çocuk oyuncunun performansının harika olduğu film. la la land'ın ilk on dakikasına bile zor dayanan bünyem için, ilaç gibi gelmiştir. geçişlerin çok hızlı olduğu ve bu süreler içinde hikayelerin eksik kaldığı ortadadır ama filmi kötülemek için yeterli sebep değildir.
adam gibi adama benzeyen bir moderatör. bir önceki hesabımın yazarlığı 15-20 gün içerisinde onaylanmıştı fakat bu hesabımın bir kaç gün içerisinde gerçekleşti. sebebi ise yazdığım uzun ve güzel yazıları kendisinin okuması ve hakkımı teslim etmesiydi. ben de diyorum kim artı oy veriyor gören yok eden yok.
Sözlüğün eski moderatörlerinden, kendisini o zamanlardan tanırım. Sözlükte eski nesilleri görmek biz eski nesiller için güzel bir duygu.
Var olsun sözlükte her daim.
Once ickiyi birak. kafasi gereksiz calisan insanlarda mucadele ettigi seyler eger yeterince keyif verici degilse ya da bi seyler olmussa, keyif veren biri de yoksa bir aylik surekli kullanimdan sonra ister istemez depresyon yapar. Bi yerden sonra o hafifletici etki de yerini tamamen hissizlesmeye birakir, gerceklik algisini kaybedip sacmalamaya baslarsin. Suanki goruntu de o galiba.
Maddeler desen cocukca, tavlacilara bakip ya bunlar nasil mutlu demek agir ego.. kardes harbi bi iki hafta ara ver, uyaninca yemekten once bi saat ip atla, aksam yemeginden sonra da bi saat bisiklet sur, gel bu konulara tekrar yaz.
yazdığı yazıyı okudum. bir sigara bağımlısı olarak akıl vermek haddime değil ama anladığım kadarıyla mutluluğa fazla anlam yüklüyor. hayat böyle her dakika eller havaya modunda, hep muhteşem şeyler yaşadığımız bir şey değil. "mutluluk" sağlıklı olmak, sevdiklerimiz rahat ve huzurlu olması. bu kadar ama bu bile herdaim olmuyor. hayat hatalar, kaygılar, sorumluluklar, anlık mutluluklarla geçirdiğimiz şeylerin toplamı. bağımlılıkta galiba olduğu gibi kabullenenemeyenlerin sorunu.