bir "eyvallah abi" diyemeden kaçmış gitmiş, bu entryi de yazsam mı yazmasam mı diye düşündüm, önceden aldığım sözleri de elime avucuma yazdım bekliyorum dönmesini, daha bitmek bilmeyen askerlik anılarını anlatacak, daha rakı şişesinde balık olacağız, daha ondan öğreneceğim çok şey, alacağım çok tavsiye var.
hiç haber vermeden gitmiş yazar..valla üzüldüm şimdi, en son haberimiz oldu.ne bir mesaj atabildik, ne arayıp sesini duyabildik...
ilk tanıştığım saygıdeğer uludag sözlük yazarlarındandı kendisi*..o benim için manevi kardeşim dedi, ben de onun için manevi abim..şimdi aklıma geldi de baktım özel mesajlarıma, ** hijyenle ilgili başlıklar sayesinde tanışmışız...belki de sözlük başında en çok güldüğüm gündü o gün, biz hijyen dedik, o şahin k dedi.sonra şahin k'yı arap sabunuyla yıkadık falan *. beraber arka arkaya bugün butonuna bastık, 15 tane yazar ne yapiyor dedik, sonra ne bakıyosunuz yazsanıza dedik*...belki bugünlerden daha çok eğlendik o zamanlar, 6 yazarla sözlük dönmez kardeş diyorduk ama dönüyodu be! bak yine o zamanları özledim...aaaah ah...geceleri beraber nöbet tuttuk sözlükte...şimdi yalnız bıraktın bizi, ama eminim ki her gün nickin sol frame'de olacak, geldiğinde sanki bir gün sözlüğe girememiş gibi hissedeceksin kendini...seni orada da rahat bırakmayacağız, haberin olsun! kendine iyi bak, sayılı gün çabuk geçermiş...
an itibariyle önceden ayırttığı ve 19 saatinin geçeceği koltuğuna oturup yakınlarına el sallayan er kişisi. veda seromonisinde yaşar büyükanıt'ın da olması ayrı bir moral verir canım insana. önce allah'a sonra kendine emanetsin. tiz git tiz gel.
farkinda olmadan bana cok sey ogreten abim...gitmeden once "hayirli tezkereler" diyemedigim icin ziyadesiyle uzuldugum insan ayrica...sozlukte yoklugunu belki en cok hissedecegim yazar, sagsaglim, bir an once git gel be...
hepsini okudun ve bekledin di mi lan buraya kadar ? unuttum diye yüreciğin pırpır etti di mi ? ahhahaha. Hiç olur mu yahu ?
yahu tüh, seninki ne güzel olmuştu, benimki neden uymadı buraya*.
Bana bir son dakika golü attın ama onu yazmadan edemeyeceğim. Gerçi zaten bana devamlı gol attın sen, her daim özel mesajmış, telefon mesajıymış, aramaymış, hatta abartıp yanına gelmeymiş bir şekilde "olm nedir durum, neden ben bilmiyorum, kim bu bahsettiklerin lan, yine ne oldu" şeklinde sözlüğün muhtarı olan sana her daim soru sorar buldum kendimi. ikimiz şöyle görüyorum. iki tane kafadar, biri lay lay lom, hahaha hihihi, kafa güzel, güler, coşar, eğlenir durur. Diğeri daha ağırbaşlı, daha sakin, etrafta ne olur biter bilir, dikkat kesilir, inceler filan. Ahan da öyleyiz. Gerçi burada elindeki bilgileri bana karşı şantaj montaj havasında kullanıyor olman işin acı tarafı. Neymiş o son dakika golün; seni beklerken istanbula uçağını yolcu etmeye gelmek için, bir anda otobüsle gidiyorum biletimi aldım mesajını gördüm, iyi sattın lan beni. Hehehe ama geldiğinde hamamda seni ben keseleyeceğim haberin olsun, sonra vay neden böyle yaptın alkımım deme.
işin şakası bir yana,
Taa bundan 1 sene evvel gördüydüm nickini o online listesinde. o günden sonra hani amerikan filmlerinde olur ya, işten çıktıktan sonra insanlar aynı cafeye veya puba giderler. Hep aynı kişiler zaten oradadır. Evine gelmiş gibi olursun, aynen o hale geldi sözlük bizim için. evimizde geçirdiğimiz vakitlerde içine dahil olduğumuz ve gün geçtikçe birbirimizi belki devamlı fiziksel olarak görmesek de, fikirler, hayatlar adına bir çok paylaşımda bulunabildiğimiz bir yer oldu burası. Ve işte ben şunu gördüm; bir internet ortamında da rastlayabilirmişsin her zaman dostum diyebileceğin, bir yere gittiğin zaman özleyeceğin, bir yere gittiği zaman varlığını arayacağın bir insana. sensin şu sözlükten geriye bana kalacak en değerli şey.
Askerlik zordur, askerlik eğiticidir, askerlik sabır ister, askerlik metanet ister, askerlik güç ister, özellikle senin gittiğin yerde. Ve dostum, sen bütün bu özelliklere sonuna kadar sahip olduğun için, her şeyin olduğu gibi bunun da başarı ile üstesinden geleceksin.
Haa 5 ay sonra geldiğinde, ulan bu sözlük ne hale gelmiş, sen selebriti olmuşsun, ben ise sigara izmariti demeyesin diye, sen ver bana şifreni. Bak gerçekten de bana yaptığın sayısız şantajı unuttum gitti, hep adına güzel şeyler yazacağım bilesin*.
Sen şimdi askerlik anılarını da montajlar youtube a koyarsın lan. Haa bir de sana izmirde çiçekler açar marşını hatırlatır, o görüntüyü komutan her şnava yatırdığında gözünün önüne getirmeni dilerim.
Uzattıkça uzattım, şimdi orada bu adam her haftasonu çarşı iznine çıkarsa, sonra zırt pırt sözlüğe gelip entry girerse ne duygusallığı kalır bu entrynin. Ulan bak o kadar yazdık, böyle gözlerimden yaşların akmasına müsaade ederek, sonra iki hafta sonra internete gelip de "şşt olm, ben bişiler duydum, hayırlısı artık" filan dersen özel mesajla, valla sözlüğü de hacklerim, şifreni de çalarım, tüm entrylerini de silerim.
Hakkını helal edesin benimki sonuna kadar helaldir sana, tez zamanda gidip gelesin, kendine oralarda dikkat edesin kardeşim. Yolun açık olsun, allah hayırlısı ile gidip gelmek nasip etsin..
izmir'de görüp de pek muhabbet etme fırsatı bulamamıştım kendisiyle, kısa süre içinde dikkati nazarımı celbeden şey ise çok güzel "cizıs kırays(t)" diyor olmasıydı.*
...
hayırlı tezkereler, gelince görüşmek üzere efendim.
mahallenin en delikanli abisi, en guzel zamanlarda gidiyorsun be usta ama olsun daha cok guzel zamanlarimiz olacak, hem erzincan dediginde 19 saatin basina bakar. malum gezici moral ekibinin sagi solu belli olmaz. bu kadar manyak bir aradayken her an bi cilginlik olabilir.
haftasonu izmire asker ziyaretine gittim. bunu der bunu söylerim yok erzincan nere sanki o bakımdan.. hayırlı teskereler kolay gelsin. unutma biri yamuk yaparsa komutan bile, yaz ifadeni ver mahkemeye, omuzlarında tek şerit olacak...
uludag sozluk bursa hali saha zirvesi sayesinde tanıştığım yazar. sonrasında devam eden seri zirvelerle ve zirve harici görüşmelerle aramızdaki samimiyet ilerlemiştir. sözlük asosyalleştiriyor diye bir tabir olsa da, biz montajelemani, salca, yawuz olarak gayet sosyal insanlardık, hiç sınır tanımadık. beraber her türlü eğlenceyi yaptık, dertlerimize ortak olduk.
önce 3 kişi başladık bu yola, sonrasında devamı geldi ve bursa ekibi olarak güzel bir ortam oluşturduk. her hafta mutlaka buluşmalarımız oldu, eğlencelerin ardı arkası kesilmedi. ha dertlerimizde oldu arada, beraber olunca hepsini sildik attık, üstesinden geldik. dertlerimizi de paylaştık, mutluluklarımızı da...
hele şu son 1.5 ayımız yok mu.. her hafta sonu başka şehirlerde, beraber farklı insanlar tanımak. gittiğimiz şehirlerdeki yol hikayeleri, oralarda başımızdan geçen enteresan olaylar. hep bunları beraber yaşadık. bu uyumla o kadar çok güldük ki, kendisi için de çok iyi moral oldu.
biz eğlendik, görüntülere kaydettik, kendisi de ileride bir gün bakınca onlara "vay be ne çok eğlenmiştik, bak neler yapmıştık" gibi şeyler söylememiz için, kalıcı videolar hazırladı, elinden gelen her çabayı gösterdi. ee ne de olsa profesyoneldi, işi gereği neler yapabileceğini biliyordu. biz fikirler sunarken, herkes en güzel şekilde uygularken, kendisi de nerde nasıl durmamız gerektiğini, çekimler esnasında neler yapacağımızı bir bir tarif etti. çıldırdığı dakikalar oldu, isyan etti. herkesi idare etmesi gerekiyordu, çünkü karşısında oyuncular vardı ve kendisi yönetmen olduğu için bazı kaprislerden dolayı kendinden geçiyordu.*
günler günleri kovaladı, artık vakti de geldiği için askere gidiyordu. kısa dönem olup, 5-6 ay yapacak, yazın tekrar aramıza katılıp, kaldığımız yerden devam edecek olsak da ister istemez burukluk yarattı.
hayırlısıyla sağ salim gider, sağ salim gelir inşallah. zaten bilirsin sen işini kardeşim, orada kendine dikkat et. vatan için gitsen de, bizim için döneceksin..
sözlük bize, vatan sana, sen allah'a emanet..
kral tv alt yazılıarını takip et arada, belki de bir gün şunları okursun;
vatani görevini şırnakta yapmakta olan montajelemani, dayan kardeşim.. az kaldı az..
kendisi için bu kadar yazdım ama ne kadar yazsam az gelecek, en iyisi bir yerlerde bitirmek. bak kanka benim bu yazdığım bittiyse, senin askerlik de hayli hayli biter.. selametle..
sen o her zamanki tepede bizimle bursa'yı izlerken beraber olmasanda, zirveler sensiz geçsede, bir çerçevede fotoğrafın, o yüzündeki içten tebessüm ile bizlere bakacaksın. sen geri gelene kadar, her zirvede mutlaka bir şekilde seni hatırlayacağız..
güle güle git, güle güle gel, allah yolunu her daim açık etsin, mutlu huzurlu bir altı ay dileğiyle her şey gönlünce olsun yazarı.. bizleri unutmasın ..
hakkında kaç entry yazdım hatırlamıyorum bile. ve neler neler paylaştık bu kadar kısa sürede.. ve ne büyük değerler olabiliyormuş sözlük denen bu ortamda bile..
bursa denen bu yerde, kocaman yalnızlıklarla boğuşurken, ne zaman ihtiyacım olsa yanımda bittin hep.. bazen içtik sustuk karşılıklı, bazen beraber şarkılar söyledik bursa ya karşı beraber.. ve "kimsem yok lan burda benim!!!" derken yanımda olan bir kaç kişiden biri oldun hep..
hani bir gün cafede kafayı yemek üzereyken aramıştınız da beni, abi kötüyüm dememden beş dakika sonra gelmiştiniz yanıma, sen şimdi "lan burda ne yazdın ne gerek var dersin." ama söyemeden olmaz. hiç unutmam bunu hiç..
beraber gittiğimiz zirveleri, yolculuklarda yaşananları, okuduğum şiirlere patlattığın kahkahaları, ikimizin içinden de ağlamak gelirken ısırıp dudaklarımızı sadece öylece kaldığımızı da unutmam hiç.. evime ilk gelen arkadaşlarım olduğunuzu da, mangalı zor bela yakışını da..
dedim ya çok kısa zamanda çok şey paylaştık ve bilirsin ben duygusal adamım, şimdi gidiyorsun ve inan hepimiz çok özleyeceğiz seni.. bitir gel ve kaldığımız yerden devam edelim, hayatı yaşayamamaya..