baraj altında kalacakmış.kaynak ne akp medyası.akp bir gün bitip gidecek tıpkı anap gibi
siyasi tarih kitaplarında bir satır arası olarak yer alacak milliyetçi hareket partisi ise
türkiye ve türk milleti var oldukça ebedi olarak yaşayacaktır.
korgeneral engin alan, sincan hakimi osman kaçmaz, eski türk tarih kurumu başkanı yusuf halaçoğlu, erzurum milli eğitim müdürü fevzi budak, türkiye kamu-sen genel başkanı bircan akyıldız gibi isimlerin milletvekili aday adayı olmasından sonra oy vermenin benim için bir şeref meselesi haline geldiği şerefli partidir.
genel seçimlerde oyunu arttırma potansiyeli taşıdığını düşündüğüm partidir. kemal kılıçdaroğlu'nun chp'nin başına geçmesiyle beraber chp içinde bazı kürtçü yaklaşımlara göz kırpılması, chp içinde ki milliyetçi düşünceye sahip olanları mhp'ye yönlendirebilir. atatürkçü kişiliğe sahip emekli albay erdal sarızeybek'in konuşmacılık yaptığı panellerde doğrudan olmasa da dolaylı yoldan mhp'ye vurgu yapması bu durumun önemli örneklerindendir.
parti üyelerine ülkücü dedikleri, aydınlanmak için dokuz adet ışığa ihtiyaç duyan, milliyetçiyiz diyerek bir çok yalan yanlış hal ve hareketlere sahip gençler yetiştiren, üniversitelerde liselerde hatta ilkokullarda bile teşkilatlanma içerisine girerek gencecik çocukların veya aklı başında insanların bir şekilde erken yaşta kanına girme çabasındaki parti. bilinmelidir ki bu ülkenin korunması veya kalkınması sadece onların elinde değildir. milliyetçiliği kutsal sayanlar anlamalıdırlar ki kutsal şeyler bir araç olarak kullanılmamalıdır.
allah türkü korur...
allah türkü sever...
allah türktür...
gibi çok komik düşünceleri olan, tüm türkiye de sadece türklerin yaşadığına inananlar. birde bunların liderlerini görünce uluyanları vardır. devlet bahçeli de papara atmıştır uluyan adama... el öptürmemiştir. ulan sizin simge kurt değil mi ? neden adam uluyunca kızıyon ?
ayrıca ülkü ocakları vardır bunların, toplanıp toplanıp lise kavgalarına giderler.
her ne kadar benim görüşlerimi yansıtan, bana uyan, beni anlatan bir siyasi parti bulunmasa da, son zamanlarda kürtlere verilen aşırı tavizlerin ve bu tavizler sonucunda kürtlerin hareketlerinin saldırgan ve tehlike arz eden bir düzeye ulaşması sebebiyle, türkü kürde ezdirmeyecek bir parti olmasından mütevellit sıradaki seçimlerde oy vermeyi düşündüğüm partidir.
sen rahmetli türkeşin sağlığında oy verdin mi mhpye? diyorum; ezici çoğunlukla hayır cevabı geliyor.
hayır, cevabı verene e,canım kardeşim türkeşe oy vermemişsin; demek ki mhp ile bir ilgin yok, nereden biliyorsun bahçelinin türkeş çizgisinden çıktığını. hem sana ne? oy vermediğin bir parti hakkında yorum yapmak sana mı düştü? diyorum ses gelmiyor, duvar oluyor karşımdaki.
tek tük de olsa rahmetli türkeş zamanın da oy vermiş olanlar çıkıyor karşıma.
bahçeli varken oy vermem diyene soruyorum, içlerindeki ceraheti patlatmak için: türkeşin hangi yolundan çıkarılmış ve nasıl bitmiş mhp?
türkeş'in "çizgisini" bilmiyor, anlatamıyor ama barajdan, altta kalmaktan, sandığa gömülmekten dem vuruyor.
rahmetli türkeş döneminde mhpnin hiçbir zaman seçim barajı aşamadığından, en yüksek oyumuzun ancak % 8 olduğundan haberi yok. tek tek, tarih tarih anlatıyorum; mhpnin gelişimini.
babası chpliydi diye atılıyor.
o yıllarda türkiyede chpden başka parti olmadığını çok sevip baş tacı ettikleri adnan menderes ve celal bayarın da chpli olduğunu sonradan demokrat partiyi kurduklarını anlatıyorum. kendi dedesinin bile chpli olduğunu çünkü başka seçeneğin bulunmadığını anlatıyorum uzun uzun; şaşırıyor.
devam ediyorum anlatmaya ve babası chpli olan birinin evladı mhpli, akpli veya başka bir partili olamaz mı; iki öz kardeşin birinin chpli diğerinin mspli veya mhpli olduğu ve birbirlerini vurdukları zamanı yaşamadık mı? sen şimdi akpli veya has partili olabilirsin yarın çocuğun mhpye gönül verirse senin baban akpliydi buraya gelemezsin mi diyeceğiz? diye soruyorum.
cevap veremiyor, konuyu değiştirip millet size 1999 da şans verdi ama bahçeli gitti dspnin kuyruğu oldu. rahşan ülkücülere bir sürü hakaret etti bahçeli sustu diyor.
rahşanın bir kere sövdüğünü fakat tayyip erdoğanın msp geçlik kolları yöneticiliği zamanlarından beri ülkücüler ve türkeş aleyhine yaptığı açıklamaları, hakaret ve küfürleri arşivden çıkarıyorum önüne. çıtı çıkmıyor.
dsp ile kurulan koalisyonun mevcut şartlar içinde en doğrusu olduğunu ancak 28 şubat darbesinin henüz sıcaklığını koruması ve mhp yönetiminin iktidar acemiliğinin üzerine geçirdiğimiz iki büyük depremin verdiği hasarı hatırlatıyorum.
ecevitin dinsiz olduğunu iddia edip niçin onlarla ortak olduğumuzu soranlara, ecevite oy veren dindar cemaatlerini hatırlatıyorum. ecevitin en dinsiz bilindiği 70li yıllardaki chp-msp koalisyonunu hatırlatıp biz dspnin islama en saygılı olduğu zamanda koalisyon yaptık. sizin koalisyonunuz zamanında akıncı ağabeyleriniz chpli militanlarla kol kola gezerken o militanlar ülkücü katlediyordu o zaman müslümanlığınız neredeydi diye soruyorum.
"karpuz" kesiyorum ortaya, "yeşil komünist" tanımının nereden geldiğini anlatıyorum...
duvara konuşuyorum
eline fırsat geçmiş gibi sırıtarak atılıyor, koray aydın deprem yardımlarını cebine attı.
koray beyi tanımadığımı ama deprem bölgelerinde yaptığı kalıcı konutlar ve organizasyona japonların bile parmak ısırıp ödül verdiğini, hem koray beyin dokunulmazlık zırhından sıyrılıp yargılandığını; yargı sonunda 11-0 suçsuz bulunarak aklandığını söylüyorum.
kanun önünde masumiyeti tescil edilmiş bir kişiye hırsız demenin suç olduğunu hatırlatıp dinen günah olduğunu hatırlattıktan sonra sizin ali dibocular ve gemicik sahipleri dokunulmazlık zırhını niye kaldıramıyor? diye soruyorum.
süngüsü düşüyor...
batık bankalar sorununun eski iktidarlar döneminden katlana katlana gelip üçlü koalisyonun kucağına nasıl düştüğünü belgelerle izah ediyorum. o dönemde bankalar operasyonu yapıp daha çok kayıp vermeden operasyon yapıldığını ve başarıldığını, batak bankacıların içeri tıkıldığını fakat akp iktidarı tarafından hepsinin dışarı salındığını gözüne sokuyorum nazikçe.
mecliste hakkında yolsuzluk dosyası olmayan tek liderin sn. devlet bahçeli olduğunu, diğerlerinin dokunulmazlık zırhının arkasında yaşadığını gazetelerdeki haberi gözüne sokarcasına göstererek anlatıyorum.
tıss..sesi duyuyorum.
namaz ve iman bahsi kıran kırana geçiyor, din kendi tekellerinde ya
bir insan ben dinsizim demedikçe dinsiz, imansız olmakla suçlanamayacağını hadis ve kıssalarla izah ediyorum. bahçelinin davul zurna eşliğinde veya mankenler gibi kamera eşliğinde camiye gitmediğini anlatıp sen türkeşin hacı olduğunu biliyor muydun? diye soruyorum. bazıları ilk defa benden duyuyor. alışmışlar kendi liderlerinin her gittiği yerde aynı namazı iki üç defa kılmasına, alışmışlar "hacca da giderim viskimi de içerim" felsefesine.
ülkücüler ibadeti gösteriş için değil, allah rızası için yapar; benim veya bahçelinin namazından sana ne? günahı varsa hesabını allaha verecektir. namaz kılıp namussuz olmaktansa kılmayıp namuslu olmayı yeğlerim diyorum.
bahçeli'nin namazını eleştirenlerin çoğunun camiyi cuma'dan cumaya gördüğünü öğrendiğimde ben şaşırıyorum. "dinime söven bari müslüman olsa" vecizesini hatırlatıyorum.
müslümanlık siyaseti yaparak iktidar olanların zinayı suç olmaktan çıkaran, domuzu kasaplık et sınıfına alan kanunlarını hatırlatıyorum. bu milletin vergileri ile onarılan ve ibadete açılan kiliselerden habsediyorum.
allah ile kandıranları anlatıyorum susuyorlar...
laf lafı açıyor, referandumdaki hayır oyuna geliyoruz. mhpye son bir çamur atmak için üretilen bildiğimiz klişe sözleri tekrarlayıp duruyor.
biliyorum, damarıma basıp kavga çıkartmak için bütün bunlar. kavgaya tutuşursam ülkücüler böyle işte, hepiniz kavgacısınız deyip sıvışacak.
referandum yapıldığından beri hangi darbeciyi yargıladıkları soruyorum. referandumun kötü karakteri kenan evrene yapılan maaş zammını soruyorum.
mhpde aktif ve üst düzey görevdeki eskimez ülkücülerden aklıma gelenleri sayıyorum
mhpden gidip şimdi mhp aleyhine çalışanların rahmetli türkeşe neler yaptıklarını anlatıyorum kısa kısa.
mhpden fiili olarak ayrı olsa bile mhp çizgisini koruyan ve o uğurda elinden gelen gayreti gösterenleri anıyorum.
kendi akp'sindeki, chp'sindeki uyuşturucu baronlarını, genç kız hastaklarını, apo'nun ev arkadaşlarını, ülkücü katillerini, bölücü yandaşı vekillerini zimmetçi, rüşvetçi, kasetçileri hatırlatıyorum.
daldan dala geçiyor, konudan konuya atlıyor.
çok uğraşıyor, kaşınıyor ama bir türlü kaba kuvvet faslına çekemiyor.
biliyorum her konuşmamızda, anlattıklarımdan bazıları aklını kemiriyor, her görüşmemizde içine bir kurt düşüyor.
ama kimler kurduysa zembereğini her seçim döneminde ortaya çıkıp aynı şeyleri söylüyor: bahçeli oradayken mhpye oy vermem.
hala baraj altında diyorlar milletede durumu böyle pompalıyorlar son yapılan tarafsız bir anketde
mhp nin oyu 19.2 çıkmışken en taraflı anketlerde bile yüzde 14 lerde dolaşırken bazıları hala rüyadan
çıkamamış gibi görünüyor onlarda biliyor ki mhp olmazsa her türlü pisliği meclisten geçirebilecekler.evet
biz de biliyoruz...
milliyetçi hareket 2009 da gerçekleşen mahalli idareler seçimlerinde il genel meclisi 6.407.498 oyu karşılığına denk gelen % 16,05 oy oranı yakalamış belediye oylarında ise oy 7.070.177 ye dayanmış idi.
bu seçim sayesinde mhp 1 büyükşehir 9 il ve 129 ilçe belediyesi kazanmış.
aydın, çankırı, çanakkale, ankara, içel, bayburt, düzce, kars ilk aklıma gelen iller, ve dahi bir çok ilde büyük oy oranı ile yarışa ortak olmuştu.
hatırlayınız bunun sonucunda yakalanan güzel hava o dönem yapılan hemen hemen tüm anketlerde milliyetçi hareket partisi %20 bandında oya ulaştırmıştı.
bu milli iklim hem teşkilatları hemde harekete gönül veren, oy veren insanlarımızda tek başına iktidar adına büyük bir inanmışlığa doğru hareketlendirmişti. sonrasında türkiye bir referandum yaşadı. özellikle milliyetçi hareket hem mecliste hem kamuoyunda referandum da hayır oyu bağlamında mücadeleye girmiş, chpnin de hayır dediği noktada, sanki böyle bir şey varmış gibi mhp ve chp kardeşliği propagandası uygulanmış hatta anadolu da chpnin gölgesi, chpnin ipi ile kuyuya inen bir mhp görüntüsü verilmeye çalışılmış ve başarıya ulaşılmıştır.
burada iktidar ve medyası aynı noktada fettullah gülen cemaati etkin rol oynamış ve referandumun sonucundan ziyade kaybeden mhp noktasına getirilmiştir.
üzülerek söylüyorum ki bunda da başarılı olmuşlardır. yani kuş kuşluğunu pust pustluğunu elbette yapacaktır.
burada önemli olan bizim ne yaptığımız ve bundan sonra ne yapacağımızdır.
referandumun hemen sonrasında bu sefer yapılan anketlerde milliyetçi hareket baraj noktasına çekilmiş %10 ile %12lik dilime hapsedilmiştir. bu durum benim gibi, bizim gibi, sağı solu, önü, arkası her tarafı mhp olan, soluduğu havayı dahi türk- islam ülküsü noktasında olan insanımız, camiamız tüm kalp kırıklarını hatta haksızlıkları bir kenara koymak sureti ile, bize biçilen barajmış %12miş stratejilerine karşı çirkin tezgahı bozmak adına, yüreğini ortaya koyarak maça tekrar dahil olmuştur.
olayı bu noktada değerlendirirken, tam yol ileri ve sesime ses ver türkiye söylemleri ile tek başına iktidar arzusunu dile getirerek doğru bir çıkış yapılmıştır. lakin bu gayretler yine etkin medya desteği hükümet avantajını iyi kullanan akpnin karşı hamlelerinin yanı sıra üzülerek söylüyorum ki istemeden de olsa buna inanan insanlarımız ve bazı söylemlerimiz de bize daha büyük zararlar vermiştir.
tam yol ileri sesime ses ver türkiye tek başına iktidar söyleminin akabinde %18'lerdeyiz. akp gittikçe mhp'ye benziyor. ölümüz bile barajı geçecek diyerek verdiğimiz hatalı söylemler hiç şık olmadığı gibi sonuçları da bizi aşağıya çekmiştir.
derdimiz barajı geçmek ise bunlara diyecek bir şeyimiz yok; tablo güzel. ama derdimiz iktidar olmak ise; o zaman yapmamız gerekenler farklılık göstermelidir.
insanımızı yaşatacağız ki teşkilatlarımızı ayakta tutalım. teşkilatlarımızı yaşatacağız ki davamızı ayakta tutalım.
davamızı yaşatalım ki devlet ebet müddet payidar olsun.
şahsi kanaatimiz o dur ki; bu durumda ilk yapmamız gereken; ülkemiz de milli ve manevi değer erozyonu yaşatan akp hükümetinin istanbul'da kuran kursu yıktığını, malatya da camii akdamar da kilise açtığını, dinler arası diyalog safsatası ile ya allah bismillah diyerek kilise havra açtığını hatırlatmalı, muhafazakar insanlarımızı akp'ye yönelişini engellemeliyiz.
bu kadar aleni isyanın ve yanlışın karşısında bırakın milliyetçi hareketin hataları, noksanları elbette kabul edilebilir noktadadır. yani akpnin saymakla bitiremeyeceğimiz, ihanet çizgisine varan uygulamalarının yanında bizimkiler deve de kulak misalidir...
teknolojik temayül yoklaması denilen saçma sapan bir uygulama ile milletvekili adayı belirleyeceğini belirten siyasi parti. Kırsaldaki seçmenin internetin i'sini bilmediği gözönünde bulunduğunda bu "yoklamanın" sadece "bakın fikirlerinize değer veriyoruz ama son sözü biz söyleriz" havasında yapıldığı aşikardır. genel merkezi arıyorsunuz, sürekli bir oyalama, telefonlara bakmama. Devlet bahçeli matematik formülleri geliştireceğine otursun tabanınının sesini dinlesin, kusura da bakmasın ama bu kafayla 100 yıl iktidar olamaz.