1918-19 yıllarında osmanlı'nın(türkiye'nin) belirli şehirlerini kontrol altında tutan, türklerin mallarını ve mülklerini gasp eden(evlere yerleşmeler, boktan sebeplerle -silah alırsın, bomba alırsın vs- insanların altınlarını almalar) "azınlıkları da silahlandırdık, bir kavgalaşma olursa türk "halkını" denize dökeriz" diyen fransız-ingiliz o. çocuklarına, cahil halk koyun gibi itaat ederken karşı duruş sergilemiş insanların ideolojisi. "çok kaka bişey cıkcık olmamış, ıyy,ayrımcı, iyvrenç bişiiii, yok yok kesin yok olcak buu ! " diyenler, o ideoloji olmasaydı( o zamanki anlamıyla kullanıyorum, şimdiki adam öldüren o.ç lerin düşüncelerini kast etmiyorum ) ne kürt kalmıştı şimdi, nede türk...
bir zamana kadar devam edecek, daha sonra insanoglunun bazı seyleri yavaş yavaş aşmasıyla zaten kendi kendine yok olacak! "gerci hortlama ihtimali de yüksek" olan ideolojidir...
algılama sorunları olan bazı insanların hala ırkçılıkla karıştırdığı kavramdır.
ancak ülkemiz için geçerli olan milliyetçilik atatürk milliyetçiliğidir.
onun milliyetçilik anlayışı ise akılcı, çağdaş, medeni, demokratik, toplayıcı, insani ve barışçıdır. yani ırkçılık, şovenizm gibi uç kavramlarla taban tabana zıt bir kavramdır.
birçok insan milliyetçilik kavramını yanlış anlar. milliyetçilik şu demektir;
ülke sınırları içinde yaşayan insanların birlik içinde olmasına denir.
yani milliyetçilik ister kürt olsun, ister çerkez olsun farketmez. birlik olalım çağrısı vermektedir. fakat biz milliyetçiliği faşizm ile karıştırırız.
bu ülkeye mustafa kemal atatürk'ün bir daha gelmesi lazım.
modern toplumun doğuşuyla ortaya çıkmış kavramdır. fransız ihtilali modern ve sanayi toplumunun ortaya çıkmasını sağlamıştır. sanayi toplumunun ortaya çıkışı beraberinde sermaye ve üretimin hızlanmasını ve dolayısıyla tüketim toplumunun yaratılmasını gerekli kılmıştır. egemen sınıflar, yani üretim araçlarına sahip sınıflar, kendi çıkarlarını yüceltmek için tüketici toplumunu yaratmak zorunda kalmıştır. toplumlar bu sebeple kitle haline getirilmeye başlanmıştır. kitleleştirme hareketi bazen baskı, bazen ideoloji aygıtlarıyla mümkün hale gelmiştir. devlet ve sermaye sahibi kitle ilk olarak, zorlayıcı görünmediği için ideoloji aygıtlarını kullanır ve kitle kendi rızasıyla verilen ideoljiyi farkına varmadan kabul eder. bu kabul sonrası kitleyi her yöne çekmek kolaydır. milliyetçilik ideolojik aygıtların en temel ürünüdür. tıpkı din, barış mesajları, sağduyu gibi. tarihi sürece bakıldığı zaman milliyetçilik, türkçülük gibi kavramların esamesi okunmaz. belirtmeliyim ki okuduğumuz tarih kitapları da, devletin ideolojik aygıtı haline gelmiş ve tarihi gerçekliği saptırarak, eleştirel iletişim kuramlarında ve kültür incelemelerinde sıkça değinilen yaratılan gerçekliği yansıtır. bu sebepledir ki birinin çıkıp sen milliyetçiliği ne sanıyorsun, türkçülük kavramını öğren öyle gel, hakkında ne okudun diyenler de, muhtemelen yaratılan gerçeklikleri okuyarak milliyetçiliğin bir kavram değilde, egemen güçlerin onları pasivize etmesini sağlayan, ideolojik bir araç olduğunu farketmez. kimseye ayar değildir amacım. milliyetçiliği benimsemeden önce, bu nedir, ne değildir, toplumlardaki etkisi nedir, tarihsel gelişimi nedir, ortaya neden çıkmıştır bir araştırılsın. ayrıca milliyetçilik çağrısıyla sağduyu yaratılması da hatanın en büyüğüdür. sağduyu bilinçlenmek değil aksine uyutulmaktır.
kavram karmaşası içinde bulunan düşünce. milliyetçilik millet'i yüceltir. bize göre bu "türk milleti"dir. türk milletinin içinde, "kendini türk hisseden ve vatandaşlık bağı ile türkiye'ye bağlı olan" bütün ırklardan kardeşlerimiz mevcuttur. türkiye'de yaşayan ve bu şartlara uyan ermeniler, kürtler, yunanlar da türk'tür. dolayısı ile, türk mileti içinde bulunan ırkları, "türk" kavramının dışına itmek, milliyetçilik değil, ırkçılık, faşizm'dir.
milliyetçi, diğer milletlerden kendisi üstün görendir. diğer ırklardan kendini üstün gören değil.
fransız topraklarından cıkma zannedilen fikir akımıdır. bunu böyle düşünenler acaba aşağıda tarihten verilecek örneklerin ve bu örneklerdeki kişilerin tavırlarını neyle açıklayacaklar o da ayrı bir merak konusudur:
"...milattan dört bin yıl önce gerek ekonomik gerekse de coğrafi açıdan son derece yüksek bir refah seviyesinde olan Turani kavim Sümerler ile Sami kavimlerden Akadların savaşmasına neden olarak neyi gösterebiliriz? Milleti millet yapan nedenleri bu kadar farklı iki mutlu ve mesut kavmi birbirleriyle savaştıran şey milliyet hissinden başka ne olabilir?
Homeros'un iliada adlı eserinde Yunanlılar ile Troyalıların savaşma nedenlerini, duygu sellerini nasıl açıklayabiliriz?
iranlıların Ege kıyılarındaki kasabalarını ele geçirmeleri sırasında Milas ve etrafındaki halkın yaşadıklarının tüm Helen dünyasındaki yankı buluşunu nasıl açıklayacağız?
Hun hükümdarı Çici Yabgu çevresini saran Çinli komutanların teslimiyet çağrısına; "Biz Hunlar tarihte gücün simgesi olmuşuz, esir olmaktansa, kaçmaktansa savaşarak ölmeyi tercih etmişiz, tüm dünya savaş meydanında ölmeyi bizden öğrenmiş, adımız yabancıları titreten millet olmuş. Biz ölsek de kahramanlığımızın şöhreti kalacaktır. Bu şöhret bizden sonrakilere güç verecektir. Yalnız bu şöhret çocuklarımız ve torunlarımızı diğer kavimlerin efendisi kılacaktır" diyerek karşılık vermişti. Eğer milliyetçilik ve millet kavramlarının ortaya çıkışını adı geçen ihtilal veya devrime dayandırırsak, Çici Yabgu'nun "Biz Hunlar" değişini nasıl yorumlayacağız?
Bunların adı milliyetçilik, milli şuur değil ise nedir? Milliyetçilik hissinin bugünkü anlamı ile birlikte olmasa bile bir bağlılık ve bütünün parçası olma anlamında, belki de güvenlik ve temel ihtiyaçları karşılama kaygısı ile daha eski dönemlerde de bulunmuştur. Milliyet sözcüğünün Avrupa dillerinde bugünkü manasını alabilmesi 19.Yüzyıldan sonra olmuştur. ingilizce"de "Nationality" sözcüğünün varlığı 1691'den itibaren tespit edilmişse de, bunun bugünkü anlamda kullanılışı 19.Yüzyılın başlarındadır. "
uzun lafın kısası milliyetçilik, insanların, osuruktan teyyare kişilerin ağızlarından çıkanları kulaklarına küpe yaptıkları gibi; fransız ihtilalinde icat olmamıştır. fransız ihtilali milliyetçiliğin değil, sanayi devrimi sonrası ortaya çıkan modern batı literatürünün aidiyet duygusunu ortaya çıkarmıştır. buna sizin üstadlarınız milliyetçilik değil modern milliyetçilik diyorlar zaten.
türkiye de, daha anlamını bile bilmeyen bazı insanların diğer herşeyde olduğu gibi körü körüne inandığı, savunduğunu düşündüğü ama abarttığı düşüncedir.
eğer sözkonusu milliyetçilik kendi milletinin tarihte hiçbir yanlış/hata yapmadığına, eleştirilecek bir eylemi olmadığına inanmak demekse bu milliyetçiliğin iyiliğinden ve güzelliğinden bahsedilemez.
milliyetçilik kolay bir kavram değildir. kavramlar kargaşasında yamulup gitmiştir. örnek vermek gerekirse milliyetçilik odadan çıkarken ışıkları kapatmaktır. milliyetçilik yolda hiç tanımadığın insanlara selam vermektir. komşularının halini hatrını sormaktır. milliyetçilik bölgede olan bir olaya tepkisiz kalmayıp gerekirse cumhurbaşkanına dilekçe vermektir. milliyetçilik gönlünde ülkesini sevmektir. eline green card geçtiği zaman hemen ülkesini terk etmek değildir. milliyetçilik düşünmektir. saçma sapan işlerle uğraşmak değildir. milliyetçilik yaşamaktır gelecek nesillere iyi bir ülke bırakma çabasıdır. yapılan her şey için ülkesini bu günlere getirenlere teşekkür etmektir. milliyetçilik diğer düşüncelere saygıdır. ümmetçilikle taban tabana zıttır. ezik insanların ülkü ocaklarına arka edinmek adına girmesi değildir. milliyetçilik örftür. milliyetçilik adettir. milliyetçilik tek başına düşünülünemez. milliyetçilik herkesin içindeki saf duygudur. milliyetçilik ülkesinin başarılarına sevinç göz yaşları dökmek, şehidinin arkasından ağlamaktır. işte milliyetçilik bu kadar çok dalda incelenebilir. öyle ülkü ocağına girdim milliyetçiyim yakarım yıkarım demekle olmaz.
Milliyetçilik her ideolojiyle birleşebilecek dolayısıyla kendi başına bir ideoloji olmayan bir fikir akımıdır. Dominant bir içeriği yoktur Faşizm, komünizm gibi. Yani aşırılık içermez. Genelde merkezin sağı tarafından benimsenmiş gibi görünür. Oysa sol görüşlü biri de pekala milliyetçi olabilir. O yüzden ilginçtir ve siyaset biliminde daima tartışılmaya açık olmuştur milliyetçilik kavramı. Siz de tartışın o yüzden haydi.
"milliyetçilik, 19. yüzyılda avrupa'da milli devletlerin kuruluş dönemi ve ikinci dünya savaşı'ndan sonra sömürgeciliğe karşı milli kurtuluş mücadeleleri dalgasından sonra, yeni bir baharını yaşıyor. kara bir bahar bu: milliyetçi çatışmalar, düşmanlaşmalar büyük yıkımlara yol açıyor; bin türlü sorun yüküyle biriken öfkeler, kendi gibi olmayana karşı beslenen "milli" hınçların potasına akıtılıyor; toplumlar "milli birlik" adı altında teksesli korolar olmaya zorlanıyor; tek sahici kimlik olarak milli kimlikler iş görüyor..."
Kısaca Avrupa'da henüz ortaçağda(evet efendim yeniçağ değil!); burjuva sınıfının, oluşup gelişmesi üzerine(bu ortaçağın sonlarına tekabül eder) kendilerine mevcut düzenden rant elde edebilmek için oluşturmaya çalıştıkları sistemdir. Adının ulusalcılık olması uluslarını sevmelerinden falan değil sadece hakim din sınıfının elindeki tanrı kozuna karşın iyi bir alternatif yaratabilme ihtiyacından doğmuştur.(bu bilgiyi ders kitapları vermez ama!) işte bunun üzerine vatan kavramı oluşturulmuştur. Hemen akabinde kavramı pratize edebilmek için ihtilale girişilmiş(fransız kalınmayası gereken ihtilal) ve oluşturulan bu ham fikirimsi son olarak kendi entelijansını(diderot, voltaire, montesque ve daha biçok hedehüde) da oluşturmak suretiyle toplumların fikir dünyasında kendine sağlam bir yer hazırlamaya başlamıştır.
Konuya ülkemiz açısından bakacak olursak gene anlaşılamamış ve doğal olarak laiklik gibi boku çıkarılmış bi başka konudur. Efendim biz kimiz ulusalcılık kimdir? Osmanlı'da ulusalcılık mı vardır(ümmetçilik) son 50 yılda çıkarılmaya çalışılan ulusalcılıktan nolur? Kaldı ki elin Yunanı, Bulgar,Makedonu bile üstelik Avrupa'dan gelen onca baskıya karşın bunca sene (takribi 100 kadar) dayanmış ve ayrılmamışken, türklerin bu fikri savunması nasıl beklenebilir?? (kaldı ki türkler ticaretten, burjuvaziden bihaber köylü(türk kelimesinin lügatlarde belirtilmeyen gerçek anlamlarından biri de budur) veya olmadı düşük seviyeli memur güruhlarıdır) işte bunlardan ötürü ulusalcılık da bizde o sarsak cumhuriyetin ilk zamanlarında aynı ileride Atatürk'e yapılacağı gibi anayasayla korunmaya alınmış ve çeşitli hedehüdelerle desteklenmeye çalışılmıştır. Diğer birçok devrim gibi bu da tutmayınca bu sefer de jakobenliğin doruklarına çıkılarak, çıktıkları o tepeden bunu savunmayan insanlara hem manevi hem de maddi roketler atılarak zorla ulusalcı oldurulmaya çalışılmışlardır. Solu sağı yoktur efendim bu vahşetin üstelik, kendi yoz sistemlerine uymayan kim olursa olsun harcanmıştır. Ve hala son gaz bu saçmalıklar devam etmektedir...
Okuduğumuz tarih kitapları sadece kazanan tarafların entelijansları tarafından hazırlanır! Haliyle tarihi yazan bunlar yaptıran galip kumandanlar ve hakim sınıflar bok yoluna gidenlerde daima halktır.
otobuste yasli teyzeye yer vermektir milliyetcilik...
bas ortusuyle okula girebilmek...
bebek olum hizini dusurebilmektir bazen...
kisi basina gsmh yi yukseltebilmektir milliyetcilik...
modern siniflarda ders yapabilmek...
bacaklarin ve kollarin koptugunda, basini uzatabilmektir bazen...
ab standartlarini asabilmektir milliyetcilik...
milletinin imani icin yanabilmektir kimi zaman...
kimi zaman omzun cikik top oynamak...
kimi zaman "seyit" gibi topu sirtlamak...
sloganlari birakip gerceklerle yuzlesebilmektir bazen...
türk milliyetçiliği kafatasçı bir milliyetçilik değildir. dünya türk olsun falan diyede düşünülemez.saçma bir düşüncedir zaten bu. ama türk tarıhının hiçbir doneminde utanılacak bir hadise yoktur. bu yüzden türkler milletini sevmek ve türk oldukları için gurur duymakta haklılardır. ayrıca milliyetçilik hiç bir partinin tekeli altında değildir. türk milliyetçilinde herkese hoşgörü ve saygı vardır.aşırı olmasıda hoş değildir.dozunda olmalı ve türk millietini birleştiren tarzda olmalıdır çünkü saolsun etrafımız türk düşmanıyla dolu milliyetçilik bu yüzden gerekilidr