S a ç m a l ı k t ı r.
Moda insanın güzel ve estetik görünmek, farklı olmak, kendini ifade etmek ve normale uymak için yeni olanı benimseme ve davranmasıdır.
Giyimde 80 modası vatkalı renkli elbiseler, mayo altı parlak taytlar, kabarık, gösterişli saç ve makyajdan oluşurken 90’larda renkler be biçimlerde sadeleşme ve uyum görülür. 2000’lerin modasına bakın düşük bel pantolonlar, renkli, yazılı tişörtler aşırı çirkin ve anlayış vardır bence moda tarihinin en boktan ve estetikten uzak dönemidir. Bugünün modası renkli saç, crop, yırtık kot, kaba ayakkabılardır. Bugünün modasında saçma bir çıplaklık ve sergileme esastır. Ama yine de tarihin en sade ve şık halindedir.
Giyimin yanı sıra davranış modası da vardır. Örneğin duyar, ırkçı karşıtlığı, feminizm, sekülerlik. Bunlar bugünün moda davranışıdır. iyi olanları da vardır kötü olanları da örneğim bugünün kendi sergileme ve şeffaf hayat modası kötü ve aptalcayken ayrım yapmaksızın insana değer biçme eylemi iyidir. En iyisi insanın moda olanı değil kendi idealleri çerçevesinde yaşamasıdır.
Moda normalitedir ve insanlar normale yani çoğunluğa uyma davranışında bulunmaya yatkındır. Moda düşünmeden güzel olana tapmak ve sürekli insanın kendini güzelleme, en güzel olma, güzel olmak için her yeni olanı deneme çabasıdır. Bu yüzden manyakça bir güzelleme tüketimi halindedir insanlar. Moda bu nedenle vakit kaybıdır. Moda da ölçü esastır. insan modaya değil kendi düşüncesi ve doğrusunda hareket etmelidir.
Serdar kuzuloğlu'nun moda nasıl moda oldu adlı video söyleşisiyle farklı bir boyut kazanıyor.
Kahkaha atarak izledim. Moda diye önümüze konulan ucube giyim tarzlarına, onlara balıklama saldıran tüketici bireylere Adam mizahi bir üslupla sağlam giydiriyor. izlenmesi keyifli bir video.
Moda insanın kendine yakışanı giymesidir diye palavra atmayacağım. Her dönemde belirli ürünlerin piyasaya sürüldüğü, bu ürünlerin de çogu insan üzerinde sergilendiği, sergileyenlerin modayı takip ediyorum edasıyla gururlandığı saçma sapan olay. Bazı parçalar gerçekten hoş ama.
bende nefes almak için ve Pendikte büyümüş olsakta artık her yere 1.5 saat uzaklıkta olmaktan bıktığım için taşınacağım muhit. zaten ortalama yılda 3 ay Türkiye'de oluyorum ve artık Türkiye'deki bu değerli zamanımı daha güzel bir yerde geçirmek istiyorum.
kiralarım 1+1 eşyalı bir ev, sabahları çıkar sahilde koştuktan sonra fırından taze simit alıp kahvaltımı yapar, öğlene kadar kitap okur çay içer, akşama doğru balıkçılardan taze balığımı alır akşama pişirir yer, gece de bir bara oturup içerim.
Aileyle bayram alışverişine çıkılınca böyle oluyor maalesef. Parmak sokma amacım da tutarak fotoğraf çekmekti. Raftayken sinekliğe benzediği belli olmuyordu. Öghhh.
Genelleme yaparsak! Sonradan görme bir bok bilmeyen tiplerin moda ile ilgili bir eğitim kurumuna gidip biraz atölye ve program öğrenip kendisine "Tasarımcı" etiketini takarak ortalıkta dolaşmasına neden olan 20. yüzyıldan kalma tüketim toplumu yaratma projesinden sadece birisidir.
Bu sözlükteki yazarların pek çoğunun 100 yıldan uzun yazan ampülün hala yanmakta olduğunu biliyor. Hani şu itfaiye şefliğinde duran.
Hah anladınız siz. işin kötü yanı Madagaskar'ın nerede olduğunu bırak ismini bile bilmeyen adam çıkıyor tema yaratacak.
Lan ilk önce sanat yapmadığını anla sonra da sanat tarihi oku! Az da olsa bir şeyler yapmaya çalışan kahramanlar yok değil.
Ama çoğu tamamen işin mühendisliği ya da edebiyatıyla değil boyası ve cilasıyla ilgileniyor.
Bir de son zamanda bloggerlar çıktı. Onlara ayrı bir gıcığım.