avrupa'nın dinen parçalanmış olan toplumlarını birleştirmek için ortaya attıkları fikir. tabi bizim o zamanlardaki jön türklerimiz avrupa ne yaparsa beğendikleri için hemen bizde de uygulamaya çalışmışlar ama toplumu bölmekten başka bir işe yaramamıştır. biz bölündük, onlar bütünleşti.
kendi belirleyemediği bir koşul olan, doğduğu toplumu ideoloji olarak belirleyen kesimdir. çok kolaydır, düşünme gerektirmez. babadan oğula miras gibi bir şeydir.
komik kısmı ise şudur. misal biz bunu diyince rus uşağı oluyoruz mesela. milliyetçiliğin sadece kendi uluslarına has bir davranış olduğunu zanneden kesim.
malesef bu hastalık, her ulusta belli bir miktar kendini göstermekte. maria sharapova'da sizin gibi milliyetçi bir açıklama yapıyor. kendi ulusunu haklı görüyor. etmediğiniz hakaret kalmıyor.
ulan sizin yaptığınız milliyetçilikse onun yaptığı da milliyetçilik. ondan sonra solcular gerçeği yüzünüze vurunca rus köpeği hastır ulan.
belli bir seviyenin üzeri zararlıdır. sizi kürt milliyetçisi iseniz pkklı, türk milliyetçisi iseniz ışidçi yapar. terörist olmaya meyillisinizdir. kültürünü sürdürme ve milli takımı destekleme seviyesinde kalmalı. ayrıca atatürkçü taklidi yapan atsızcılardan uzak durulmalı, prim verilmemelidir.
batıda doğmuştur. sonradan osmanlı'ya girmiş ve osmanlı'yı paramparça etmiştir. araplar milliyetçi, ermeniler milliyetçi, türkler milliyetçi olmuş birbirlerini yemişlerdir.
ittihat ve terakki cemiyeti'nin getirdiği türkçülük osmanlı devleti'nin diğer milletlerini ayaklandırtmıştır.
ermeni katliamı, süryani katliamı gibi birçok katliam getirmiştir. islam'da yasaktır.
ırkçılığa (asabiyyeye) çağıran Bizden değildir; ırkçılık için savaşan Bizden değildir; ırkçılık üzere, asabiyye uğruna ölen Bizden değildir." (Müslim, imâre 53, 57, hadis no: 1850; Ebû Dâvud, Edeb 121; ibn Mâce, Fiten 7, hadis no: 3948; Nesâî, Tahrim 27, 28)
"Asabiyet (kavmiyetçilik) dâvâsına kalkan, onu yaymaya çalışan, bu dâvâ yolunda mücâdeleye girişen Bizden değildir." (Ebû Dâvud, Edeb 112)
Vasîle bin el-Eskâ (r.a.) anlatıyor: "Ben, 'Yâ Rasûlallah! Adamın kendi kavmine bir zulüm üzerine yardım etmesi asabiyetten (ırkçılıktan) mıdır?' diye sordum. Hz. Peygamber (s.a.s.): "Evet" buyurdu." (ibn Mâce, Fiten 7, hadis no: 3949; Ebû Dâvud, Edeb 121, hadis no: 5119; Ahmed bin Hanbel, 4/107, 160)
Rasûlullah (s.a.s.)'a soruldu: "Kişinin soyunu, sülâlesini (kavmini, ulusunu) sevmesi asabiyet (kavmiyetçilik, ırkçılık) sayılır mı?" Hz. Peygamber şöyle cevap verdi: "Hayır. Lâkin kişinin kavmine zulümde yardımcı olması asabiyettir/kavmiyetçiliktir."(Ahmed bin Hanbel, 4/107, 160; ibn Mâce, Fiten 7, hadis no: 3949)
tek temsilcisi ak partidir bu ideolojinin. gerisi traş.
millîyetçilikte islamcılıkta solculukta öncü ak Partidir. Reformlar milli araç gereçler yapmak hizmet etmek özgürlükleri genişletmek vs. hep ak parti iktidarında oldu.
millîyetçi kardeşlerimiz oylarını ak partiye versinler. Bir oy bir oydur.
cumhuriyetin temelindeki milliyetçilik -1924 anayasasına göre- bir vatan üzerinde etnik ve mezhepsel ayrılıklar olmaksızın bağımsız ve hür bir şekilde vatandaşlık bağıyla yaşayabilmektir.
bir frenk ideolojisi. bir memleketi ileri götürmenin yegane seçeneğidir. milliyetçiliğe sahip olmayan milletler; soysuzlaşır, narsist bireylerle taşan kapitalizm kölesi piçlerden ibaret olur. sonucu yıkımdır. vahşi bir yıkım. örnek için (bkz: suriyeliler) (bkz: libyalılar) (bkz: yemen)
avrupalı makro milliyetçilik yapar, bu sayede toplumlarını tek çatı altında harika bir noktada bulundururlar.
türkiyede mikro milliyetçilik yapılır, 3-5 kişiden oluşan sikimtrak topluluklar bile "bize her yer x'tir agaaaaa" diye mal mal takılır. sonuç; sikko türkiye, sikko bir gelecek! harika, aferim sik kafalı!
bazı kimselerin sözde bitirdiğini düşündüğü bir dünya görüşü.
Millet olgusu ortadan kalkmadıkça, milliyetçilik elbette var olacaktır.
Ama zaten milliyetçiliğe karşı olanların istediği de bu.
Bir ülkenin kurtuluşu olan yegane düşünce. Bu düşünce, sanılanın aksine, tamamen ülkeyi kalkındırmak için çalışmaktır, ırk, dil, din ayrımı yapmadan. Milliyetçiliği avrupalılar köküne kadar uyguluyor ve durumlarına bakın. Biz, birbirimize düşüyoruz. Onlar da bunu istiyor zaten. Milliyetçiliğin çok güçlü olduğunu anlayıp içimize milliyetçiliğe karşı saçma sapan fikirler sokmaya çalışıyorlar.
Milliyetçilik, ulusçuluk, ulusalcılık ya da nasyonalizm, kendilerini birleştiren dil, tarih veya kültür bağlarından bir üstyapı oluşturabilmiş sosyal birikimlerin adı olan millet veya ulus olarak tanımlanan bir topluluğun yaşama ve ilerleme ülküsünün toplumların ve insanlığın gelişmesini sağladığına inanan görüştür.
kafa siken postmodernist neo-marksist zırvalarına ve "milliyetçilik hastalıktır yaaee" şeklindeki son dönem modasına uymaktan ziyade milliyetçiliği anlamak isteyenlere şu entrye bir göz atmalarını tavsiye ederim:
ulusların kendi kaderini tayin hakkı oldukça eski bir kavramdır. fransız ihtilaline dayanır. ama oradaki iç self determinasyon yani milletin kendi ülkesi içinde siyasal sistemi belirleme, sözün özü demokrasi ile ilgilidir. dış self determinasyon bağımsızlıktır. bu da wilson ilkeleri ve bm kararlarıyla daha çok ilintilidir. dış self determinasyon bugünkü dünya düzeninde anti kolonicilik şeklinde zuhur etmiş ve büyük çoğunlukla bitmiştir. yani bundan sonra uygulanması için getirilen şartlar (ülkede demokrasi olmaması, ayrı millet ve ana vatandan ayrı toprakta yaşama gibi) pratikte zordur. bugünkü dünya düzeni ülkelerin parçalanmasına karşıdır (sebepleri bir makale konusu). mesela kürtler de dahil olmak üzere azınlıkların kendilerini "halk", "kurucu irade" gibi adlarla tanımlaması aslında dış self determinasyon amacıyladır. o sloganlar boşuna atılmıyor.
efendim milliyetçiliğin siyasallaşması sonucu ırkçılığa evrilmesi gibi bir önerme mantıksızdır. siyasallaşmayan milliyetçilik zaten milliyetçilik değildir. bu milliyetçiliği sivil toplum götürsün demek aslında daha çok azınlık milliyetçiliği ile ilgilidir ki şu an ki düzen aslında bunu istiyor. milliyetçilik çok dar anlamıyla dinin tutunum gücünü kaybetmesiyle özellikle avrupa'da protestanlığın yükselişine karşı katolik karşı koyuşu ve uzun süren din savaşları sonunda toplumda güçlenen burjuvanın milliyetçiliği tutunum ideolojisi olarak benimsemesi ile oluyor. tabi bu az gelişmiş ülkelerde önce devletin kurulması sonra milletin kurulması şeklinde tezahür ediyor. bu son noktayı kemalist milliyetçilik ve afrika milliyetçiliği modellerinde görebiliriz. tabi neden millet prensibi seçiliyor da daha büyük ya da daha küçük entitiler seçilmiyor diye sorulacak olursa, bunun cevabı da ulusal pazar ve merkezi devletin, onun propaganda gücü, onun merkezi ordusu ve iletişim araçları ile hükmedebildiği ve ortak bir kültür inşa edişi ile ilgilidir (bu yorum marksist pencereden yazılmıştır, tartışılır).
millet ve milliyetçilik pek çok kavram gibi mesela bürokrasi ve propaganda, modern kavramlardır. yapaydır yani. sonradan oluşturulmuştur. mesela bir hikaye anlatılır, namık kemal british museum'a gidiyor. kitap almak için doldurduğu formda nationality kısmına ilk olarak muslim yazıyor. "bu ne? bu nasyonalite değildir" diyorlar. adam gidiyor bu sefer ottoman yazıyor. türk yazmak aklına gelmiyor. çünkü o zaman öyle şeyler yok.
milliyetçilik karmaşık bir olaydır. burada kitap yazacak değilim. ama mesela gellner'i tavsiye edebilirim. afrika milliyetçiliği için nkrumah, türk milliyetçiliği için baskın oran kitapları işe yarar. bilimsel olarak tabi.
ha bu arada komünistlere gelince bu da apayrı bir tartışma ama şunu söyleyeyim: yukarıda denildiği gibi halk ve millet farklı şeylerdir. sosyolojik olarak halk daha çok bir hiyerarşi üzerinden tanımlanır. yani ezilenlerle ilgilidir. marksizm bu ezilenlerin iktisadi sebeplerle olduğunu o yüzden ezilen halk milliyetçiliğini meşru görmek yolundadır. bu yüzden lenin mustafa kemal'e yardım etti. 70'lerde de mesela sovyetler bm nezdinde sömürülen halkları hep savundular. bizim resmi tarihin söylediği gibi bu mustafa kemal'in bir dehası değildi. sovyetler narkompros diyorlardı bu politikaya galiba. zaten sovyetlerde de milletler geniş bir özerklik alanına sahipti. tabi onlarda da bu fikirler çok değişti sonradan bu milliyetçilikler de meşru görülmemeye başladı falan filan. ayrıca bu kürt milliyetçiliği de apayrı bir konu ama çok basit söyleyeyim. kürtlere milliyetçilik türklerle hemen hemen aynı zamanlarda geldi. bunda abdulhamit'in hamidiye alaylarının etkisi büyüktür (bunun detaylı anlatımı için janet klein makalelerine bakınız). mesela yanlış hatırlamıyorsam 1898 yılında milliyetçi bir kürt dergisi var. jin adında mı ne. ama milli duygu kürtlerde olumsuz ögeye yani ermeni düşmanlığına bağlanıyor ve bundan besleniyordu. bunda 1858 toprak reformları ve onun kürt-ermeni çekişmesi vs etkili. zaten kürtler de bundan dolayı milli mücadeleye destek verdi. ermeni gelip topraklarını geri almasınlar diye. ve kürt milliyetçiliği şeyhler dönemine girdiğinde bu zaman da dinsellik ön plandaydı. çünkü kürt toplumu feodal üretim ilişkileri içindeydi. bugün kürt milliyetçili içinden çıkılmaz çelişkilerle doludur. dinsel ve dilsel farklılıklar var. mesela türk devleti yıllardır kuzey ırak'taki kürt embriyonunda korkuyor ama bilmiyor ki iki taraf aynı dili bile konuşmuyor.
çok uzar da uzar. gördüğünüz gibi meseleleri detaylandırmadık bile. bir iki cümleyle geçtik. söyleyeceğim odur ki iki cümleyle kahvehane argümanlarıyla kendini cahil duruma düşürüyorsunuz. entrynin yazılma amacı: hepinizden bilgiliyim. *
milliyetçilik iyidir ama içi boş kuru milliyetçilik iyi değildir hatta aşırı zararlıdır.
artık sadece tarihimizle öğünmeyip çalışmamız lazım bu milleti nasıl ileri götürebilirim kültürümüzü nasıl koruyabilirim başbuğ atatürkün göşterdiği çağdaş uygarlık seviyesini nasıl yakalayabilirim diye düşünmemiz lazım en basitinden kitap okumayı ve olaylara sığ ve dar bir düşünce yapısı ile bakmamayı öğreterek başlamalıyız.
gerçekci milliyetçi olmak lazım hayalci değil.
Ancak gel gör ki ülkede milliyetçi olduğunu iddia edenler bile ümmetçi sırf hristiyan diye gagauz türklerini dışlıyorlar bunların kafa yapısı bu derece uyuşmuş işte.