"adet gördüğü için haram ve/veya zararlıdır" diye bir inanış olan yiyecek. aslı astarı yoktur. adet* memeli hayvanların bir özelliği olup bir kabuklu olan midyelerin uzaktan yakından ilgisi olan bir husus değildir.
daha da ilginci midyelerin kanı bile yoktur. alayı kansız şerefsizdir.
günlerden bir gün sahile uzandım yanlız kalıp felsefi düşüncelere dalmak amacıyla.* çok geçmedi dalgıç kıyafetli elemanın biri hemen önümden su yüzeyine çıktı. "ulan ne oluyoruz" demeye kalmadan arkadaşına içi midye dolu çuvalı uzatıp diğer boş çuvallardan birini aldı ve tekrar suya girdi.
anlaşılan bizim elemanlar iyi para kazanıyor ki dalgıç kıyafeti bile almışlar. yalnız başka bir husus var o da; midyelerin toplandığı yerin marmaraya dökülen ve artık boktan çok daha tehlikeli atıkların da içine karıştığı derelerden biri olması.
temmuz ve ağustos ayları bu hayvancıkların adet dönemlerine denk geldiğinden ötürü-kimden ötürü?- şu sıralar yenmesi her zamankinden daha sakıncalıdır. ha yok, ''ben regl megl dinlemem her türlü yerim muhahhha'' mantaletisine sahip bir insansan saygı duyarım dememi bekliyorsun değil mi? hayır demeyeceğim, sikimi ye kjdsnafjkasdnfasdsa.
bir midyeciye memleket nere diye sormayın mardinlidir ayrıca 1 midyeyi * 1 kaşık pilavla eş sayarsak bir insan nasıl olurda bir oturuşta 60 70 hatta 80 kaşık pilav yer diye de sorulur
yemeyenin zevkini bilemeyeceği aslında zevkli olan şeyler zararlıdır teorisini doğrular nitelikte hijyenik olmayan mmuhteşem şey.
onu tanımlayabilmeniz için önce bir adet deniz kıyısı bulmanız ve hemen meltemi kendinize doğru çekmeniz gerekmektedir. sonrasında yaşanacaklar zaten benden önce yazılmış. bu konuda kordonu tek geçerim. insan hayatı yaşadığının farkına varır. ah şimdi orda olmak vardı...
izmir'de yaşayan şanslı insanlar için üçyol metro çıkışında muhteşem olanlarından bulunabilecek yiyecek. yüzlerce var tezgahta duruyorsun önünde adam veriyor tabağı yiyorsun atıyorsun bıkana kadar, eller yağ limon içinde nasıl bir zevk nasıl bir zevk aman yarabbi.
bir kültürdür.efendim 4 -5 arkadaş toplaşılır, bir adet midyeci bulunur.
-gardaş burda kaç tane var şimdi ? kaçtan veriyon ? sen onu bi geç. bak bunların ederi budur, ver hepsini soğukta bekleme boşuna -
gibi cümlelerle midyeci tava getirilir elinde avcunda ne kadar midye varsa hepsi alınır tabi limonlarda unutulmaz. oturulur sahile afiyetle yenilir.
sahsen midyeyi seven biri olarak, o sokaklarda satilan icinde bulgurmu pirincmi ne oldugu belirsiz bir seyle yapilmis midyeler, igrenc ötesi birsey diyebiliyorum ancak.
bulunduğum şehirde, isimde veriyorum: denizli'de bir kaç bira sonrasında açlığı hafif bastırmak için yanına yumulduğum ve bir kaç tane yedikten sonra "abi bunları nereden getiriyorsunuz?" şeklinde ünlemli bir soru sorduğum ve karşılığında "izmir" cevabını aldığım ama tatmin olmayarak "izmir neresi?" şeklinde ikinci bir soruyu yönelttiğim ve bu sefer "kadifekale" şeklinde cevap alarak ortamdan jet hızıyla uzaklaşmamı sağlamış besindir. çok seviyorum ama yemek için izmir yollarını gözlüyorum. hatta önceden sipariş verdiğimde oluyor *. yapılış şekli insanda mide bırakmasa da boşverin. ne midesiz şeyleri kabul ediyoruz yeri geldiğinde diyor afiyet olsun diyorum *.
kankanızla beraber eminönü'nde bir tepsi kapatıp sıçana kadar yenen bir kayıntıdır. arada dişlerinizde kıtırdayan kum taneleri de mineral ihtiyacınızı karşılar. midyeci abinin belinde bir havlu vardır. istanbul'da yaşayan insanların yarısı bu havluya ellerini silmiştir. biz de sileriz. ve sonra iş bu havlu dile gelip şöyle der "yeter mna koyiim ya bir seferde elli tane midye de yenmez ki!"
pis ortamda yapıldığına inanılan her şey gibi (bkz: kokoreç) muhteşem, harika, en güzel vb kelimelerin kifayetsiz kaldığı bir tada sahip olan ve yemeyenlerin neler kaçırdığını bilmedikleri nadide yiyecek.. **
istiklal caddesi balık pazarı girişinde şampiyon kokoreçin yanında o adam gibi daha kimse yapamadı yedikçe yiyesim geliyor. adamı oyalıp tezgahı çalmayı bile düşündüm.nevizade geceleri nin vazgeçilmez tadıdır.