-kızlar şöyle, güzel olduklarını söylememe gerek yok sanırım. eğlenceye pek düşkünler, gece kulüplerinde yanında sevgilisi ya da kocası bile olsa, gelip seninle dans edebiliyor. sonrası? dersen o artık senin kabiliyetine, cesaretine ve bazen de cüzdanının dolgunluğuna bağlı.
-rus kızları, standart türk kızına kıyasla sekste daha tecrübeli (haliyle bu işi daha çok yaptıklarından) ve bizimkiler gibi bir yerine dokundun mu kasılmıyorlar, oramı elleme buramı şeyetme demiyorlar, bu işten zevk alıyorlar, sana da zevk veriyorlar.
- moskovada kızlar genelde küçük yaşta evleniyor ama birkaç sene sonra kocaları başka bir kadının peşinde evden ayrıldığından, etraf genç yalnız annelerle dolu...
gece ayrı günüz ayrı bir hayatın yaşandığı nadir şehirlerden birisi. dünyada moskova'dan başka hiç bir yerde gece saat 03'te canınız sıkıldığında gidip açık beyaz eşyacı bulamazsınız alış veriş için. ama moskova'da beyaz eşyacıdan tutunda spor malzemecisine, bilgisayarcısına kadar 24 saat açık yer bulabilirsiniz. restoran, kafe ve barları saymıyorum bile.
şehirde spor, tiyatro, sinema kültür gibi her şeyi bulma imkanınız var. önemli olan şehrin size ne verdiği değil sizin ne aldığınız. her şey sizin imkanlarınız ile ilgili.
kızların çaya bayıldığı şehir. öyle ki bir çay ısmarlıyorsun sonra aşık oluyorlar. kar eşliğinde çayları yudumlarken bir kaç romantik cümle söylerseniz direkt evlenme teklifi. evet kızlar ediyor teklif.
müthiş bir büyüsü olan, kremlinin civarının mutlaka gece de görülmesi gereken, harika mimarisi ve müzeleri ile inanılmaz bir şehir. beni en çok etkileyen sovyet yapıları oldu. saint basil katedrali insan hayatında görülebilecek en ilgi çekici yerlerden biri. içindeki müzede güzel freskler var fakat dışının yanında çok sönük kalıyor. bol bol ingilizce bilen insan bulamamaktan yakınılmış. tam tersine her gittiğim yerde mutlaka bir ingilizce bilen birine denk geldim. ve insanlara yardım etmeyi seven bir halkları var. tamam soğuk bir yapıları var ama tarzları böyle. viktravel linkinden havaalanından şehire giden otobüsün numarasına kadar öğrenilebilir.
Fıstık gibi şehir.
Yeşillik, ferah, aydınlık. Belki de kutuplara azıcık daha yakın olmasından mütevellit belki de bir sanrıdır ama sanki gök, elini uzattığında değecek kadar yakın.
Moskova nehri ayrı bir güzellik. Kiliseleri öyle, parkları öyle.. Yeni yeni yükselen gökdelenleri öyle.
Kremlin çevresi ise apayrı bir yer. Büyüleyici.
Metroları eski olsa da, istasyonları harikülade. Hemen her istasyon ayrı bir sanat galerisi adeta.. Metro yanılmıyorsam 1938'de yapılmış. O zaman için video çekmiştim, yürüyen merdivene bindiğinizde 2 dakikadan fazla sürüyor inmeniz ve ortalarına geldiğinizde aşağı yukarı algınız takla atıyor alışıncaya kadar ne olduğunu anlayamıyorsunuz.
mgu yani Moskova devlet Üniversitesi ise Ayrı bir rüya.. Şehrin her yerinden göz kırpan bu şatomtrak bina olağanüstü bir güzelliğe ve estetiğe sahip.
Ama tabi pahalı. Çok pahalı. Baya pahalı. Öyle böyşe değil çikin pahalı.
Bu arada araba sayısından dolayı iki plaka kodu kullanılmaktadır.
Moskova;
1571'de kırım hanlığından 1.devlet giray,
1812'de Fransa imparatorluğundan napolyon,
Tarafından yakıldı. 1943'te Naziler tarafından işgalin eşiğinden döndü.
Defalarca kez kıtlık ve hastalıkla sınandı. Ama şehir bugün hala dimdik ayakta. Moskova bize önemli bir ders veriyor aslında; "önemli olan defalarca yakılıp yıkılsak da küllerinden yeniden doğabilmektir."
çok güvenliksiz. hava kararmaya başladığında kızıl meydan da millet birbirini kesiyor kim vurduya gidiyorsun. hadi len diyenler gidip kendileri görsün denesinler, götü kurtaran olursa ben burdayım.
Ne güzel bir şehirdir. Şimdi orada olmak, bilmem kaç derece soğuk havayı ciğerlerine çekmek vardı. Sonra o kırmızı kazaklı, sarı saçlı hatunu aramak vardı. Galipin rüyayı aradığı...