleydi böyleydi eleştirenler var ya, hatırlıyor musunuz, Sevim Tanürek Cinayetini? hatırlamazsınız, işinize gelmez çünkü!