galatasarayın nonda nın gidişinden sonra -ki büyük hataydı- anlam veremediğim bir şekilde alternatifini aramıyor bu adamın. zaten bi tek forvet furyası aldı başını gidiyor. tek forvet bir oynayıp üç sakatlanınca resmen utanç verici bir şekilde forvetsiz oynuyor. cimbomun orta saha oyuncusu kadar forvet bulundurduğu zamanları hatırlıyorum ben neler değişti anlamış değilim...
bir bursasporlu olarak hayretlerle izlediğim forvettir. hani bir forvette olması gereken ne varsa milan'da hepsi var. herşeyi geçtim adam yüreğinden oynuyor. bir yabancı futbolcunun türkiye'de böylesine iştahla oynadığına çok az tanık oldum. onu izlemek hakikaten bir keyif. umarım daha uzun süre kalır türkiye'de daha çok izleriz milan'ı.
gitsin başka bir takımda oynasın, emeklerini zayi etmemiş olur hiç olmazsa. arda da gitsin kardeşim. bu takımdan bi zik olmaz, futboldan nefret ettirdiler yeminle. maçları da izlemiyorum artık.
galatasaray'da canla başla mücadele eden, oyunu çevirmeye çalışan tek futbolcu.
yönetim beceriksiz, teknik direktör ciddiyetsiz, futbolcular ruhsuz... bunca rezaletin içinde hala ayakta kalmak için çaba sarfeden baros'a teşekkür ediyoruz.
tüm takım bir araya toplanın ve gidin yanına. sırayla bu adamın gıdısından öpün. ne kadar büyük futbolcu olduğunu farkedip taşaklarından öpmek isteyen olursa da tutmayın öpsün. çünkü bu adam galatasaray.
ankaragücü'ne 4-2 yenildiğimiz maç'ta aslan diye tanımlayabileceğimiz tek (belki mücadelesiyle bir de sabri) oyuncudur. sen var ol baros. aldığın paralar ananın ak sütü gibi helal olsun. senin yolun doğru yoldur baros. yürüyedur!
"galatasaray ruhu" diye bir şey vardır. galatasaray'a gönül vermiş insanlar iyi bilirler o ruhu. işte o ruhu sadece bu adamda görüyoruz biz. bir tek o sakatlandığında üzülüyoruz hatta ağlıyoruz. deriz ki; "şu takımda 2 tane daha baros gibi gönülden oynayan oyuncu olsa bizim bir sorunumuz kalmaz."
bu adam için "kral" demek benim için basit bir yakıştırmadır. adını koyamıyorum.
türkiye liglerindeki kaliteli bir kaç forvetten biri. top onun ayağına geldi mi ister istemez insan nefesini tutuyor. ama ne kadar büyük bir futbolcu olursa olsun futbol 11'er kişiyle oynanır ve 17 ekim 2010 galatasaray mke ankaragücü maçı'nda baros'un yanında 10 kişi daha yoktu.
gs ye geldiğinden beri taraftarın sevgisini saygısını kazanan iyi oynamaya çalışan ama geçen seneki fener derbisinden beri doğru düzgün sakatlıktan kurtulamamış futbolcu.