mevlana ile yunus emre aynı asırda yaşamışlar ama görüşmemişler.hatta mevlananın bir sözü var yunus'la ilgili, " hangi makama çıksam bu yörük çocuğunun izini görüyorum." şeklinde. demekki görüşmemeleri yunus tarafından!..
hz. mevlana'nın takdığı sikke'nin, osmanlı devleti kurulduktan sonra padişahlar tarafından da takılması, osmanlı devletinin hz. mevlana'ya ve onun yoluna olan aidiyetini göstermek amaçlıdır.
800. doğum günü olması sebebiyle bugün konya'da büyük bir organizasyonla anılacak olan ulu kişi. konya'da bulunanların kaçırmaması gereken bir gece olacaktır.
ayrıca mfö'nün de sahne alması kesinleşmiştir.
" come, come again !
whatever you are...
whether you are infidel,
idolater or fireworshipper.
whether you have broken your vows
of repentance a hundred times
this is not the gate of despair,
this is the gate of hope.
come, come again ... "
"Şehvetin adını Aşk Koydular
Eğer Şehvet Aşk Olsaydı
Eşekler Aşkın Şahı Olurdu!"
diyerek, günümüze ışık tutmuş müthiş kişilik.
her yerde her zaman geçerliliğin koruyan sözlerin sahibi.
yüz yıllar sonra bile ona duyulan ilgi ve hayranlık azalmıyor, aksine çoğalıyor.
demek ki, Onun düşüncelerine insanlar gün geçtikçe daha çok ihtiyaç duyuyorlar, daha çok keşfediyorlar. gün geçtikçe değerleniyor sanki. hiç eskimiyor.
"mevla"nın kelime anlamı efendidir. mevlana "efendimiz manasına gelir. mevlana celalettin rumi derken de efendimiz anadolulu celalettin denilmektedir. eskiden anadoluya rum denilirdi. rumi derkende oradaki -i eki aitlik bildiren bir ektir. yani anadoluya ait anlamında.
eşcinsel ve moğol ajanı olduğu iddia edilen anadolu ermişi. hatta moğol ajanlığından dolayı nasrettin hoca ve hocası sayılan hacı bektaş'tan tonla ayar yediği anlatılır.
Ne olursan ol gel sözüyle ''gel de koynuma alam seni'' dememiştir. Orda demek istediği ''bu yol arınma yolu, günahlardan feragat etme yolu'' Anlamına gelmektedir. Ümid vaat etmektir amacı. mevlanın bile bir tövbeyle affedeceği günahı biz kimiz ki affedecegiz diyecek kadar ilim sahibi bir zattır. Öyle okumadan, onun faziletini müşahede etmeden yapılan yorumların sahiplerine de gel derdi. Ben de öyle diyorum, sen boşver dostum yavaş yavaş topla gel.
''taş yeşermez geçmiş olsada nevbahar
toprak ol da bak nasıl güller açar
taş gibi idin çok gönül kırdın yeter
toprak ol üstünde hoş güller biter'' demiş insan.
kendisi aslen iranlidir ve en cok saygi duyuldugu yerde iran'dir. mesnevi ulkede dini acidan kuran kadar saygi duyulan bir kitaptir.* buna ragmen iran halki dini acidan sapkinliga dusmustur*yaptiklari bazi dini uygulamalarin islam'la uzaktan yakindan ilgisi yoktur ve bu uygulamalari islam adina yaptiklarini dusunmektedirler.ben bu durumu mesnevinin onsozunde yazan 'bu kitabı birçok insan yaralarına melhem olmak için okuyacak ama dikkatli olunmalıdır. çünkü bu ugurda bircok insan da sonsuzluk girdabinda koybolmuştur' sozuyle acikliyorum
(bkz: muta nikahi)
(bkz: hulle)
"ok gibi doğru olsam, yabana atarlar beni.
yay gibi eğri olsam, elde tutarlar beni.
doğruda aç görmedim, eğride hiç tok.
eğri yay elde kalır, menzil alır doğru ok."
insana düşen görev evrenin yaratılışındaki sırrı kavramakta, allah evreni kendisinin bilinmesi için yaratmıştır, ilahi öz taşıdıkları için bütün insanları sevmek gerekir gibi cümleleri kurmuş alim..
merak edip mesnevi yi okuyanlar görmüşlerdir. şöyle bir iddia var ortada "o alemlerin rabbinden inmedir" hayırdır? mevlana ya "vahiy" falanmı gelmiş acep? diye düşünüyor insan. moğol lar ırak ta müslüman halkın kanını içerken *, mevlana hazretleri "onların atları dahi oruç tutar" diyordu.. hatta, anadoluya erzurum ve erzincan üzerinden girip, kayseri nin surlarını oyarken bile, mevlana bir kez dahi "savaş- cihad" fetvası vermemiş. garaib bir durum araştırmak lazım tabiiki.
sıkıldım, bunaldım, yetti beahh* ve tutunamayanları oynayanlar için şöyle demiştir ya hazreti mevlana.
"ekmek yiyorsun. buğday tarlasının yanından geçiyorsun. dikkat et, buğday toprağa düşüyor suluyorsun, sonra toprakta parçalanıyor, sonra yukarı çıkıyor, aylarca güneşe dayanıyor, sonra samanından ayırıyorsun, taşa öğütüp un yapıyorsun, suya atıp hamur yapıyorsun, ateşe atıp ekmek yapıyorsun ve sonra yiyorsun. sen bunların olması için geçtiği yolları gördünmü? sen sıkıntı çekmeden kurtulacağınımı sandın?"
ve allah'ın emirlerinden sıkılanlar içinse şöyle söylüyor aşk eri;
"denizde inciler derinde olur, çerçöp sahilde olur."
sahip olduğu hoşgörü akıl sınırlarını zorlayıcıdır.özellikle o devirde dahi söyleyebildiği şu söz bunun en büyük kanıtıdır;
"gel, gel, ne olursan ol yine gel,
ister kafir, ister mecusi, ister puta tapan ol yine gel,
bizim dergahımız, umitsizlik dergahı değildir,
yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel..."
bunun gibi daha birçok muhteşem sözü vardır.
"şu toprağa sevgiden başka bir tohum ekmeyiz
şu tertemiz tarlaya başka bir tohum ekmeyiz biz..."
"ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol..."
"ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşındakinin anlayabildiği kadardır."
hala islami bir takım payelerle kuşatılmasını garipsediğim panteist filozof. bazı kaynaklara göre eşcinsel olduğu ileri sürülse ve şems ile yaşadığı eşcinsel ilişkisi de resmi tarihte ayyuka çıkarılarak anlatılsa bile, ilginç olarak en muhafazakar adamlar bile beklenmedik şekilde saygı duymaktadır kendisine. bu islam'ın gücünden midir, mevlana'nın gönlü genişliğinden midir bilinmez ama yalnızca hoşgörü yaklaşıyla büyük bir düşünür olduğu su götürmez bir gerçektir.
şems ile olan ilişikisi, muhabbeti allah aşkı çerçevesinde olan tasavvuf üstadıdır. biribirlerinde allah aşkını görmüşlerdir ve ona aşık olmuşlardır. semalarında şems ile aynileşmiştir, bir olmuştur. kimin can kimin canan olduğu belli değildir.